Teknoloji Ve Türkçülük

Türkçülük ve Teknoloji

Türkçülük dediğimiz bu davayı Türk milleti oluştuğundan beri var olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Türkçülük içgüdüye dayalı bir hareket tarzı. Türkçülük, Türk toplumunun kurtuluş reçetesidir. Kurtuluş dediysem yeri gelmiş esaretten yeri gelmiş cahillikten yeri gelmiş yobazlıktan vs. gibi. Günümüz Türkçülerine de en zoru kalmıştır, hem cahillikle hem yobazlıkla hem gericilikle hem batıcılıkla hem teknoloji düşmanlığıyla (kısa kesiyorum çünkü bu liste uzun) yani hepsiyle mücadele etmek kalmıştır.

Türkçülük bu gibi kanayan yaraların hepsinin çözümüdür ve bu dava tek fikirle değil bilimle fenle teknik ile de yükselecektir. Ayrıca bizim davamız tüm kanayan yaralar durduğunda bitecektir. Bu sefer denetleme mekanizması olarak devam edecektir.

Teknolojiyi çok önemli bir husus olarak görüyorum çünkü yaklaşık %98 teknoloji içeren cihaz, yazılım ve saire de hep dışa bağlıyız, üretemiyoruz.

Üretmemiz gerek bunun bilincinde olmalıyız. Üretirken, üretilmiş ürünleri yeniden bulmuşçasına üretime başlamamalıyız. Bir araç bir kere icat edilir. Mesela telefon ve araç piyasasında dünyanın büyük firmaları var ve uzun yıllardır tecrübeye sahipler. Türkiye üreteceği ürünlerde uluslararası piyasaya hitap etmelidir.

Bu teknolojiyi üretmek için de bilim yapmak gerekir. Bilimi yapmak için bilime uygun üniversiteler olması gerekir. Bunlar hep zincirleme halkalar. Düzeltmeye bir yerden başladıktan sonra devamı da gelecektir.

Teknoloji çağımızda ekonominin bel kemiğidir. Katma değerli ürün, ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayabilmektedir.

Şimdi özellikle yazılım sektörü diğer sektörlere rağmen bu alanda en parlak olan sektördür. Çünkü daha kolay bir şekilde üretim yapılabilmektedir.

Birbirine bağlı zincir halkaları çok karışık gözüküyor olabilir. Ancak herhangi bir noktadan başlamak zorunludur. Toplumumuzun bakış açısını ve zihniyeti de bu değişimlerin konusu olmalıdır. Akla ve bilime önem vermeliyiz demokrasiye ve partizanlığa değil.

Bizi kurtaracak, refah içinde yaşatacak olan şeyler bilim ve tekniktir. İnsanların refah içinde bir hayat yaşaması o devletin durumuna bağlıdır. Eğitimin iyi seviyede olması o ülkenin eğitim kurumlarına bağlıdır. O yüzden kişi etrafından bağımsız biri değildir.

Dolayısıyla mücadele hepimiz için zorunludur. Dünya çapında büyük işler oluyorken bizim onları sadece seyretmemiz çok kötü bir durumdur. Aslında bizde olan durum seyretmek de değildir. Çünkü seyretsek ona karşı bir ilgi ve alaka uyanabilirdi. Biz kulaktan duyup onlara karşı boş söylemlerde bulunuyoruz.

Oysa kurtuluş ve refah bilmekten geçmektedir.

İnsanların kısa hayatlarında türlü eziyetler, türlü sıkıntılar çekmesi manasızdır. Hayatındaki çoğu vakti işçi olarak çalışması da manasızdır. Çünkü insan yaşam dediğimiz bu kısas süreye bir kere sahip olmaktadır. O yüzden bu kısa süre iyi ve anlamlı şekilde değerlendirilmelidir. Ülkenin refahı ve kalkınması kişiler üzerinde de bu yönüyle de etkilidir. Kültür ve sanat içerisinde refah içinde bir hayat ancak güçlü bir devlet, akılcı bir toplum ile mümkün olur.

Bunun dışında kargaşa, kavga, siyaset ve partizanlık vardır.

Bunlar da insanlara hiçbir yarar getirmediği gibi türlü zararlar getirir. Hatta bu konular savaş sebebi olup milyonlarca insanın ölümüne sebep olur. Yaşanabilir bir dünya için uğraşmak gerekirken bu tarz hareketler gereksizdir, üstelik toplum içerisinde.

Aynı milletin evladı olan kişiler anlamsız olarak birbirlerine düşman ediliyor. Birlikte milletlerinin daha iyi olması için çalışmak yerine, kendilerini bölüyorlar.

Teknoloji taraftarlık veya politika kaldırabilecek bir konu değildir. Teknoloji kendi gerekliliklerine göre hareket edilmesini zorunlu kılar. Bunun dışına çıkan hareketler anlamsız kalacaktır.

Türkçülük, Türk milletinin refahı için çalışmak olduğundan teknolojiye de son derece gereken önemi vermeliyiz.

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.