Ana Sayfa Genel Uzay Çağı Yardımlaşma Zihniyeti

Uzay Çağı Yardımlaşma Zihniyeti

Yazar: Timuçin Demir
0 Yorum 29 Görüntülenme

Bu yazı için farklı bir başlık kullanma ihtiyacını hissettim. Farklı olmasının sebebi ben değil, anlatmak istediğim durumun anlamsız olmasıdır.  Bu başlık ilk görüşte konuyu yansıtmıyor görünse de yazı okundukça ne denilmek istendiği anlaşılacaktır.

Çağ Türkçe’de zaman dilimi demektir. Bir şeyin zaman dilimini ifade etmek için kullanılan bir kelimedir. Uzay çağı demenin manası ise günümüzde uzay ile ilgili uğraşların artmasındandır. Bu uğraşların artması insanların odak noktasının uzaya doğru kaymasını sağlamaktadır. Bu durum bulunduğumu zaman dilimini Uzay çağı olarak adlandırma imkânı sağlamaktadır.

Peki, uzay çağı ile yardımlaşma zihniyeti ne demektir? Anlaşıldığı gibi bulunduğumuz uzay çağındaki yardımlaşma zihniyetini ifade etmektedir.

Öyle bir çağda yaşıyoruz ki bilgi yönünden her şeye kolay erişebiliyoruz, uzayla ilgili çok fazla uğraşlar olabiliyor, teknoloji gittikçe hızlanıyor. Birçok durum ileriye gitme eğilimi gösteriyor. Ama bu çağda her şeyi çok ilerde görseniz bile, hatta daha ne kadar ileri gidebilir ki diye düşünseniz bile çok geride kalan bazı zihniyetler var, onlardan bir tanesi de yardımlaşma zihniyeti.

Bir Türk’ün karnı aç iken herhangi bir yere herhangi bir isim altında yapılan yardımların hiç biri mantıklı değildir. Başkaları ölsün ya da yok olsun istediğimizden mi böyle düşünüyoruz? Ya da başkalarını insan saymadığımız için mi mantıklı bulmuyoruz?

Tabii ki de hayır. Böyle bir saygısızlık ve nefret eğilimimiz yok. Peki ya neden mantıklı değil?

Kim kendi evi yanarken gider iki yan dairesindeki komşusunun evini söndürmeye çalışır? Bunu yapacak normal ruh sağlığına sahip bir insan olabilir mi?

Kendi evi yanar iken başkasının evini söndürmek bir ruh hastalığıdır. İnsan türü bu dünya üzerinde ırklara ayrılmış, ırklar üzerinden gelenek, kültür vesaire ortak şeyler oluşturmuşlardır. İnsan grupları bu tarz ortaklıklarla birdir. Bütün Türk milleti aynı evde yaşayan bir ailedir. O yüzden bir yangın varsa önce kendi evimizin söndürülmesi gerekir. Kendi evimizdeki yangın söndüğünde, başka da hiç yangın yoksa biz en yakındaki yangını söndürmeye gönüllü olabiliriz. Ancak içgüdüsel olarak kendi evimizdeki yangını söndürmeyi düşünüp bu uğurda çalıştık diye kimse bizi ruh hastası olarak nitelendiremez. Bu durumu mantık dışı nitelendirenler, gerçek anlamda mantığında sorun olanlardır.

Irkçılık kelimesi Avrupalı dillerde farklı, doğu dillerinde farklı bizde farklı manaya gelir. Bir kelime içerdiği anlamla sınırlıdır. Türk milletinin kullandığı ırkçılık kelimesi, Türk dil yapısından dolayı nefret eylemi değil sevgi eylemidir. Irka taraftar olma, kendi ırkının menfaatini düşünmek ve bu uğurda çalışmak demektir. Kendisinden olanları düşünmek temelli bir şeydir. Avrupalı dillerde kastedilen etrafı yok etmek katletmek gibi bir manası yoktur. O dilde ifade edilen kelimenin bizim dilimizdeki karşılığı ırkçılık olamaz. Bir Türk ırkçılık dediğinde kendinden olmayanı katletmeyi düşünmez. Kendinden olmayanı yok saymayı düşünmez. Sadece kendinden olanı sever, sayar ve onun menfaati uğruna çalışır. Hatta biz kendimize karşı böyle düşündüğümüz gibi, başkalarının da kendilerine karşı böyle düşünmesine saygılıyız.

Dünyada yaşayan herhangi bir insan hangi mal varlığına sahip olursa olsun –çok zengin veya çok fakir- ilk önce kendi evindeki yangını söndürmeye çalışacaktır.

Biz Türk milleti olarak bunca yıldır kendi evimizdeki yangın sönmeden genelde başka yangınları söndürmeye gittik. Pek zoraki durumlarda da kendi evimize bir kaç kova su döküp söndürmeye çalıştık.

Bir Türk şu dünya üzerinde aç kaldığı sürece komşu evini söndürmeye çalışan kişiler ya bu işi yardım kisvesi altında şov olarak yapıyorlar ya da cehalet içindeler demektir. Doğu Türkistan konusunda herkesin ortak bir suskunluğa bürünmesi tesadüf değildir. Kerkük, Musul, Karabağ ve Güney Azerbaycan gibi Türklerin zulüm altında olduğu bölgelerde dünya kamuoyunun sessiz kalması başka türlü izah olamaz.

Aç Türk kalmayıncaya kadar başkalarına yardım eden hiçbir zihniyeti, kurumu, kuruluşu mantıklı bulmuyoruz.

Uzay çağında yardımlaşma zihniyeti de böyle olurdu zaten.

Kendi evini söndüremeyen insandan başkaları ne hayır bekleyebilir ki? Kendi evi sönmeyen etrafa daha çok ateş sıçratır.

0 Yorum

Yorum Yap