Türkmen Kelimesinin Çıkış Noktası

Türkmen Kelimesinin Çıkış Noktası

Tarihin ilk çağlarından beri Türkler kendilerine bir takım çoğul grupları belirtmek üzere kelimeler kullanmışlardır.

Hun, Ting-Ling, Ogur, Kao Ch’e (Kanglı), Töles, Uygur, Türgiş, On Ok, Oğuz, Türkmen gibi isimler bunlara örnektir. [1]

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için : https://turanotagi.com/oguz-kagan/

Türklerde aile yapısı ilk çağlardan bu yana boylar üzerine kuruludur. Hatta sağlam devletler ve imparatorluklar kurmanın altında disiplinli boy teşkilatlanmaları yatar.

Türkler bu boy teşkilatlarının genelini kapsayan ifadeleri ilk zamanlardan beri kullanmışlardır.

Bazı noktalarda şüphesiz kaynakların bize ifade ettiği isimleri biliyoruz. (Örn: Ting-Ling) Ancak Türklerin de kendi içinde bu boy teşkilatlarının geneline isim koyması bir gerçektir. Sonradan ortaya çıkmış Oğuz ve Türkmen kelimelerini kullanmamız kendilerinden öncede bu fonksiyonu icra eden kelimelerin olduğunu göstermektedir.

Oğuz Kağan Destanı hakkında yazdığım yazıda Oğuz kelimesine geniş ve tarihsel süreç içerisinde değinmiştim. Şimdi de Türkmen kelimesine tarihsel ve dilbilimsel gerçeklerle değineceğim.

Önce şöyle bir rivayetten başlayalım. İskender’in gelişini haber alan Türk boylarından doğuya kaçmayanları gören İskender’in Türlere benziyor anlamında söylediği bir kelime yani ‘Türk Manend’. Bu kelimeden Türkmen’e dönüştüğü rivayet edilmiş.

M.Ö 4.yy’da böyle bir rivayetin olduğunu varsayalım. Peki, Türkler’in 11.yy’a kadar bu kelimeyi kullanmamasını nasıl açıklayabiliriz?

Ayrıca Türk’e benzer anlamıyla başkası içinde söylenmiş olacağını, Türklerin kendine niye Türk’e benzer diyeceğini de akıllara getirmektedir. Başkası için söylenmiş sözü Türkçeleştirip kullanmanın hiçbir mantığı yoktur.

Böyle bir durum gerçek olmamakla beraber asılsızlığı da ortaya koymaktadır.

Türkolog Prof. Dr. Marcel Erdal’da bu iddianın kabul edilemez olduğunu söylüyor. [2]

Bence kabul edilmesi gereken Prof. Dr. Tufan Gündüz’ünde Oğuz Kağan Destanı kitabında söylediği gibi “…İklimin tesiriyle bunların şekilleri Taciklere benzemeye başladı. Ama Tacik olmadıklarından Tacikler bunlara Türkmen dediler; yani Türk-manend (Türk’e benzer)” .[3] coğrafyadan doğan benzerlikten dolayı yapılan bir ayırmadır.

Şimdi burada Türkmen kelimesi coğrafi özeliklerden dolayı ayırmak için kullanıldığı su götürmez bir gerçektir.

Türkmen Kelimesinin Köken İddiaları

İddia 1: Bu söz büyük İskender ile alakalı olayda ortaya çıkmıştır. Bu rivayetin ise asılsız olduğunu belirtmiştik.

İddia 2: Türkler İran coğrafyasına geldiklerinde Tacikler ile aralarında benzerlikler buldular. Ortak coğrafya da yaşanılması da bu benzerlikleri arttırdı. Gazneliler tarafından Farsça resmi dil olarak kullanıldığından Türkler de Farsçaya aşina idi.

Alt İddia 2.1: Türkler kendilerine benzettikleri bu toplum için Türk’e benzer anlamında ‘Türk Manend’ dediler. Kendilerine de hakiki Türk, gerçek Türk anlamında Türkmen dediler. Men-Man eki yazının etimolojik kısmında işlenecektir.

Alt İddia 2.2:Tacikler kendilerine benzettiği bu kitleye Farsça ‘Türk-Manend’ dediler.

Ebul Gazi Bahadır Han’a göre ise cahil halkın manend kelimesini telaffuz edememesinden dolayı Türkmen şekline dönüştüğünü bildirmektedir.[4]

Varılan sonuç, sonuç kısmında işlenmiştir.

Türkmen Kelimesine Etimolojik Bir Yaklaşım

-mAn /+ mEn eki üzerine

Tahsin Banguoğlu’na göre men/man eki eski Türkçede önce büyütme anlamıyla kullanılmış olduğunu düşündüğünü belirtir. Ayrıca buna benzer olarak karşıt anlamda küçültme anlatımından büyütme anlamına da geçmiş olabileceğini düşünür. [5]

Almanca da bulunan yani Cermen dilinden bir ilişki sonucu olarak aldığımızın söylenmesi iddiası asılsızdır. Eski Türkçede bu kelimenin varlığı yeterli delildir. Daha fazlası için bknz. [6]

Sir Clauson sözlüğünde +/- man ekiyle ilgili olarak Türkmen kelimesinde muhtemelen ‘-mand’ ekinin değişmiş hali olabileceğini belirtmiştir. [7]

Zeynep Korkmaz’a göre man eki sıfatlarda kişileri niteleyen sıfatlar türeten bir ektir. Eklendiği sıfata abartma ve aşırılık anlamı katar. Örn: Kocaman, kodaman, kölemen, küçümen, evcimen vs. [8]

Türk isminin sıfat olarak da kullanıldığı düşünülürse Türkmen kelimesindeki ek bir yanıyla böyle değerlendirilebilir.

Süer Eker’e göre isimden isim yapma ekleri arasında kullanım sıklığı fazla olmayan eklerden ‘abartma, benzerlik’ bildiren özelliğiyle sıfatlara gelmiştir.

Örn: Şişman, akman, kösemen, küçümen, Türkmen sözcüğünde de bu ek görülür. [9]

Dil Bilimciler farklı görüşler belirtmişlerse de ortaklaştıkları nokta +/-man ekinin işlek olmayan bir ek olduğudur.

Men=ben ve Sümerce man, nun eki genel bir kapsamda Güneş Dil Teorisi çevresinde incelenebilir.

Sonuç:

mAn ekinin Cermen dilinden gelmediğini ispatlayan kelime kaynaklarda 1040 yılında geçmektedir. Bu yüzden Türkmen kelimesini 11.yy başları ile Türklerin mevcut bölge dağılımından incelemek gerekir.

Türkmen kelimesinin de ortaya çıkışı ve benimsenmesi de 11.yy itibari ile olmuştur. O yüzden 11.yy da Türklerin göç hareketlerine ve karşılaştıkları toplumları göz önüne alarak değerlendirme yapabiliriz.

Oğuz Grubu ve Karluklar Gazneli ve Karahanlı devleti arasında onların hâkimiyet ihtiraslarına alet olduktan sonra Gazneliler tarafından kendilerine verilen topraklara girdiler. Bir takım olaylardan sonra 1040 yılında Dandânekan Meydan savaşı ile Horasan’da bağımsız bir devlet kuruldu.[10]

İran Coğrafyasına sonrasında da Anadolu dediğimiz coğrafyaya yayılışın çıkış noktası böyledir. Bu durum göz önüne alındığında Türkmen kelimesi o coğrafyada ve o yüzyılda ortaya çıktığı görülüyor.

Kullanma şekli ve yönünden coğrafyada ortak yaşayan Türkler ve Taciklerin karışmayı önlemek veya ayrım yapmak için kullandığını görüyoruz.

Aynı yüzyılda ve bir önceki yüzyılın sonuna (10.yy sonu 11.yy başı) denk gelen Gazneli Devletinin resmi dili Farsçaydı.

Buradaki baskılardan ve bir takım sorunlardan ötürü (Arslan Yabgunun hapis edilmesi) [10] İran Coğrafyasına gelen halkta Farsçaya aşinalığın olması muhtemeldir.

Zaten sonraki devirde Selçuklu Sultanlarının Farsça isimler alması da bunun ispatıdır.

Türklerin Taciklere Türk-Manend demesi onları kendilerine benzetmesi normal bir durumdur. Ancak bu kelimenin Türkmen olarak kullanılmasının sebebi açıklanmalıdır.

Burada Ebul Gazi Bahadır Han’ın söylediği cahil halkın manend ekini telaffuz edemediği noktasına bakmak gerekir. Taciklere söylenen bu söz eğitimi olmayanlar tarafından Türkmen olarak telaffuz edilmiştir.

Tacik ve Türkmenlerin karışmasını engellemek için Türk adının man ekiyle açıklanması halka yapılmış ve bu kelime böylece sahiplenilmiştir.

Bu man ekiyle yapılan açıklama hakiki Türk, gerçek Türk olarak ayrımda kullanılan Türk ifadesinin aşırılığı, gerçekliği, büyüklüğü esas olan Türklere ait olduğu düşünülerek Türkmen kelimesi ifade edilmiş olabilir. Böylece Türk’e benzeyen ile asıl Türk arasındaki ayrım yapılmıştır.

Böylece Taciklere siz ‘Türk Manend’ siniz biz ise hakiki ve gerçek Türkmen’iz şeklinde ayrım yapılmıştır.

O yüzyıldaki Türk topluluğunun Türklükten fenotipsel ve kültürel olarak uzaklaşmadığı göz önüne alınırsa Türklere Türk’e benzer denilmesi normal değildir.

Ancak Türk’e benzer diye ifade edildiyse bile Türkler bu ifadeyi hakiki gerçek Türk anlamında Türkmen’iz olarak da kullanmış olabilir.

Ama Taciklerin Türklere benzerliği göz önüne alınırsa Türklerin de Farsça aşinalığı ve tarihsel gerçeklik (Selçukluda ki Farsça Sultan İsimleri) göz önüne alınırsa bu ismi Taciklere Türklerin belirtip, kendilerini de bundan dolayı ayırmak için Türkmen demeleri olağandır.

Benim araştırmalarıma göre Türkmen kelimesinin çıkış noktası bu şekilde bir durum olmalıdır.

[1] Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Çin Kaynaklarına Göre Eski Türk Boyları

[2] Marsel Erdal (Marcel Erdal), “Old Turkic Word Formation” (Eski Türkçe Sözcük Biçimi), 1991, 1. cild, bet 73-74 ile 387-389.

[3] Prof. Dr. Tufan Gündüz, Oğuz Kağan Destanı, Yeditepe Yayınları, s.50,1 Baskı, 2016

[4] Ebul Gazi Bahadır Han, Secere-i Terakime (Türkmenlerin Soy Kütüğü ), Ankara 1996, s.251

[5] Tahsin Banguoğlu, Türkçenin Grameri, s. 196-197

[6] Cihan Anzerli, “Türkçedeki +/-man Ekinin Cermen Dillerinden Alıntılanmasına İlişkin Bir Değerlendirme”

[7] Clauson, Gerard, An Etymological Dictionary Of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford University Press, London, 1972, s.1034

[8] Zeynep Korkmaz, Türkiye Türkçesi Grameri (Şekil Bilgisi), TDK yay, Ankara, 2003, s.58

[9] Süer Eker, Çağdaş Türk Dili, Grafiker Yayınları, Ankara 2006,s.361

[10] Hüseyin Nihal Atsız, Türk Tarihinde Meseleler s.32, 11. Basım

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.