18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi

Türkiye Almanya ittifakından sonra boğazları kapatmak zorunda kalmıştı. 10 ağustos 1914 tarihinde iki Alman savaş gemisi bize sığındı. Bu iki savaş gemisi Almanya’nın paçayı kurtarmasını sağlamak için ülkemiz tarafından satın alındı ve isimleri Yavuz ve Midilli olarak değiştirildi. Boğazın topları İngiliz donanmasını durdurmuştu ancak, çok uzun sürmeden düşman boğazı abluka altına almış, teyakkuza geçmişti. Boğazların kapanması Rusların müttefiklerinden ayrı düşmesi anlamına geliyordu. Rus ordusu cephane ve teçhizat açısından çok zayıftı. Boğazlar açılsaydı nüfusu sağlam olan Rus ordusu, Fransa ve İngiltere tarafından silahlandırılıp bir kara bulut gibi Almanya’nın üzerine çökecekti. Ancak yine olan bize olacaktı. 1914 Kasımı’nda Kafkas Cephesi’nde Ruslara karşı başlattığımız taaruz, kendilerini derinden etkilerken Rus kumandanı çareyi İngiltere’ye müracaatta bulmuştu. Gayeleri dikkatimizi başka tarafa çekmek olduğu için, boğazları kuşatmak seçeneği biçilmiş kaftandı. Düşman, 1915 Şubatı’nda Çanakkale’ye deniz hücumları yapmaya başlamıştı. Bombardımanın bazı vuruşları çok kuvvetli olsa da boğazı geçmeye yetmedi. Bunun sonucunda yalnız deniz harbi ile bu meselenin çözülemeyeceği anlaşıldı ve 60.000 İngiliz ve 17.000 Fransız’dan oluşan bir ordu organize edildi. 18 Mart tarihinde düşman Türk tabyalarını ağır bir ateşe maruz bıraktı ve mayın tarayıcı gemileri Türk torpillerini topladı. Düşman ertesi gün boğazı kolaylıkla geçeceğini ummakta iken, 17/18 Mart gecesi Nusret adındaki mayın gemimiz, binbaşı Hafız Nazmi bey ve Tophaneli Kolağası Hakkı Bey kumandasında son kalan 20 torpili büyük bir cesaret ve kahramanlık örneği olarak düşmanın menziline yerleştirdi.

Bu o kadar beklenmedik bir hareketti ki, düşman projektörleri açık bile değildi. Bunun yapılacağına dair en ufak bir şüphe duysalardı, bu harekete engel olmaları onlar için çok basitti. 18 Mart’ta düşman asıl saldırışını gerçekleştirdi. 316 topa Türk ordusu 93 topla karşı koydu. Bu durum akşama kadar ordumuzu büyük ölçüde zorladı. Düşmanın kaybı 2000 kişiyi bulmuş iken, 3’ü zabit olmak üzere 24 şehit, yine 2’si zabit olmak üzere 59 yaralı vermiştik. Ancak bu harpte ordumuzun cephanesi bitmişti, şayet ertesi gün bir taaruz olsa idi kazanma ihtimalleri yüksekti. Bu darbe onları çok sarsmış olacaktı ki, boğaz dışındaki 77.000 askeri taaruza sürüklemek yerine Mısır’a gönderdiler ve savaştan çekildiler. Nisan ayında düşman kuvvetleri yine adalar çevresinde konuşlanmaya başladı. 18 Mart taaruzundan sonra takriben 60.000 kişiden oluşan Türk ordusu Çanakkale’de müdafaa için toplanmıştı. Ancak ordu komutanı Alman Liman Paşa idi. Birinci orduyu temsil eden iki kolordudan birini, İngiliz ve Fransızların Anadolu’dan saldıracağını düşünerek Anadolu’da konuşlandırmıştı. Türk kumandanları bu olaya karşı çıkmış olsa da sonuç vermemişti.

25 Nisan sabahı düşman istihkamımıza tekrar müdahale etmeye başlamıştı. Liman Paşa Anadolu’daki orduları yeniden Marmara sırtlarına çekmeye çalışıyordu, ancak bu güç bir mücadele oluyordu. Burada, Kumkale’de Fransızlarla çetin bir mücadele verilmişti. İki günlük harpte onlar 780, biz ise 1750 zaiyat vermiştik. Bunlar yaşanırken, Arıburnu’nu Başbuğ Mustafa Kemal kumandasında olan 19. Ve 9.fırkalı tümenlerimiz müdafaa ediyordu. Burada bize saldıracaklar ise, Avusturalya ve Yeni Zelanda çevrelerinden toplanmış, Anzak isimli kolordu yapacaktı. Düşman Arıburnu’na yaklaşık 8000 asker sürmüştü. Bu çok çetin bir kapışma olacaktı. 19. Türk fırkasının kumandanı Mustafa Kemal Bey, emir almadan 57. Alayla beraber Arıburnu’na yürüdü. Düşman Conkbayırı’na ilerliyordu ancak Mustafa Kemal Bey oraya düşmandan daha evvel iştirak etti. Orada bulunan Türk askerlerine siper aldırarak 57. Alay’a vakit kazandırmıştı. Aşağı yukarı 4.500 kişinin teşkil ettiği Türk ordusu, 12.000 kişilik Anzak neferlerine taaruzda bulunmuştu. Durum bizim için çok vahim, çok acı da olsa, düşman ancak donanmasının ateşi sayesinde denize dökülmekten kurtulabilmişti.

Düşmanın asıl hedefi Seddülbahir’di. Karaya çıkan 40.000 Fransız ve İngiliz’e karşılık, yaklaşık 3000 neferimiz vardı. Burada bir tane dahi makineli tüfeğimiz yoktu. Burada Kaymakam Kadri Bey ve tabiri caiz ise bir avuç askerimizin kahramanca duruşu olmasa, orada önemli bir tepe tutulur, düşmanın kara harekatı güçlü bir biçimde sürdürülürdü. Düşman 28 Nisan’a kadar taaruzu sürdürmüş, yavaş yavaş ilerlemeye çalışmıştır. 28 Nisan’daki mevkiileri Çanakkale’de ilerledikleri son nokta olmuş, bir adım daha ilerisine gidememişlerdir. Bir hafta ardından İngiliz ve Fransızlar çok ağır taaruzlarda bulunsalar da bunlar sonuç göstermemiş, Türk ordusu bu noktaları muzaffer olarak savunmayı başarabilmiştir. Güney kuvvetindeki askerlerimiz 25.000 kişi iken, düşman 65.000 kişi ile burada ordumuza karşı taaruz etmiştir. Bu noktada iki taraf da çok ağır kayıplar vermişti. 12.000 şehidimiz vardı.

Buralarda Türk ordusu kemikten duvarlar örmüştü, düşman artık bu noktalardan geçemeyeceğini anlamış, şansını başka yerden denemek zorunda kalmıştı. Bu, Anafartalar Savaşı’nın başlangıcını teşkil ediyordu. Anafartalar’da amaç, güney grubundaki orduyu mahsur bırakmak ve bizi bir çırpıda saf dışında koymaktı. Arıburnu mıntıkasındaki İngiliz ordusu da 17.800 kişiyle takviye edilmişti. Bu cephede düşman Kanlı Sırt’ı kuşattı. Buna karşı olarak yapılan taaruzlar tamamen başarısız oldu, 8 Ağustos’da düşman bir taaruz daha gerçekleştirdi. Düşmanın sağ kolu Conk Bayırı’na çıktı ve yaklaşık 100 metrelik bir bölümü ele geçirdi. Diğer bölgelerdeki taaruzlar ordumuz tarafından püskürtülse de Conkbayırı bir türlü alınamıyordu, temizlenemiyordu. 9 Ağustos günü Başbuğ Mustafa Kemal bu mıntıkaya iştirak etti. 10 Ağustos sabahı saat beş buçukta topçu hazırlığı olmaksızın bir baskın yapıldı ve süngü ile düşman oradan geri atıldı. Bir süre kovalama tarzında hücumumuz devam etti. 6-10 ağustos tarihleri arasında İngilizler 12 bin, biz ise 18 bin zaiyat verdik. Düşman güneyde taaruzlarını sürdürüp bizi oyalarken Anafartalar’da ihraç işlemleri başlamıştı. 6 Ağustos gecesi 13.000 asker ve 24 toptan oluşan İngilizler, üç noktaya asker çıkararak yeniden kuşatma gayesi gütmüştü. İngilizler karaya çıktıklarında ufak bir müfrezemizi geri attılar. Ancak karanlıkta yolu şaşırmamak için sabahı beklemek gibi bir hata yaptılar. 7 Ağustos’da ilerleyebilmiş olsalar kazanmaları içten bile değildi. Zira 26.750 kişilik İngiliz ordusunun karşısında yalnızca 3.000 kişi ile duruyorduk. İngiliz generali ilerlemek cesaretini gösteremedi. Bir sonraki gün de İngilizler hiçbir şey yapamadı. 9 Ağustos’ta Türkler takviye edilmişti. Artık hem onlar hem de biz harp etmeye hazır olmuştuk. Bugün karşılıklı taaruzlarla geçmiştir. 12 Ağustos’ta. Düşman fırkası bölgeye sevkedilse de bunların birinci alayı ordumuz tarafından esir alınmış, taaruz etkisiz kılınmıştı. 21-22 Ağustos tarihlerinde yapılan harplerde İngilizler 7.500, Türkler 3000 zaiyat vermişti. Bu harpler iki tarafı da çok yorduğu için bir daha saldıran olmadı. Düşman artık mağlubiyeti kabul etmiş demek oluyordu.

12 Aralık’ta düşman tahliyeye başladı. Düşman saflarımızı terk ederken bize çok sayıda silah ve mühimmat bırakmıştı. Kuzeyde 236, Anafartalar’da 136 gün aralıksız süren muharebeler, Şanlı Türk ordusunun şanlı zaferi ile sonuçlanmıştı. Savaşın faturası büyüktü. İngilizler 33.000, Fransızlar 3.700 zaiyat verirken, bizim şehit sayımız 55.000 olarak belirlenmiştir. İngilizlerin 12.000, Fransızların 23.000, bizim ise 100.000 neferimiz harpten yaralı olarak ayrılmıştır. Bir de hasta olarak not edilen insanlar vardır. Bunların sayıları ise İngilizlerin 100.000, Fransızların 20.000 ve ordumuzun 85.000 olarak belirlenmiştir. Hastaların büyük bir bölümü de vefat etmiştir. Bizim 85.000 hastamızdan 21.000’i şehit olmuştur. Genel itibarıyla bizim kaybımız yaklaşık 250.000 kişi, düşmanın ise 300.000 kişidir. Ordumuz en değerli askerlerinden yarım milyonu Çanakkale’de feda etmiştir ancak, bu savaşın önemi Rus Çarlığı’nın yıkılmasıyla bir başka değer daha kazanmıştır. Zira harbin iki yıl uzaması Rus Çarlığı’nın devrilmesine, ardından İstiklal Savaşı’mızın başlamasına sebep olmuştur. Çanakkale Savaşı, İstiklal mücadelemizin başlangıcı adına büyük önem teşkil etmektedir.

18 Mart 2018, 05:19.

Nurettin DEMİRAL – Ötüken Dergisi Eskişehir Temsilciliği

Nurettin Demiral

Bir adım daha ilerisi için, hayal kurmayıp hedef seçen Türkçü - Turancı genç.

Nurettin Demiral Son Yazıları (Hepsi)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.