Ana Sayfa Genel Fırat Yılmaz ÇAKIROĞLU

Fırat Yılmaz ÇAKIROĞLU

Yazar: Misafir Kullanıcı
0 Yorum 65 Görüntülenme

Tam dört yıl oldu…    

Hani boşboğaz, bir şeyler bildiğini zanneden ama hiçbir şey bilmeyenler diyor ya: “Doğu ve Güneydoğu’dan birkaç il verelim sussunlar. Terör ya  batıya kadar gelirse?”

Bunu diyen soysuzlar iyi bilsin ki biz, doğu da bizim batı da bizim diyen, eğitim yuvaları anarşi bataklıkları olmasın diye mücadele veren, atasını, töresini bilip de yaşayan bir ağabeyi tam dört yıl önce Ege’nin incisi, Anadolu’nun batısı; Çaka Beğ’in, Emir Timur’un, Yüzbaşı Şerafettin Beğ’in, uğruna canını veren, kanını döken Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın İzmir’inde türlü kahpeliklerin döndüğü bir ortamda kaybettik.

Teröristler doğunun dağlarında değilmiş değil mi? Her üniversitedeki üniversite öğrencisi, geleceğimiz değilmiş değil mi?

Yiğit bir Türk genci, namertliğe karşı mert duruşuyla, cehalete karşı bilgisiyle, hainlere karşı büyük Türk ülküsüyle dimdik durarak, kanının son damlasına kadar mücadele veren tam bir kahramandı. “Bu mücadeleyi yirmi kişi kalsak da, on kişi kalsak da, tek başıma kalsam da devam ettireceğiz Allah’ın izniyle.” demişti. Öyle de oldu. Ölüme doğru korkusuzca giderken tek başınaydı.

16 Aralık 2012’de, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın İmralı’ya giderek terörist başı Apo ile görüşmesiyle başlayan çözüm süreci zırvalığında şehit olan vatan evlatlarından biriydi Fırat Yılmaz ÇAKIROĞLU. “Rektörlük, polis üzerine düşen görevi yapmıyor.” diyerek uyarmıştı. O gün yaralandığında kırk altı dakika boyunca acil yardım ekipleri gelmemişti. Kan kaybıyla şehit olurken, Ege Üniversitesi’nin hainlerle kirlenmiş bahçesini pak kanıyla sulaya sulaya temizlemiştir. Al bayrağa bir kez daha allık katmıştır…

***

Biz ne hıyanetleri, ne döneklikleri, ne de şehitlerimizi unuttuk. Asla unutmayacağız da. Bir Fırat öldü ama binlerce, yüz binlerce kahpeliklere karşı yılmayan Fıratlar doğdu. Binlerce Fıratımız olacak! Toprağın kara bağrında değil, kara yağız üzerinde; ulu gök kubbede. Şehidimizin anneciği Özlem ÇAKIROĞLU’nun da dediği gibi: “Daha nice Fıratlar yetiştireceğiz.”

Her biri, tarih okurken tarih yazan ağabeyleri gibi yiğit, cesur, mert olacak. Haine-soysuza korku salacak, cehalet perdesini yırtıp atacaklar. Bir ellerinde sivri uçlu kalemleri, diğer ellerinde kitap olan gençler yetişecek. Silah doğrultana Türk’ün ezici gücünü bir kez daha tattıran gençler… Tek başa kalsa da yılmak nedir bilmeyen, hainin soysuzun önünde baş eğmeyip baş eğdiren gençler yetişecek. Nice Fıratlar, Erenler… Bedeni küçük ama yüreği büyük Bedirhan bebekler doğacak.

***

Suçlusu kimdir? Üniversiteye alınıyor, eylemler yapıyorlar, halay tepip eşek gibi anırıyorlar. Rektörlük ne yapıyordu? Bu vatanın evlatları okumak, gelişip vatana hizmet etmek için çalışırken, bu it sürüleri dağdan inip eğitim yuvalarına nasıl girebiliyorlar?

Habur’dan silahlıları giriyor, mecliste kravatlıları millete kinlerini açıkça kusarken, silahlıları karakollara saldırıyorlar ama güvenlik güçlerimiz çözüm zırvalığıyla hiçbir şey yapamıyor. Yapanı da görevden alıyorlar. Tıpkı adsız binbaşı gibi…

“Bir tek teröristi geçirmem diyip 8 kalleşi leşe çeviren binbaşı görevden alınıyor. Neymiş kardeşlik, barış sürecine zarar gelmişmiş. Analar ağlamasınmış. Türk anaları binlerce evladına ağlarken sessiz kalanlar üç beş itin anası için mi türlü hıyaneti gerçekleştirdiler? Bu kalleşler hendek kazarken, silah depolarken haberiniz yok muydu? Vardıysa neden bir şey yapmadınız da sustunuz? “Valilerimize talimat verdik terör örgütüne operasyon yapılmadı.” diyen beyefendi bu hıyanetlere izin verirken karşılık olarak ne aldı? Doksanların sonunda bitmek üzere olan terör iki binlerin başında Akp iktidar olunca nasıl birden canlandı? Yenilip, ateşkes ilan eden terörist başıyla neden masaya oturdunuz? Masaya otururken, mektubunu okuttururken utandınız mı? Siz bunca onursuz şeyi nasıl yapabildiniz a beyler?

Ey yüce Türk Milleti!

Refahın, varlığın ve geleceğin için kanlarını, canlarını feda eden evlatlarını unutma. Evlatlarının kanının akmasında, canlarını yitirmesinde payı olanları, sebep olan ve göz yumanları unutma. Kinini diri tut…

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifeni gerçekleştirme diye uğraşanlar olacaktır. Bu durum karşısında, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkânları ve şartları her ne olursa olsun yılmayacaksın!

0 Yorum

Yorum Yap