Kaç Şehit Var ?

Bu soru çürümüşlüğün açıkça ispatıdır. Bu soru bizim dilimize yerleştirilmek istenilen zavallı bir sorudur.

Şehidin sayı yoluyla ölçüldüğü millet yok olmayı hak ediyor demektir. Şehit sayısı fazla olunca daha fazla üzülmek, az olunca az üzülmek zavallılığın büyük bir örneğidir.

En büyük imha ve meydan savaşlarında dahi şehit hesapları sayı üzerinden yapılmazken biz yıllardır şehit haberinden sonra hemen sayı soruyoruz. Artık bizi ilgilendirenin şehit olması ya da neden olduğu değil, kaç tane olduğudur ? Fazlaysa fazla, azsa az üzülmek gerekiyormuş gibi davranıyoruz..

Bu apaçık milli şuur eksikliğinin apaçık ortaya çıkmış halidir. Büyük savaşlar vermiş bir ırkın günümüzde kayıplarını sayı üzerinden değerlendirmesi çok acıdır. Milliyetçiliğe düşman kimseler adım adım milleti bu duruma sokmuştur. Buna dur denilmezse daha feci yere gidecek, belli bir sayının altındaki şehide üzülmeyecektir. O zaman sadece helak olmayı beklemek gerekir…

Şehitlik Türk ırkıyla beraber var olan, onun yaşıyla eşit zamanda kutsal olup gelmiş bir kavramdır. İslamiyete inanmadan önce de çadırda ölmek büyük ayıp sayılıyordu. Kişi çadırda doğar çayır da ölür düşüncesi hakim idi. Böyle bir düşüncenin hakim olduğu çağda hem de daha ilkel iken bile şehit hesabı sayı üzerinden yapılmazdı. Her bir şehidin intikamı alınır ondan sonra toprağa gömülürdü. İstinasız herkesin intikamı alınırdı, alınasıya kadar toprağa verilmezdi.

Burada ulu orta açığa çıkan bir şey varsa da bizim daha ilkel olduğumuzdur. Şehitlerimizin çoğunun intikamını alamadığımız gibi, haberleri gördüğümüz basın – medyada verdiğimiz tepki ‘Kaç tane?’ sorusu oluyor. Aynı zamanda yaşanan üzüntü haber süresinin orantısıyla doğrudan bağlantılı hale geldi. Gittikçe kısalan hatta artık bazı günlerde şehit haberini vermeyen haberlere rastladık. Bu çirkinliği maalesef yaşadık.

Maç varsa maç daha önemlidir. Yarışma- şarkı programı varsa o daha önemlidir. Gündem de bir konu varsa o daha önemlidir. Bakılır ve hiç bir şey yoksa o zaman şehit için azıcık üzülünür. Ancak bahsettiğimiz şeyler varsa mutlaka daha önemlidir. Bir hakemin ofsaytı doğru verip vermemesi ülkeyi kurtarır da bir askerimizin şehit olması hiç bir işe yaramaz (!)

Maç ülkenin kalkınması için son derece süper önemlidir çünkü. Yarışmalar izlenilmezse ülke her an çökebilir çünkü. Bunları fanatikçe takip etmek anayasanın ilk maddesidir çünkü. Yoksa biliyoruz ki hepimiz şehitlere üzülür, hakkınca yas tutar ve intikamını alırdık. Nereden mi biliyorum ? Çünkü konuşmaya gelince herkesin böyle konuştuğundan biliyorum…

Dua etsinler ana yasanın ilk maddesi maç ve yarışma programlarıyla beraber siyaseti takip etmek. Yoksa çok feci hakkını verirdik şehitlerimizin, dua etsinler…

 

Sinmişlik, umursamazlık, köpek gibi iktidara yalanıp torpil beklemek, vatan ve millet tanımazlık Türk’ün başına gelen, onu felakete sürükleyecek belalardır. Sadece benim davranışım ile ne değişecek demek açıkça aptallıktır. Ezilmişliği kabul etmemek için söylenen boş laftır. Dönen sistem, meydana getirilen devran her bir parçasıyla döner. Her bir parçası dönmeyi bırakırsa o devran, o sistem önce yavaşlar, sonra dönmez.

Ülkemizin, milletimizin, Türklüğün bir çok sorununu tespit edebilir bir sürü çözüm bulabiliriz.

Ancak…

Milli bir şuurun olmadığı millet yok olmuş demektir. Elinden geleni ardına koymayan düşman kuvvetleri milli şuurumuza son gücüyle saldırmaktadır. Bu en bariz şekilde bizim milletimizin en değerli nesnesi olan şehitlik üzerinden yapılmaktadır.

Ey büyük yüce asil kanlı Türk:

Sen bu kaç tane sorusunun zavallılığına düşme. Şehitlik sayı üzerinden ölçülecek bir kavram değildir.1 tane olmasıyla 100 tane olması arasında fark yoktur. Maddiyatçı olup işleri sayı üzerinden düşünme. Asırlardır şehitliğe atfettiğin kutsallığı hatırla!

 

Şüphesiz bu zavallılığın karşısında sertlikle durmayı okuyandan rica ederim. Bu soruyu en sevdiğiniz de sorsa, en sevmediğiniz de sorsa gereken sert tepkiyi vermekten çekinmeyin. Onu kaybetmekten korkmayın. Zira milleti ve vatanı kaybetmek çok daha büyük bir kayıp olacaktır. Milli şuurun gelişmesi ve yok olması için yirmi dört saat çalışmanız zorunlu değildir. Bunu yapanlar olmakla beraber sadece böyle milli şuuru öldürücü etkenliğin karşısında Atsız keskinliğiyle durmak gerekir.

Kimseye bilmek zorunda değil diye tepki göstermekten çekinmeyin. Bu vatanda yaşıyorsa, kanında o asil kan varsa bilmek zorunda!

Bilen, bilmeyen, cahil, bilgin fark etmeksizin bu soruyla karşılaştığınızda hak ettiği sertlikle, karşınızdakini bir daha sormaya tereddüt ettirecek şekilde tepkinizi gösterin. Bu sertlikten doğan sarsılmayla anlamak isterse anlatın. 1 şehit ile 100 şehit arasında fark olmadığını. Çünkü şehit sayı değildir. Şehit ailesi için 1 çok büyük bir sayıdır.

Anlamak istemeyen şuursuzlar ise bu sertlik karşısında ezilmek zorundadır!

Dünyadaki neredeyse bütün değişiklikler azınlık grup tarafından yapılmıştır. Bir kişinin ülkeyi, dünyayı yani mevcut sistemi değiştirdiğini de Tarih kaydetmiştir. Kurtuluşa giden yol tek başına da olsa gereken mücadeleyi yapmaktır.

10 bin kilometre ötedeki dağa varmak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey ileriye doğru adım atmaktır. En uzak mesafeye varmak için ilk önce bir adım atmak yeterlidir. Oturduğunuz, hareketsiz kaldığınız yerden oraya ulaşmanızı istediğinizi anlatırsanız kimse size haklı olarak inanmayacaktır.

 

Yaşadığımız dönemde gerçekleşen milli buhrandan dolayı aramıza yerleşen, hatta içimizde kökleşen bu ‘Kaç şehit ?’ sorusunun zavallılığına tüm şiddet ve sertliğimizle cevap verip içimizden söküp atmalıyız.

 

Binlerce bela atlatan yüce Türk, bu zavallılığı da bağrından şiddetle söküp atacaktır,şüphe duymuyoruz.

Afrin harekatımız sırasında dün itibariyle şehitlerimizin ailelerine baş sağlığı ve Türk Milletine de sabırlar diliyoruz.

-Türkmen

 

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR Son Yazıları (Hepsi)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.