akp-chp

Rakılı CHP’den Votkalı AKP’ye

Öncelikle ese… Şaka tabi ki selamunaleyküm ya da artık ağızlarımızın ne kadar alıştığı konusunda içimizden sessizce tekrar edelim mi? “Selamınaliküm” Tamam daha fazla konudan sapmadan ve yaşadıklarımı unutmadan hem sizlere aktarayım hem de buradan hatıratıma bu değişik olayı aktarmak istedim…

19 Yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak hem parti seçebilme hem de özgür iradem ile düşüncelerimi yayma hakkımı kullanarak bu yazıyı yazıyor olmanın mutluluğunu hissediyorum bundan 7 – 8 yıl önce birlikte okuduğum bir sınıf arkadaşım vardı ben burada ona ‘Vedat’ demek istiyorum. Vedat kara, kuru yaşadığımız Anadolu coğrafyasının tiplemesine uygun bir çocuktu eskiden, teneffüslerde bazen bizim zil çalıp içeriye girdiğimiz esnalarda kantine gidip kendine cips falan alarak onu orada tüketip sınıfa ‘tuvaletteydim öğretmenim’ diye giren birisiydi. İlkokuldan beklentin ne olabilir ki yaşın küçük ve masumsun, hayatındaki herkesin annen baban gibi dürüst iyilik saçan insanlar olduğunu düşünüyorsun ki hayat hiç de öyle olmadığını büyümeye başladığını zorlukların ve insanların üzerine geldiği zamanlarda belirtmeye başlıyor. Neyse Vedat’tan bahsediyorduk ki bu çocuk hiç geçmişimi yadırgamam dağ gibi bir Ülkü Ocakları geçmişim var tam tamına ilkokul başlangıçlı 5 yıl. Hatta daha fazla da olabilir ancak benim kendimi tamamen faal hissettiğim yıllar o yıllardı. Biz Vedat’la birlikte ocağa gider aynı sigarayı döner, aynı bardaktan çayı yudumlardık. Dava arkadaşlığı, kardeşliği bizlere bu şekilde öğretilirdi. Vedat’la yollarımızın ayrılma noktası ikimizin de liseye geçmesiyle başladı. Vedat ilçede bulunan düz bir liseye kayıt yaptırmış. Bense o yıllarda başladığım bilgisayar serüveninin gelecek yıllarda da hatıralarımdan çıkmaması için bir meslek lisesine kayıt yaptırdım. Vedat’la bazen aynı sokaktan geçerken, bazen aynı parkta otururken denk geliyorduk ki Vedat ilkokulda sınıftaki ispiyoncu çocuk, mahallede annelerin ‘onunla oynama’ dediği, polislerin höt dediği zaman bütün olayı anında öten biriydi.

Bugün yaşadığım olaya geleceksek de Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım Kayseri Kadir Has Kapalı Spor Salonuna gelmişler. Miting için geldiği yerde olmazsa olmazı mitinge gidecek insanlardır ve bunların içinde Vedat’ta bulunuyor. Vedat liseyi bitirmiş, şu an üniversite sınavında başarısız bir puan aldığı için Dershaneye gidip geliyor tahmin ediyorum ki mitinge gittiği kişiler de Dershaneden arkadaşları…

Dernekten çıkmış otobüs durağında otobüs beklerken Düvenönü durağından bindim. Meydan durağında bir kalabalık hışımla Talas Anayurt Meysu otobüsüne akın etti, içlerinde Vedat’ta varmış. Bak sen Allah’ın işine Vedat’ın nesi yok? Bileti. Nereden bulmuş? Otobüse binmeyen arkadaşından almış bileti de otobüsün açık camından arkadaşına el ediyor gel de al diye. Beni fark edince durdu selam verdi.

Konuşmayı İstanbul Türkçesine çevirerek yazıyorum siz Kayseri şivesi ile okuyunuz.

-Nasılsın?

Aynı nasıl olalım, sen nasılsın?

-İyidir biz de. Ben şu tarafa geçiyorum.

Tamam.

Bir kaç durak sonra orta yaşlarda bir kadın bindi otobüse yer vermek istedim kalkıp ayağa ‘siz oturun ben birazdan ineceğim’ diyerek Vedat’ın olduğu tarafa yöneldim. Netice de olayın aslını astarını bu denli bilmiyorum bilsem gitmezdim. Otobüsün içinde omzuna dokundum, ‘e ne yaptın’ dedim anlamadı kafasını uzattı.

-Nereden geliyorsun? dedi, demez olsaydı ağzından gelen o leş gibi içki kokusu ağrıyan başımı mahvetti.

Dernekteydim…

-Ney?

Dernekte.

-He anladım, biz de mitinge gittik arkadaşlarla.

Ne mitingi diye sormama gerek yok çünkü şehrin dört bir yanına donatılan afişleri görmemek mümkün değil. Anladığımı ifade edercesine kafamı salladım, o kokuyu geçirmek için biraz uzaklaştım. Bir süre sonra tekrar eğilip,

-Ne konuşuyor bu ya? dedi gevşek bir ağızla.

Yandaki kızdan bahsediyordu. Üniversiteli yaşlarından bir kız ve telefonla biraz yüksek sesle konuşuyordu ama fark edemedim o gürültüde onun sesini.

Bilmiyorum diye cevap verip hareketlerine dikkat ettim. Devamında pek de fazla umurumda olmayan şeyler yaşandı. Ben diğer köşeye geçtim, onu da yanıma çağırdım ama gelmedi. Kızı rahatsız ettiğini düşünerek hareket etmişken otobüsten aynı durakta indiğimiz zaman

-Nasıl numarayı verdim gördün mü? diye sordu Vedat. Aptal değilim merak etmeyin filmlerdeki gibi ne numarası demeyeceğim. Elin kızına neden sarkıntılık yaptığını sordum, ne sarkıntılığı kız yüzünü bana döndü, sağında solunda erkek vardı zaten dedi.

Aslında sizlere anlatmak istediğim konu bu değildi. Anlatmak istediğim konu bu olay içinde geçen insanın ve insanların ‘AKP’ zihniyetine oy kullandığı, ülkemiz üzerinde söz hakkına sahip olduklarıdır. Dağdaki çobanla İlber Ortaylı’nın oyu bir mi bilmem ama, Vedat’la bir değil. Çocukluğundan benim gözümde sahtekar ve karaktersiz olan birisi gün geçmiyor ki beni şaşırtsın. Bunu sevmediğim, hoşlanmadığım için değil bu güne kadar konuştuğum ancak hem AKP mitinglerinde gezinip hem de ‘ben alkol içmedim, kim alkol içiyor. Meyve suyu içtik biz.’ diyen bir aptalın benim geleceğim hakkında söz hakkına sahip olabilmesi, yaşadığım ülkede bazı şeylere karar verebilme yetkisi olmasını istememek benim en doğal ve tabii hakkımdır. Bu olay içinde ahlaksızlık, sapkınlık… hatta ararsanız şerefsizlik dahi bulabilirsiniz.

Siz Vedat gibi olmayın.

CHP neyse geriye kalan bütün partilerde odur benim gözümde. A’nın B’den, B’nin C’den üstünlüğü yoktur. Üstünlük yüce Türk milletindedir. Fikirlerinin saygınlık gördüğü, düşüncelerinin hayata geçirildiği bir üstünlük.

Arif Erhan

Arif Erhan

Kayseri'de Bilişim Teknolojileri, Web Tasarım ve Grafik Animasyon bölümü mezunuyum.

İletişim için: atsizpus@gmail.com
Arif Erhan

Arif Erhan Son Yazıları (Hepsi)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.