Türk Yazısı

Bu yazı Türk Yazısı isimli kitabın, adı geçen abecenin ve bu yazıyla yazılmış yazıları kısaca tanıtmak için yazılmıştır. Türk Yazısı dediğimiz, Göktürkçe olarak ifade edilen yazıyı öğrenmek istiyorsanız, Berkant Parlak – Türk Yazısı kitabını mutlaka edinmelisiniz.

Tarihimizin bilinen ilk çağlarına damga vuran, heybetli taşların üzerine kazınmış Türkleri anlatan yazı; Türk yazısı.

Tarihi incelerken tarih sınıflandırması olarak bazı devletlere kendimizce isimler takarız. Göktürk devleti de tarih sınıflandırması isimlerine bir örnektir. Devlet, basit şekilde kendini Türk devleti olarak isimlendiriyordu. Ama hem inançları gereği, hem göğe bağlılıkları gereği Göktürkler demişiz. Aslında Avrupalılar öyle demiş, bizde öyle kabul etmişiz. Kendimize göre isimlendirme yaparsak o devlete Kök Türk dememiz gerekir. Ancak batılı kaynaklar bunu daha önce isimlendirdiği için biz de kabul ederken o ismi taklit etmişiz. O dönemde dikilen taşlarda bulunan harflere de, dönem sınıflandırması isminden dolayı Göktürkçe demişiz.

Aslında Türk devletine ait Türk yazısı, Türk ırkının bilinen ilk yazısı diye kısaca açıklayabiliriz.

Türklerin yaşantılarından izler olan Türk yazısının nasıl çözüldüğü konusuna gelelim. Türk yazısının çözülmesiyle Türkoloji altın çağına başladı. Bunun şüphesiz en büyük etkeni Vilhelm Thomsen ile, Wilhelm Radlof yani Rusça adıyla Vasili Vasilyeviç Radlof’un birbiriyle kıyasıya şekilde mücadele etmesidir. Bu iki adamın birbiriyle olan şahsi mücadelesi, Türklüğe ve Türkoloji’ye yaramış ve Türk yazısı çözülmüştür.

Bu yazı sadece Gök Türkler dediğimiz devletin kullanıldığı sanılmasın. 1969 yılında Kazakistan da Issık göl yakınında bulunan Esik kurganı bizi Orhun yazıtlarından 1200 yıl öncesine götürmektedir. Bir kurganda altın elbiseli bir adam ve burada bir takım yazılar bulunması dilin çok eski bir döneme ait olduğunun da somut kanıtı olmuştu. Dil bilimciler ise böyle bir dilin, çok üst düzey kurallarıyla bu hale gelmesi için iki bin-üç bin yıllık bir süreç olarak nitelendiriyorlardı. Orhun yazıtlarından 1200 yıl öncesine götüren kurgan bu savı destekler önemdedir.

Türk yazısı bulunduğu, çözüldüğü dönemde runik olup olmadığı tartışılmıştır. Bu konuda büyük bir bilgi birikimine sahip Thomsen, runik olmadığını ve kökeninin Avrupa’da aramanın çok yanlış olduğunu Orhon Yazıtları Araştırmaları eserinde belirtmiştir.

Orhun yazıtları Türk yazısıyla yazılmış tek eser değil. Gelin diğer eserlerin isimlerini de bu yazıya, meraklılarına sunalım.

Çoyr: Moğolistan’ın doğu Gobi bölgesinde bulunan 687-692 yılları civarında dikildiği sanılan altı satırlık bir metin. Türk yazıyla yazılan ilk yazıt olduğunu Cengiz Alyılmaz Kök Türk Harfli Yazıtların İzinde eserinin 11.sayfasında belirtmiştir.

Hoytu Tamir: Hoytu Tamir bölgesinde bulunan kayalar üzerine yazılmış, on parça ve 39 satırdan ibaret yazılardır.

Ongi: Göktürk dönemi bir bey ve babasının Bilge Kağan dönemindeki mücadeleleri anlatılır. 719-720 yılları arasında dikilmiştir.

Köl İç Çor: Tarduşların komutanın anısına dikişmiş bir yazıttır. Bilge Kağan zamanındaki kahramanlıkları, Karluklarla yapılan savaşta ölümü ve adına yapılan yuğ töreni yapıldığını Ali Akar Türk Dili Tarihi adlı eserinin 92. sayfasında bahsetmiştir.

İhe-Aşeta: Altın Tamgan Tarkan adına tahminen 724 yılında dikilmiş on satırlık bir yazıt olduğunu Ali Akar aynı eserinin aynı sayfasında bahsetmektedir.

Bilge Tonyukuk, Köl Tigin, Bilge Kağan yazıtları hakkında yeterli bilgi olduğu için onlara değinmeyi gerek duymuyorum. Bu yazıtlar en çok popüler olan yazıtlar olup hakkında bilgi edinmesi kolaylaşmıştır.

Türk yazısının bulunuşunda önemli etken dikilen taşların fark edilmesidir. İlk fark eden, bunu eserinde bahsettiği için ilk olarak alıyoruz. 13. yüzyılda Alaaddin Ata Melik Cüveynidir. Tarih-i Cihan Güşa adlı eserinde bahsetmiştir. Sonra on beşinci yüzyılda İbn Arabşah da gördüğünden bahsetti. Bu bahis ‘Acaibü’l-Makdur fi Nevaib-i Teymur’ adlı eserindedir.

Batıdan ise ilk bahseden Romen Gezgin Nicolaie Gavriloviç Milescu oldu. Sonraları meraklıları bölgeye gelip çözmeye başlayıp Türkoloji altın çağını başlattı.

Türkiye de ise ilk çalışma Necip Asım Yazıksızi tarafından İkdam gazetesinde imzasız olarak çıkan Hutut-ı Kadime-i Türk başlıklı makalede anıtlardan ve damgalardan bahis olunur. Necip Asım 1897 yılında En Eski Türk Yazısı adıyla kitapçık yayımlar. Yazıksız bu kitapçıktaki ön sözün sonuna Türk damgalarıyla Necib imzası atar.

Fuat Köprülü de 1928 de yayınladığı Türk Edebiyat Tarihi adlı eserinde yazıtlardan bahsederek, üslup açısından değerlendirir.

Ragıp Hulusi de Thomsen’den çevirdiği tercümeyi Moğolistan’daki Türkçe Kitabeler adıyla Türkiyat Mecmuasının üçüncü cildinde yayınladığını Bican Ercilasun, Türk Dili Tarihi adlı eserinde yer verir.

Yazıtlardan ilk bahseden roman ise Ahmet Hikmet Müftüoğlu tarafından kaleme alınan Gönül Hanım olmuştur. Yazıtlarımızı en geniş ölçüde işleyen büyük tarihçi Hüseyin Namık Orkun olmuştur.1943 yılında da yolbaşçımız Nihal Atsız Köl Tigin ve Tonyukuk taşlarıyla ilgili bilgi vermiştir.

Bu alanda en çok yayılma gösteren eser ise Muharrem Ergin hocanın Orhun Abideleri adlı kitabıdır.

 

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.