türkçülük

Türkçüler Kimlerdir?

Türkçülük içgüdüsü Türk denilen topluluğun oluşumundan bugüne, Türklüğün içerisinde yaşamış ve son yüzyıldan itibaren fikir sistemi haline gelmeye başlamıştır.

Fikir sistemi haline geçmesiyle Türk ve Türkçülük tanımları birçok kez yapılmıştır. Türk tanımını bu yazının konusu dışında bırakarak Türkçülük ile ilgili tanımlara ve Türkçülerin kimlerden olduğunu vurgulayacağız.

İlk önce göstereceğimiz tanım Hüseyin Nihal Atsız’dan olacaktır. Orkun Dergisi üçüncü sayısında yaptığı tanım aklında soru işareti olanları yeterince aydınlatacak kudrettedir.

“Türkçü, milli çıkarları şahısların üstünde tutan, milli mukkaddesata ve geçmişe saygı gösteren, görev ahlakı yüksek olan, haksızlıklarla savaşta korkusuz bir insandır”
Orkun, 3.sayı, 20 Ekim 1950 Hüseyin Nihal ATSIZ

Tanım yeterince açıktır.

Türkçülük hiç kimsenin tekelinde olmadığı gibi, birileri tarafından dağıtılan bir unvan da değildir. Bazen alakası olmayan kişilerde kendilerine Türkçü sıfatını uygun görmektedir.

Bu konuda da kesinlikle Nihal Atsız’ın dediğine başvuruyoruz.

“Gerçekten Türkçü olmak kolay değildir. Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz.”

Ayrıca Türkçülüğün de değişmez, su götürmez, tartışmaya açık olmayan tarafları vardır. Bu tarafları keyfiyetle benimsemeyip Türkçü olduğunu iddia edenler zavallılardır. Bu konuda da Hüseyin Nihal Atsız’ın söylediklerine bakıyoruz.

“Türkçü, Türk soyunun üstünlüğüne inanmış olan kimsedir.”

Ayrıca Hüseyin Nihal Atsız’ın Irkçılık-Turancılık olarak ifade edilen davalarda verdiği savunmadaki şu satırlar da dikkatle üzerinde durulmalıdır.

“Netice olarak şunları söylüyorum:

  • Türkçüyüm. Türkçülük milliyetçiliktir. Irkçılık ve Turancılık da bunun şümûlüne dahildir.”

Türkçülüğün su götürmez gerçeklerini yok sayıp keyfi davrananlara, bu sözler acı gerçeği gösterecektir.

Türkçü bir kimsede bulunması gereken bir takım özellikler de vardır.

Bu konuda da Hüseyin Nihal Atsız’ın sözlerini dikkate alıyoruz.

Türkçü, gününü gün eden veya dalkavuk bir insan olamaz.”

“Türkçü, alçak gönüllü olmaya mecburdur.”

“Türkçü hiç şüphesiz, Türk’ten olur. Fakat her “Türkçüyüm” diyen Türkçü değildir. Samimi olması ve Türkçülüğün şartlarına uyması lazımdır.”

Türkçülerin, aynı zamanda yapması gereken bazı görevleri olduğu da açıktır. Onları da Hüseyin Nihal Atsız’ın yazısında görüyoruz.

“Türkçülük, yükselmek için değil, yükseltmek içindir.”

“Türkçüler, dayanışmalı yaşamaya mecburdur. “

“Türkçülüğün en büyük görevi Türklüğe hizmettir. Bunun da baş şartlarından biri, çevresinde bulunanlara Türklük sevgisini aşılamaktır. “

“Moskofçu komünistin vatan haini olduğunu en iyi ve herkesten önce anlayan Türkçülerdir.”

Hüseyin Nihal Atsız Türkçüleri öz olarak şöyle belirtmişti.

“Kısacası, Türkçüler, XX. yüzyılda Türk milletinin fedakarlarıdır.”

Ayrıca Nihal Atsız’ın Türkçülük ve Türkçüler Kimlerdir yazılarını okumanızı tavsiye ediyoruz.

Türkçülük birilerinin işine gelen kısımlarını benimseyip, işine gelmeyen kısımlarını kabul etmeyeceği, değiştireceği bir şey de değildir. Bu içgüdü, bu dava kimsenin keyfiyetine göre esnetilemez.

Türkçü, Türk’ten olur.
Türk, Türk’ün kardeşidir.

Türkçü, dinin bireysel olduğunu bilir ve davasını bir dinin yanında veya karşısında olarak sınıflandırmaz. Dinin bireysel kaidelerini Türklüğe yüklemez.

Türk kanından olup Türklüğe aykırı işler yapan kişi Türkçü olamaz.

Türkçülük davasının kaidelerine uymayan kişileri Türkçü diye göstermek bilinçsizliktir. Hüseyin Nihal Atsız gibi katıksız Türkçü bir kişi ile Türkçülüğü şaibeli bazı kişiler, aynı anda kabul edilemez. Eşyanın tabiatına aykırıdır.

Türkçülerin fedakâr kişiler olduklarını yukarıda okudunuz. Bu fedakârlıktan kaçınıp sadece emeklilik çağında yazıp çizmeye başlayan kişilerin de samimiyetine güven olmadığından Türkçü olarak göremeyiz.

Türkçüler hakkında söylenecek şeyler çok daha fazladır. Ancak konu ana ve önemli hatlarıyla kısaca böyledir. Tavizi hiçbir şekilde kabul etmeyen bir davanın neferi olarak bu konuları anlatmaya ve açıklamaya devam edeceğiz.

Türkçülük kutsal ve daha önce muzaffer olmuş bir davadır, yine olacaktır. Bu geçen zaman zarfında oluşa gelmiş yanlışlıkları ve eksikleri kabul edecek ve mücadele edeceğiz.

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.