gazi.osman.pasa

Gazi Müşir Osman Paşa

Plevne müdafaası ile savaş tarihine önemli bir şah eser bırakmış olan Gazi Osman Paşa, 118 yıl önce bugün hayatını kaybetti.

Osman Nuri Paşa 1 Ocak 1832 yılında Tokat ilinde doğdu.  Yağcıoğulları ailesine mensup olan Osman Nuri, meslek olarak Askerliği seçerek ortaokulu(=rüştiyeyi) ve liseyi(=idadiyi) askeri ortaokul ve liselerde okudu. Sonrasında Kara Harp Okulu’na girerek burayı ikincilikle bitirdi. Sonra harp akademisine girdi. Osmanlının içinde bulunduğu çeşitli savaşlardan dolayı Teğmen rütbesinden başlayarak savaşlarda görev aldı. Onun ismi tarihte hep Plevne Müdafaası ile anıldı. Şüphesiz bundan önceki askeri kariyeri de başarılı ve komutanlarının dikkatini çeken bir şekildedir. Plevne Marşının yazılmasıyla sözlü geleneği kudretli olan Türk Milleti onu asla ve asla hiç unutmadı. Plevne Müdafaasındaki üstün başarısından dolayı esir düştüğünde bile bu kahraman askerin kılıcı alınmadı. Osman Paşa Rusya’da kılıcı ve nişanlarıyla normal bir asker olarak zaman geçirdi. Rusya da kılıcıyla dolaştı. Ruslar onu esir bir asker değil, muzaffer bir komutan olarak ağırladırlar. Osman Paşa’nın esir düşmesinden sonra İstanbul da ki halk Osman Paşa’nın evine giderek, Osman Paşayı karşılayamadık bari oğlunu gezdirelim diyerek Osman Paşanın oğlunu at üstünde İstanbul da gezdirmişlerdir.

Plevne Müdafaası dört kere oldu. İlk üç savunmayı Osman Paşa başarıyla yönetmiş ve kazanmıştır. Burayı mutlaka almayı kafaya koyan Ruslar, çılgına dönmüş en son burayı kuşatma altına (=muhasara) almışlardır. Kuşatmanın verdiği etkiyle yiyecek ve mühimmatın tükendiğinden kuşatmayı yarmak istedi. Gece yarısı kuşatmayı yarma hareketini başlatan Osman Paşanın bu hareketini Bulgar Casuslar Ruslara haber verdi. Tuna Nehrinin ağzında olan Vid nehri civarında yüksek top ateşine maruz kalınarak girilen son çarpışmayı kaybetti. Kaybetti ancak dünya savaş tarihine muazzam bir eser bıraktı. Bunun farkında olan ve biraz da savaş sanatından anlayan Ruslar Osman Paşa’yı saygıyla ağırladılar.

Frances Stanley Rus Subaylarının Osman Paşaya gösterdiği saygı hakkında şöyle diyor:

“…Yaralı kahraman arabasına taşınırken Rus Subaylarının hepsinden “Bravo” sesleri yükseldi. Subaylar yeniden ayağa kalkıp selam durdular.”

Yolbaşçı Atsız’da şu satırları dile getirmiştir.

“Gâzi Osman Paşa’nın ruhu, bugün bütün dünyaya bir yurdun teslim edilemeyeceğini, yurdun kalelerinin, hatta açık şehirlerinin Pilevne gibi müdafaa olunacağını sessiz bir belâgatle haykırmaktadır. Pilevne, yarınımızı aydınlatan güneştir.”

Büyük Türkçü Nejdet Sançar ise şöyle söylemiştir.

“Gazi Osman Paşa, tarihimizin en kara çağlarından birinde yaşamış kahraman bir Türk’tür ki ufuklarımızı felâket bulutlarının çepeçevre sardığı uğursuzluk yıllarında, karanlık gözlerimize bir çoban yıldızı gibi doğmuş, güneşi kararan Türk yurdunu ve yıldızı sönen Türk talihini aydınlatmak ve parlatmak için kanını ve canını ortaya koymuştur. Türklük için bu ileri atılışı iledir ki milletine büyük bir kahramanlık vakıası, saygı ile anılan bir ad ve tarihte eşine az rastlanır şanlı bir müdafaayı hatıra olarak bırakabilmiştir.”

Bir savaşın başarısı genel olarak savaşın sonucuna göre değerlendirilir. Ancak büyük savaşlar vardır ki burada başarı düşmanın tavrından ve yaptıklarından da açıkça anlaşılır. Rusların ezeli bir şekilde bize düşman olması halinde Osman Paşa o kadar müthiş bir savunma örneği çıkarmıştır ki Ruslar hayran olmaktan başka bir şey yapamamışlardır. Ayrıca siper kazdırmayı da ilk keşif eden Osman Paşadır.

Osman Paşa’nın İstanbul’a dönüşü bir törenle kutlandı. Kendisi savaşta yaralandığı için ‘Gazi’ unvanı verildi.  II. Abdülhamit onu Hassa Müşirliğine getirdi.

Hassa birliği padişahın özel askerlerinin yani seçme askerlerinin bulunduğu birliktir. Selçuklu zamanında da Hassa ordusu vardı. Aynı zamanda Göktürkler döneminde Börü adlı bir birlik padişahın otağını korumakla görevliydi. Bu da Türk Tarihinde devamlılığın muazzam bir örneğidir.

Hassa Müşiri iken de üç dönem seraskerlik(=genelkurmay başkanlığı) yaptı. Ser, baş demek olup serasker ise askerlerin başı anlamına gelmektedir. 5 Nisan 1900’de bugünden tam 118 yıl önce vefat etti. Vasiyeti üzerine Fatih türbesine gömüldü.

Efsane Plevne Müdafaası için bir marş yazıldı ki o marş tüm içtenliğiyle günümüze kadar gelmiş, yıllarca Osman Paşa minnet ve saygıyla anılmıştır. Bugün Türk Genci, büyük asil atasını asla unutmamıştır. Onu Plevne Marşı ile yaptığı muazzam savunma ile kalbinde yaşatmaktadır. Osman Paşanın Plevne Müdafaası yabancılarda yıllarca ders olarak okutulmuş, harp derslerinde saygı ve minnet ile anılmıştır.

Askeri dehasıyla herkesi kendine bırakan bu büyük kumandan, son savaşı yenilmesiyle bile esir duruma düşmemiş, adeta muzaffer bir komutan olarak kalmıştır. Bu durum büyük bir kıskançlık uyandıracak kadar özeldir. Çünkü Dünya Tarihinde yenilip de bu kadar büyük saygı gören çok ama çok az insan vardır. Bunlardan hiç şüphesiz, her zaman o yeri koruyacak olan Müşir Osman Paşadır.

Türk Gencinin en büyük görevi geçmişin erkek sesini duymaktır. Böyle harika bir yere sahip olan Müşir Osman Paşa’yı 118. Ölüm yıldönümünde saygı, sevgi, minnet ve büyük hayranlıkla anıyoruz.

“Şanı büyük Osman Paşa…

Plevne’den çıkmam diyor.”

-Türkmen

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR Son Yazıları (Hepsi)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.