Mete Han

Mete Han

Mo-tu ya da dilimizdeki okunuşuyla Mete, MÖ 234 – MÖ 174 yılları arasında yaşamış Türk hükümdarıdır. Babası Teoman(T’ou-man), annesi Ay Kağandır. İsmi “Bahadır,Kahraman” anlamına gelmektedir . MÖ 209 yılında Hun hükümdarı olmuştur. Kendisinin Oğuz Kağan ile aynı kişi olduğu hakkında görüşler de mevcuttur.

Ne yazık ki Mete Han dönemiyle ilgili yazılı kaynaklar kısıtlı ve detaysızdır. Atalarımız tarihi gerçekleştirirken, kayda geçiren Çinliler olduğu için, bugün Mete Han ile ilgili bilgileri Çin kaynaklarından temin etmekteyiz.
Zorlu hayat şartlarının yaşandığı bozkırda, atalarımız yazıyla uğraşmaya vakit ayıramamıştır. Bu durum, Yazılı Türk tarihin geç başlamasıyla birlikte geçmiş hakkındaki bilgilerimize gölge düşürmektedir.

Hun, kelimesi “insan” anlamına gelmektedir. Asya Hun Devleti’nin ne kadar eskiye dayandığı tam olarak bilinmese de, Türklerin kurduğu ilk devletlerden biri kabul edilir. Kimi görüşler MÖ 2255’li yıllara dayandığını, kimileri ise Teoman’ın ülkenin kurucusu olduğunu savunmaktadır. Hunlar Çin kaynaklarında, ilk olarak MÖ 318 yılında yapılan bir antlaşmada “Hiung-nu” ismiyle tarihe geçmiştir. Bilinen İlk Hun Hükümdarı ise Teoman’dır (MÖ 221 yılının kaynaklarında geçmektedir).

Mete, Teoman’ın en büyük oğluydu. Dolayısıyla taht onun hakkıydı. Lakin ileride yeni doğan erkek kardeş, Mete’nin hükmünün önünde bir engel teşkil edecekti.
Mete’nin üvey annesi Çinli Yenşi, kendi oğlunu tahta geçirmek için Teoman’ı Mete’ye karşı kışkırttı. Bunun üzerine Teoman, onu Yüeçiler’e esir olarak yolladı.

– Bu noktada, Mete’nin esir yollanmasının sebebi olarak kimi görüşler mevcut. Bir görüşe göre, Çinli karısının kışkırtmasıyla oğlunu esir verirken, diğer görüşe göre Yüeçiler ile barış sağlamak adına oğlunu esir olarak sundu. –

Mete’nin esir verilmesinin ardından Hunlar Yüeçiler’e saldırı düzenledi. Bu durum Mete’nin ölümünü kesin olarak gerektirecekti (Bu yüzden ilk görüş daha çok kabul görmüştür). Lakin o Yüeçiler’in elinden kaçmayı başardı. Ülkesine geri döndüğü vakit, babasının Mete’nin bu başarısından çok etkilendiği için, onun emrine 10.000 çadırlık asker verdiği tahmin edilmektedir.
Mete bu askerlerle, tarihin gördüğü en disiplinli ordulardan birini kurmayı başardı. Ordusunda yaptığı gelişme ve yenilikler, bugün dahi bütün ülkelerin ordularının temelini oluşturmaktadır. Onlu Sistem ile birlikte ordusundaki askeri birlikleri hazırlayan Mete, ordu düzenini, bulunduğu çağın standartlarının çok üstünde bir konuma taşıdı. Daha sonra bu düzeni, koşulsuz sadakat temelleri üzerine oturttu.

Koşulsuz sadakat üzerine icat ettiği “çavuş oku” ya da “ıslıklı ok” isimli oklar, yıllar boyu bir çok ordunun korkulu rüyası oldu. Bu ok, diğer okların yol göstericisi niteliğindeydi. Çavuş oku nereye yöneltilip fırlatılırsa, bütün okçular oraya okunu fırlatacaktı. Mete ordusundaki itaati arttırmak için çavuş okunu, en sevdiği atına ve karısına yöneltti. Oku fırlatmakta tereddüt eden okçular idam ettirildi.
Bu sonsuz itaat, hükümdarlığının ilk adımıydı. MÖ 209 tarihinde Mete, okunu ava çıkmış babasına yönelttiğinde hiç bir asker tereddüt etmedi. Yaptığı ihtilalde, babasını,üvey anne ve kardeşlerini öldürerek Hun Hükümdarı oldu.

– Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluş tarihi 1968 yılına kadar, Yeniçeri Ocağı’nın kuruluş yılı olan 1363 kabul ediliyordu. Atsız Bey 1963 yılında çıkarttığı Orkun Dergisi’nin 18.sayısında, Kara Kuvvetlerinin kuruluş yılının, Mete’nin tahta geçtiği tarih olan MÖ 209 olması gerektiğini yazmıştı. Daha sonra Atsızdan etkilenen Yılmaz Öztuna, dönemin Genelkurmay Başkanı Cemal Tural’a, bu tarihin kuruluş yılı kabul edilmesi yönünde teklif yaptı. Böylece Türk Kara Kuvvetleri’nin kuruluş yılı, MÖ 209 olarak değiştirildi. –

Mete, tahta geçtiği sırada doğudaki komşuları Tunguzlar(Tung-hu) çok güçlüydüler. Bu güce dayanarak Tunguzlar, Mete’den önce en sevdiği atını, sonra eşini istediler. Mete, eşini ve atını onlara verdi. Tunguzlar daha da ileri giderek Hunlara ait çorak bir toprak istediler. Lakin Mete, isteği reddederek onlara savaş açtı. Bu beklenmedik hareket karşısında hazırlıksız yakalanan Tunguzlar, büyük bir yenilgiye uğratıldı.
Bu zaferin ardından Mete, batıya yönelip, bir zamanlar esir olarak verildiği Yüeçiler’e karşı savaşıp onları da mağlup etti. Daha sonra Çin’in kuzeybatısında bulunan eski Hun topraklarını geri aldı.

asya-hun-devleti-haritası

26 boy ve devletçiği kendine bağlayan Mete, Asya’nın en büyük güçlerinden biri haline geldi. Gözünü Çin’e çeviren Mete, ilk önce Mai ardından Tai-Yüan şehirlerini topraklarına kattı. Bu gelişmelerin ardından Çin’i birleştiren ilk büyük hanedanın imparatoru,  casusluk yapmaları amacıyla Hunlara iki defa elçi yolladı. Mete elçilerin amacının casusluk olduğunu önceden tahmin ettiği için, atlarının,hayvanlarının ve askerlerinin en zayıf olanlarının elçilere görünmesini sağladı. Karşısındaki ordusunun zayıf olduğunu düşünen imparator saldırmaya başladı. Ordu, ilk başta kaçıyormuş gibi gözükerek düşmanı iyice kendine çekti. Ardından aniden saldırarak, düşman hiçbir şey anlayamadan Çin Ordusunu dağıttı. Kalan askerleriyle birlikte kendini Pai-teng kalesine kapatan imparator, 7 gün boyunca Mete’nin ordusu tarafından ablukaya alındı. Daha fazla dayanamayacağını anlayan imparator, ağır bir sözleşme imzalayarak Hunlar tarafından vergiye bağlandı.
MÖ 174 tarihinde Mete Acundan ayrılırken, arkasında Asya’nın en büyük imparatorluğunu bırakarak efsaneleşti.

 

Kaynaklar


Ahmet Taşağıl – Kök Tengrinin Çocukları
Ahmet Kanlıdere – Orta Asya Türk Tarihi
Gülçin Çandarlıoğlu – İslam Öncesi Türk Tarihi ve Kültürü
Nihal ATSIZ, Orkun, 15 Temmuz 1963, Sayı: 18

Karakeçili

Karakeçili

Kendini bilim ve teknolojide geliştirmiş, Tarihe ve araştırmaya önem veren, varlığını Türk Irkına armağan eden bir şahıs.
Karakeçili

Karakeçili son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.