Ana Sayfa Genel Üniversite’de Terör

Üniversite’de Terör

Yazar: Ahval Kayıp
0 Yorum 25 Görüntülenme

Genel anlamda kalkınma, bir ulusun hedeflenen gelişme sürecini gerçekleştirebilmesi için ulusal ekonominin, toplumsal ve siyasal yapının bir bütün olarak düzenlenmesidir. Tarihsel süreçte kalkınma için izlenen yolun en belirleyici özelliklerinden biri az gelişmiş ülkelerin beşeri kaynaklarının sıkıntılarının giderilmesine ve refah seviyelerinin yükseltilmesine yönelik mevcut potansiyelin değerlendirilmesi olmuştur. Bu mevcut potansiyeli etkin kılmak için birçok yöntem vardır. Bu yöntemlerin en önemlisi ise eğitimdir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyine bakıldığında yükseköğrenimin çok önemli bir rolü bulunuyor. Ülkemizde de bu durum aynı şekilde geçerlidir.

Tarihe baktığımız zaman görüyoruz ki milletlerin savaşmadığı tek bir gün bile yok. Savaştan kastımız sadece iki ordunun bir araya gelerek silahlarla çatışmış olması değil. Ekonomi, din, toprak bütünlüğü ve siyaset için, dünya tarihinde yaşanmış olan kavgaların hepsi birer savaş örneğidir. Günümüzde yaşanan savaş ise, “teknoloji ve bilim” savaşıdır. Bu savaşın askerlerini de üniversiteler yetiştirmektedir. Bu bağlamda üniversitelerde bilim ve teknoloji ordusu yetişmesi gerekirken teröristlerin; kampüslerde, dersliklerde cirit atması, Türkiye’deki en büyük sorunlardan biridir. Bu kişilerin terörist olarak adlandırılmaları için; DHKP-C, PKK, TKP/ML, DAEŞ, FETÖ/PDY gibi örgütlerin herhangi birine üye olması ya da herhangi birine sempati duyuyor olması yeterli bir sebeptir.

Peki bir ülkeyi tehlikeye atan terör örgütü sempatizanlarının, ülkeyi kalkındıracak ve geliştirecek olan üniversitelerde ne işleri olabilir?

Açıklayalım.

Lise hayatı çok önemli değilmiş gibi görünse bile bireyin karakteri ve siyasi görüşü bu dönemde şekillenmeye başlar. Birçok kişi belirli bir fikir sahibi olarak üniversitelere gider. Örneğin bir PKK yanlısı, bu örgütle lisede tanışmış olabilir. Ancak direk olarak dağa çıkmak yerine eğitimi ele geçirmeyi tercih edecektir. Çünkü belirttiğimiz gibi en büyük silah “Bilim” dir. Teröristlerin, neden üniversitelerde olduklarının cevabı da işte budur.

Bunu için liselerde de çalışma yapılmalıdır. Gençlerimize; terör örgütü olarak nitelendirilen bazı dernek, vakıf, kurum ve kuruluşları anlatmak ve bu kuruluşların herhangi birinin görüşünü benimseyenlerin üniversitelere hiçbir koşulda alınmayacağını kesin bir dille söylemek gerekir. Aynı zamanda lise öğretmenlerinin geçmişi çok iyi araştırılmalı ve ders dışında herhangi bir görüşü aktarmaya çalışmayacağından emin olunmalıdır. Çünkü aileden sonra örnek alınabilecek en etkili kişi öğretmelerdir. Bu yüzden yılanın başı küçükken ezilmelidir. Bunun yanı sıra liselerde “Türkçülük” şuurunun gençlere aşılanması gerekir. Türkçü olan gençlerin, terörist olarak nitelendirilen kişilerden daha çalışkan olmaları, daha yüksek mevkilere gelmeleri gerektiği anlatılmalıdır. Milliyetçi olmanın sadece kuru gürültü olmadığı konusunda gençlerimiz bilinçlendirilmelidir.

Bu çalışmalara rağmen diğer yandan üniversitelere bir şekilde sızmış olan teröristleri; öğrenci, öğretim üyesi ya da rektör olarak ayırmaksızın, rektör ya da öğretim üyesi ise mesleği elinden alınmalı, öğrenci ise eğitim hayatına son verilmelidir. Bu yapılmadığı sürece Türkiye daima tehlike altında olacaktır.

Yapılabilecek yöntemleri belirttik. Ancak üniversitedeki teröristlerin neden tehlike uyandırdığını bilmeyenler ve anlayamayanlar için örneklendirelim:

1-) 13 Mart 2016’da Ankara Kızılay’da gerçekleştirilen ve 37 vatandaşımızın hayatını kaybettiği hain saldırının faili olan canlı bomba Balıkesir Üniversitesi öğrencisi Seher Çağla Demir isimli teröristtir.
2-) Tahir Elçi’nin hayatını kaybettiği olaydan önce durdurulan taksinin içinden ateş ederek 2 polisimizi şehit eden teröristler Dicle Üniversitesi öğrencisi Mahsun Gürkan ve Uğur Yakışır’dır.
3-) Savcı Selim Kiraz’ı Çağlayan Adliyesinde şehit eden Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol isimli teröristler İstanbul Hukuk Fakültesi öğrencisidir.
4-) Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi DHKP-C’li Didem Akman, eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün 1 metre gerisinde, üzerindeki 4 kilo TNT, sodyum ve kükürtten oluşan bombayı patlatma girişiminde bulundu.
5-) Çankaya Üniversitesi’nde Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi Hasan İsmail Hikmet (23), sınavda kendisini kopya çekerken yakalayan Araştırma Görevlisi Ceren Damar Şenel’i okulda önce bıçakladı sonra da silahla vurarak öldürdü.
6-) 20 Şubat 2015’te Ege Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu aynı üniversitede okuyan Nurullah Semo isimli terörist tarafından şehit edilmiştir.
Bu ve benzeri örnekler çoğalabilir.

Türk Milleti, daha fazla zarara uğramadan bilinçlenmelidir. Çünkü Türk demek, vatanı için kanını sonuna kadar feda etmiş olan ataların evladı demektir. Türk demek, papaya diz çöktüren “Tanrının Kırbacı” demektir. Türk demek, 40 kişilik çeriyle Çin sarayı basan ‘kahraman’ demektir. İşte bu yüzdendir ki çabamız, yüce Türk Milleti’ne ait, kanla ve canla alınmış, bu aziz vatanı üniversitelere sızmış olan kemik yalayıcılarına yar etmemektir.

0 Yorum

Yorum Yap