cumhürriyet

Cumhürriyet

29 Ekim 1923.

Mustafa Kemal Paşa, 94 yıl önce bugün cumhuriyeti ilan etti.

Türk milleti altı asır hanedanın emirlerine uymak mecburiyetiyle yaşadı. Kimi zaman avantaj oldu, kimi zaman hanedanın hataları milletimizin canını yaktı.

Cumhuriyet kurulduktan yıllar sonra birçok konuda tartışılır hale geldi. Osmanlı hanedanı gerileme döneminden sonra çok iyi bir fotoğraf vermiş olmasa da bazı soru işaretleri peyda oldu. Cumhuriyet, Mustafa Kemal Paşa’nın vefatından sonra tamamen amacından saptı.

Cumhur cumhur değildi, cumhuriyet de cumhuriyet olamazdı.

Hanedan zaman zaman hatalı kararlar vermiş olsa da gerileme döneminin başlaması, kuruluştan sonra 400 yılın geçmesi demek olmuştu. Ancak Cumhuriyet, Mustafa Kemal Paşa’nın vefatından sonra yerle bir edilmişti. İsmet Paşa’nın zafer olarak görülen manevraları, Türkiye’de eğitim gibi bazı hususların yabancıların eline geçmesine sebep olmuştu. İsmet Paşa sol gösterip sağ vurmuştu.

Aslında vurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ta kendisiydi.

***

Atatürk’ün Türkçü kimliği görmezden gelinecek gibi değildi. “Türklük ve Türkçülük aleyhinde bulunanları ezeceğiz” gibi cümlelerin sahibi bizzat kendisiydi. Fakat kurduğu devleti emanet alanlar, 1944 yılında Türkçülüğe ihanet etmişlerdi. Türkçü kimliği altında görünmüş, Türkçülere hayatlarını zindan etmeye çalışmışlardı.

***

Cumhuriyetin, Atatürk devrimlerinin en önemli noktası, her zaman eğitim olmuştu. Harf inkılabı, tarih, dil cemiyetleri, ve daha fazlası…

Cumhuriyetin en kritik noktası eğitimden geçiyordu. Çünkü Cumhuriyet milletin kendisini yönetmesi demekti. Eğitimsiz bir milletin kendini yönetmesi, ancak şuandaki sahneyi bizlere sunacaktı. Mustafa Kemal Paşa, Cumhuriyet’te eğitimin önemini bildiği için eğitim reformlarını sıkı tutuyordu.

Sonrası…

Başbuğ Mustafa Kemal Paşa vefat ettikten sonra, Türkiye siyasetinde sol kesimi temsil eden İsmet İnönü, 27 Aralık 1947’de Fulbright antlaşması ile “Milli Eğitim”i Amerika’ya teslim etmişti. Artık Milli Eğitim milli olmaktan çıkmıştı. En başarılı Türk öğrenciler, “burs” adı altında Amerika’da bilim hayatına devam etmişler, Amerika’da Amerika için çalışmışlardı.

Cumhuriyet, ilk defa 60 darbesi olarak sanılsa da, ilk defa 1947 yılında darbe yemişti. O zaman imzalanan antlaşma, “Fulbright Komisyonu” eşliğinde hâlâ yürürlüktedir.

Geçelim.

Cumhurun seçtiği yönetimler, Türk Cumhuriyeti boyunca iki defa asker tarafından darbe yemiştir.

27 Mayıs Darbesi’nin komisyonu kendinden emin değildi. Darbe bildirisini okuyan şahıs dahil, darbe komisyonundan birçok kişi bizzat darbe komitesi tarafından ülke dışına sürülmüştü. 80 Darbesi ona nazaran daha dik duruşlu ve kendinden emin ilan edilmişti. Kenan Evren politikaları çok daha sağlam tesir etmişti. Fakat bu iki darbenin de ortak yanı, yine Amerika olmuştu.

Türkiye, Mustafa Kemal Paşa’dan sonra hiçbir zaman Türk’e göre yönetilmedi.

“Atatürk’ten sonra Türkiye’de huzur diye bir şey kalmadı.”

Darbeler, hükümetler, koalisyonlar, her zaman Amerika yanlısı olarak seçilmişti. Bu adımların ilki  1947’de, Paşa öldükten 9 yıl sonra atılmıştı. Cumhuriyet, Mustafa Kemal Paşa’nın ebediyete uğurlanışından 9 yıl sonra cumhurun elinden alınmıştı.

Bu olayın resmiyetteki kısmıydı. Atatürk’ten sonraki Türkiye şuuru, 1944 yılında Irkçılık-Turancılık Davası ile rengini belli etmişti.

***

Atatürk’ün vefatından ileri gelen süreçten beri Türkiye Cumhuriyeti’nde cumhur kendini yönetmiyor. Cumhur eğitimsiz bırakıldı. Paşa’nın 5 okka yüreği olan zamanında 15 milyonluk devleti, mesela Özal’ın 90lı yıllarda daha fazla kürdü ülkemize alması gibi olaylarla tamamen Türk milleti olmaktan çıkmıştı. Türk olmayanlar hakkındaki nüfus kontrolü çalışmaları muntazaman devam etmiş, zamanla yok olmuştu.

Türk bilim adamları başka ülkelerde, başka ülkeler için çalışırken, Türkiye’de eğitim problemleri yaşanıyordu. Bunun üstüne çoğalan yabancı etnik unsurların etkisi de cumhurun darbe yemesi demek olmuştu.

Türkiye birçok kökenden insanın birleştiği, eğitimsiz bir toplum haline geldi.

Artık…

Cumhur cumhur değildi, cumhuriyet de cumhuriyet olamazdı.

***

Bugün Mustafa Kemal Paşa’nın “kanını taşıyandan başkasına inanma” sözü dikkate alınmazken, yerle bir ettikleri cumhurun yönetim biçimini destekliyorlar.

Eğitimi hür olmayan, yaşaması, Türklüğü yaşatması hür olmayan ülkeye, Türkiye Cumhuriyeti diyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten, cumhur falan değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler, şeyhler, dervişler, cemaatler, tarikatlar, hepsinin arkasında olan Amerika’dır. Bunun için de Amerika’yı suçlamak kesinlikle yersizdir.

Amerika Amerikalığını yaparken, biz Türklüğümüzü göstermek yerine Arapçılık yaptık, yapıyoruz.

Arapçılık, boyun eğmektir. Araplar boyun eğmeyi severler.

Geçelim.

Faruk Nafiz Çamlıbel ve Cemal Reşit Beylerin dediği gibi, yurdumuz “demir ağlarla” maalesef örülememiştir. Onuncu Yıl Marşı’nda 18 kere geçen “Türk” adı, bugün söylenmesi suç olan bir ibare haline gelmiştir.

Savaşı Mustafa Kemal kazanmıştır, ordusu yapıtını koruyamamıştır.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten cumhur (halk) Türk cumhuru değildir.

“Türk’üz, Cumhuriyet’in,

Göğsümüz tunç siperi.”

Bugün Cumhuriyeti emanet alanların, cumhurun seçtiği yönetimlerin ortak noktası Türk olmamak, “Türk için, Türk’e göre” davranmamaktır. Cumhuriyet için göğsünü siper edeceğini söyleyecekler, bugün Türklük kaidelerine aykırı davranmak zorundadır.

Çünkü Cumhuriyetin temsilini yapan meclis, Türk olmayanlar tarafından zapt edilmiştir.

Türkiye Cumhuru, reşit değildir.

Türkiye Cumhuriyeti, hür değildir.

Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet Bayramı’nı değil, başında Başbuğ’un olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayacağım.


Cumhuriyet’in 94. yılını değil, ilk yıllarını kutlayacağım.

Kut’lu olsun!

Nurettin Demiral

Bir adım daha ilerisi için, hayal kurmayıp hedef seçen Türkçü - Turancı genç.

Nurettin Demiral son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.