Atatürk

Atatürk Nasıl Okunmalıdır?

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, yüzyıllar sonrasına da hitap eden bir liderdir. Çok daha önce var olmuş diğer tarihi büyüklerimizin hatırası nasıl zihinlerimizde dolaşıyorsa, Atatürk’ün hatırası da yüzyıllar sonrasına erişecektir.

Bugün adını bilmeyenin kalmadığı Orhun Abideleri, Kök Türk devleti diye isimlendirdiğimiz yönetimin, üç büyük şahsiyeti adına dikilmiştir. İsimleri toplumumuzda yaygın bir şekilde bilinmektedir.

Köl Tigin, Bilge Kağan, Vezir Tonyukuk.

Tarihin yazımından uzak olmasından dolayı onlar hakkında çok az bilgiye sahip bulunuyoruz. Bozkırda göçebe hayatı yaşamak, hayatla çetin bir mücadelenin ürünüdür. Böyle bir ortamda, şehirlilerin rahatlıktan kolayca önem verdikleri yazı kavramına rastlamak güçtür. Ancak bu, o şuur yok demek değildir.

O dönemin yönetim merkezine dikilen bu yazıtlar, Orta Asya coğrafyasında bulunan diğer yazıtlar buna en güzel cevaptır. Sonrasında tarih yazımının ciddiye alındığı dönemlerden de elimizde yeterince kaynak kalmamıştır. Selçuklu ve Osmanlı yönetimi dönemi de buna örnektir. Bazı belge ve kaynaklar, zaman için de yok olmuş olabilir. Fakat sonuç olarak elimizde doyurucu şekilde bilgi ve belge yoktur. Bu yüzden ismi geçen dönemlerden kalma belgeler fazla olsa da kusursuz bir anlatım yapılamamaktadır. Bilgi ve belge eksiği olan alanlarda, tamamlayıcı etken yorum yeteneğine kalmaktadır.

En yakın dönemimizdeki büyük tarihi kişilik olan Atatürk, hem bu özelliği ve hem de gelecek yüzyıllara hitap edecek bir lider olması nedeniyle incelenmesi ve bilinmesi gereken bir şahsiyettir.

Zaman aralığı olarak bize yakın olması nedeniyle onun hakkında elimizde çok fazla doyurucu bilgi ve belge bulunmaktadır. Kusursuza yakın bir anlatım yapılabilecek kadar bilgi ve belgenin oluşu bizim için büyük zenginliktir. Ancak tarihin bu noktasında dikkat edilmesi gereken iki büyük sorunu çözmek bizim sorumluluğumuza kalmıştır.

O iki sorun Atatürk’ü anlamak ve anlatmaktır.

Bugün Atatürk bu ülkede çok yanlış bir yol izlenerek anlatılıyor. Son dönemde de artmış olan bu Atatürk hakkında belli bir konu üzerinde kitap yazma çalışmaları, Atatürk’ün yüce şahsiyetini yozlaştırmaktadır. Ancak bu tür hamleler onun yüce şahsiyetine erişemeyecek durumdadır.

Atatürk’ü okuyan, onlar hakkında kaynakların bazılarını inceleyen ve sonuç olarak Atatürk hakkında yorum ve bilgi sahibi olan kişiler, yazma isteğine göre Atatürk hakkında bir konu anlatıyor. Bu konu Atatürk’ün özel hayatından, devlet adamlığına kadar geniş bir yelpaze izliyor. Birer konu seçilmesinin yanı sıra genel olarak da Atatürk anlatılmaya çalışılıyor.

Ancak bu anlatımlar son derece sakıncalı ve tehlikesi hissedilmeyen bir durumdur. Bu işi yapan kişiler Atatürk’ü öğreniyor, bir kaç belge okuyor ve sonucunda kendi yorumuna göre bir şeyler ortaya koyuyor. Bunu bir kişinin yapması bile tehlikeliyken, yıllar boyu böyle gelmiş olması ürkütücü oluyor.

Herkesin bir Atatürk anlatması ve bunu kendi yorumunca yapması ortaya çok farklı bir anlatım koymaktadır. Böylece bu yazarların eserleri de ikinci ve üçüncü elden eserler oluyor. İkinci elden bir bilgi bile çok tehlikeliyken, Atatürk’ün anlatılmasında yıllarca ikinci ve üçüncü el anlatımına göz yummak kritik bir durumdur.

Bunun fark edilmeyip devam edilmesi, hiç kimse tarafından ses çıkarılmazsa Atatürk’ün manevi varlığını yok edebilir.

Çünkü ortada herkese göre bir Atatürk değil, yaşamış gerçek olan bir Atatürk vardır. Hiç kimsenin şahsiyeti mevzu bahis değildir. Mevzu bahis olan sadece Atatürk’ün şahsiyetidir. Peki niye onu anlarken başka şahsiyetlerin anlatımına önem veriliyor ?

İkinci sorumluluğumuz da onu anlatmak meselesidir. Bu da onun hakkında olan birinci elden kaynakları korumak ve yüzyıllar içerisinde de korunmasını sağlamaktır.

Atatürk’ün yakınında olanların, onun sözlerini kaydedenlerin ve onun yaşadığı olayları anlatan kaynaklar, birinci elden kaynaktır. Hiç bir ek yorum içermeden Atatürk’ün davranışlarını, düşüncelerini ve tepkilerini yansıtmaktadır. İşte gerçek Atatürk o belgelerde bulunuyor.

Tarih yazımının belgenin eksik olduğu yerde, var olan durum ve şartlara göre yorum yapılması burada da karşımıza çıkıyor. Ancak tarihimizi ve onun içinde barındırdığı şahsiyetleri anlatırken veya anlarken yorumdan kaçınmamız gerekir. Bir açıklama yapılacaksa o da yorum belirtilmeden bir izahat vermek şeklinde yapılabilir.

Bu bakış açısı tarihin anlatılmasında ve işlenmesinde de büyük sorunlar yaratmakta olup uzun bir konudur.

Atatürk konusunda bu tür herkesin birinci elden kaynaklardan uzaklaşılması, gelecek nesilleri gerçek Atatürk’ten uzaklaştırmak demektir.

Herkesin kendine göre anlatmasının pek çok sebebi olup, birisi de toplumumuzdaki Atatürk sevgisinden ve onun bizde yaşayan manevi duygusunu sömürmek ve bunu değerlendirmekten gelmektedir.

Atatürk sevgisini kendi yararı, ünü için kullanan yazarlar mevcuttur. İlginç olanı da gittikçe de Atatürk’ü kendi şahsı için kullanan kişiler artmaktadır. Bu fark edilmeden de bu yazarlara olan ilgi maalesef artmaktadır.

Kimsenin kazandığı ün ve parasında değilim. Benim derdim hepsinden yüce olan Atatürk’ü, gerçek Atatürk’ü yaşatma derdidir.

Birilerinin para için Atatürk ismini kullanması bende rahatsızlık uyandırmaktadır. Bu belki bir çok kişiyle birlikte paylaştığımız bir görüştür. Maalesef mesele bu kadarda kalmıyor. Atatürk’ün varlığı, gelecek nesiller için tehlikeye giriyor.

Bunu engellememiz gerekmektedir. Atatürk gibi tarihi şahsiyetler okunurken tamamen birinci elden kaynaklar tercih edilmelidir. Diğer tarihi konu ve şahsiyetleri kenarda tutalım çünkü her biri için birinci elden kaynak sayısı ve durumu farklıdır.

Atatürk için değerlendirirsek fazlasıyla doyurucu şekilde birinci elden kaynağın varlığına sahibiz. Ancak günümüzde bu eserler sahaflara düşmüş olup, çok çok azının baskısı bulunmaktadır. Sahaf demek, kişilerin kendi ticari alanı demektir. Atatürk’ün yüce şahsiyetinin kişilerin ticari alanına kalmış olması hangi mantıkla açıklanabilir?

Atatürk hakkında yazılmış birinci elden kaynağın çoğu bilinmektedir. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki, belki de kaybolmuş birinci elden kaynaklarda vardır. Onun dışında ismi bilinen, varlığı net olan birinci elden kaynaklar Atatürk hakkında detaylı bilgi verebilmektedir.

İşte önemli olan nokta bu kaynakları kişilere bırakmadan korumaktır. Çünkü bu popüler Atatürk furyası hız kazanırsa, bu popülerliğin yükselmesini sağlayan asıl kaynaklar kaybolacaktır. Bu kaynaklar, kişilere bırakılmadan günümüz ve gelecek için korunmalıdır.

Ayrıca Atatürk’ü anlarken kişilerin yorum ve anlatımına bağlı kalmak, farklı yorum ve düşüncelere kadar olayı götürebilmektedir. Böylece gerçek Atatürk’ün şahsiyeti gölgede kalmaktadır. Bu acı bir durumdur.

Bilinçli bir Türk gencine yaraşan, Atatürk’ü öğrenmek için tercih edeceği tüm kitapların hepsinin birinci elden kaynak olmasıdır. Çevresine de bu kaynakları önermesi ve ikinci elden kaynakların yanlışlarını anlatması gerekir.

Onun milletimize yaptıklarının yanı sıra, bu bizim ona bir borcumuzdur, sorumluluğumuzdur.

Atatürk anlatan yazarları, profesörleri çok beğeniyor olabilirsiniz. Hatta onara aşık, hayran, tutkun oluyor olabilirsiniz. Ancak onların anlattığı kendi yorumları ne olursa olsun gerçek Atatürk’ten her zaman uzak olacaktır.

Onu okumak ve anlamak için yapılması gereken hiç bir yorum olmadan onun anlatıldığı olayların barındığı birinci elden kaynakladır. Atatürk’ün yakınında bulunan kimseler bu tarz eserler vermişlerdir.

Atatürk’ü geleceğin ışığına gerçek bir şekilde taşıyabilmek için, sitemizde de birinci elden kaynakları şahsi gücümüzün yettiğince paylaşacağız. Ona ait bilgi ve belgelerin hiç birinin kaybolmasına gönlümüz razı değildir. Ben bunu engellemek için sonuna kadar mücadele edeceğim. Sitemizde de elde ettiğim kaynak isimlerini ve fotoğraflarını paylaşarak, onu gerçekten, doğru bir şekilde anlamak isteyenlere yardımcı olmayı hedefliyorum.

Kişi veya toplulukların üzerinde olan Atatürk’ün yüce hatırasına saygıyla..

 

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.