Türk Kadınına Çağrı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak kutlanan bu günün, Türk kadınları üzerinde de çoğunlukta kabul görmesinden dolayı bir kaç şey söylemek gerekiyor.

Geçen sene Karakeçili müstearıyla arkadaşımız  bu gün adına bir yazı yazmıştı.Yazılan yazıyı okumak için şu bağlantıya tıklayabilirsiniz;

Türk Toplumunda Kadının Yeri

Bazı şeylerin anlaşılması için çok fazla tekrar edilmesi gerekiyor.

Kadın işçilerin Amerika’da bir fabrikada çalışırken (ki şartları eziyet derecesinde berbat bir ortam) yangın çıkması sonucu orada çalışan kadınlar hayatlarını kaybetmişler. Sonra 3. Enternasyonalde komünistler bu günü dünya emekçi kadınlar günü olarak ilan etmiş.

Bu güne önem atfeden Türk kadını en önce bunu bilmelidir. Azılı düşmanlarımız komünistlerin çıkardığı bir günü kutlamak, bu günü kutlayınca bir anlam kazanacağını düşünmek saflıktır.

Yüzyıllar boyu bu gün büyük devasa şölenlerle kutlansa dahi, zihniyet değişmedikçe değer kavramı değişmez.

Kadınlar kendilerine verilen değerlerden rahatsız olup, böyle bir güne sığınıyorlar.

Başbuğ Atatürk der ki; ehven-i şer şerlerin en kötüsüdür. Ehven-i şer, kötünün iyisi anlamına gelir.

Türk kadını, Türk töresinde asırlardır en yüce makamda bulunurken, yeni bir medeniyet dairesine girmemizden ötürü doğan buhran sonucu bizim için utanç verici değişimler oldu.

Ancak bundan kurtulmanın, değiştirmenin yolu aptal komünistlerin uydurduğu bir güne sığınmak değildir.

Komünizmden gelen her şeye karşı olduğumuz doğrudur. Dünya tarihinde, en fazla Türk milletinde kadınlar öne çıkmıştır. En eski çağlarda yani İskitler’de hükümdar dahi olabiliyorlardı ki sonraki dönemlerde de böyle çok örneği vardır.

Türk kadınına verdiğimiz değer ortadadır. Kadının ait olduğu yüce makamda olması bizim için onurken, belli bir süre değersiz görülmesi de utancımızdır. Bu utancı bizler yaratmış değiliz. Bu utanç, diğer milletleri taklit etmemizin acı bir sonucudur. Kadına verilmesi gereken değeri kadim tarihlerinde çok iyi bilen bizler yani Türk milleti, aynı şekilde bugün de o değeri veririz. Bunun için yine kadını asırlarca insan olarak saymayan zihniyetleri taklit etmenin anlamı yoktur.

Kadının değeri ortadadır. Kimse ona değer veremez. Onun değeri zaten mevcuttur. Ancak değerinin itibarını geri iade etmek anlamında verilebilir. Yapılması gereken de odur. Kadına değerinin itibarını tekrar sağlamak.

Ayrıca bu emekçi kadınlar günü zırvalığıyla kutlanan gün, benim esir yurtlarımda ki kadın soydaşlarımla ilgileniyor mu?

Aptal komünistin uyduracağı gün bu kadar olur.

Doğu Türkistan’daki kadın soydaşlarımızın, zorla Çin genelevlerine satılmasına ses çıkartan bir tane komünist gördünüz mü?

Niye onlar kadın değil mi?  Sizin mantığınıza göre bu gün, onların da günü değil mi?

Karabağ’daki esir kadınlar hakkında bir şey diyen yok mu? Ya da Suriye içerisindeki Türk kadınlarının uğradıkları zulümlere ses çıkarmayanlara ne demeli?

Siz aptal olabilirsiniz ancak biz değiliz. Türk olunca kapanan gözler, tıkanan kulakları görüyoruz. Millet olarak bize yapılan bu tavrın farkında olmalıyız ve ona göre davranmalıyız

Herkes tarafından kutlanan bu gün, yıkık bir değer yargısıdır. Amerika’da ve çeşitli ülkelerde işçilik altında canice katledilen kadınlar ki erkekler de aynı oranda katledilmiştir, vicdan rahatlatma adına böyle bir güne sığınılma gereği sonucu ortaya çıkmıştır.

Biz sizin inandığınız değerleri yıkmaya çalışmıyoruz. Siz zaten yıkık şeylere inanıyorsunuz.

Yüce Türk kadınından beklediğimiz görev her zamanki gibi çoktur.

Verdiğimiz mücadele de, çekinmeden yanımızda olmaları, bizle mücadele etmeleri bize onur verecektir. Ayrıca bu dünya emekçi kadınlar günü saçmalığına kadın olarak da karşı olup, gerçeği haykırırlar ise çok yararlı bir iş olacaktır.

Bir sürü saçmalığın içinde doğru şeyler olmaz. Önce o saçmalıkların yok edilmesi gerek.

Zihniyet konusunda sıkıntı varsa, bu aptal komünistin uydurduğu gün ile olmaz. Bu gün sevgililerine, annelerine çiçek almakla önem verdiğini düşünen erkek zihniyeti çürük bir zihniyetten ibarettir. Ulaşılması gereken zihniyete böyle ulaşılmaz. Bu ancak birileri için kılıf olur.

Ertesi gün onlara bağırıp çağıran, şiddet uygulayan, uygunsuz konuşan örnekleri çevrenizde görebilirsiniz. O yüzden bir gün için tiyatro oynamaya kalkmayın.

Gelin şu anlamsız şeyin karşısında duralım ve zihniyet konusunu çözelim.

Yüce Türk kadını!

Her zamanki gibi sana büyük, yüce ve kutsal bir görev düşmektedir. Eşin, çocuğun cephede savaşırken, yavruna süt verirmiş gibi cepheye mermi taşıdın. Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere çıkmaya layıksın.

Bunun bilincinde olarak davran ve hareket et. Şüphesiz ki sizin de bizlerle eşit şekilde mücadele etmeniz bizlere güç verecektir.

Makyaj yapmak, kendini daha fazla kişiye beğendirmek, sosyal medyada saatlerini heba etmek boş birer dünya işidir. Sizi daha kutsal bir olgu olan mücadele etmeye davet ediyoruz.

“Zevk ve safa içinde yaşamak, içkiyle dünyayı hoş görerek zevk kadınları ile mest olmak, şehvet içinde kendinden geçmek de vardır. Turan’ı kurtarmak için yapılacak kutlu savaşta yığın yığın topraklara serilmek de vardır. İsteyen onu, isteyen berikini seçer.”

H.Nihal Atsız

Ben bu sözü Türk kadınlarına yönelterek şöyle diyorum:

Makyaj ve eğlence içinde yaşamak, sosyal medyada zamanını geçirerek yaşamak da vardır. Türk’ün kutsal mücadelesinde gözünü kırpmadan mücadele etmek de vardır. İsteyen onu, isteyen berikini seçer.

Kanının asilliğini bilen Türk kadınını kutsal mücadeleyi seçmesini temenni ediyoruz.

Dipçe; Bu yazıda hiç bir art niyet olmadığı açıktır. Ancak kadınlarımız için bir güne önem atfetmek istiyorsak bu tarih Medeni Kanun’un kabul olduğu 17 Şubat 1926 tarihi olmalıdır.

 

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.