Tarihin En Büyük Anlam Kayması

Yazının içeriği kısa, öz olacak ama başlığın sizlere söylediği anlamı karşılayacaktır. Dil canlı bir varlıktır. Var olduğu millet sahasında millet ile birlikte yaşar. Yaşam fonksiyonundan dolayı çoğu zaman değişimler gösterir. Yıllar geçtikçe kelimeler yok olur yeni kelimeler türer. Var olan kelimeler anlamını kaybederek zaman geçtikçe başka anlamlar kazanıyor.

Kelimeler yok oldukça ya da farklı anlamlar kazandıkça bazı durumları ifade ederken kullandığımız cümleler de farklılaşıyor.

Böyle değişimler olunca da anlam kayması kaçınılmaz oluyor.

Dil Bilim açısından çalışıp ne kadar anlam kaymasına uğramış sözcük, sözcük grubu var çalışılabilir. Ben sadece en büyük gördüğüme değinmek istiyorum.

Yaşanmış en büyük anlam kayması kız alma/kız verme sözcük gruplarında yaşanmıştır.

Kız diye ifade ettiğiniz şey erkek gibi cinsiyet belirten bir ifadedir. İfade bakımından aynıdırlar. Evlilik sadece kızlara ya da erkeklere mahsus bir şey değildir.

Kız diye ifade ettiğimiz cins bir eşya, bir nesne, bir mal değildir. Alıp verme gibi durumlarını biz eşya,nesne ve mal için kullanırız.

Alınan, verilen şey kızların izni veya ailelerin iznidir.

Aile izin verir ya da vermez. Siz kız almış aile kız vermiş olmaz.. Evlilik teklif ettiğiniz kız kabul eder ya da etmez. Sizi kendisiyle olmasına izin verir ya da vermez. Siz kız almış aile kız vermiş olmaz.

Eskiden bu kadar geniş bir sosyal yaşantı yoktu. Şimdi de yok ama lafın gelişi söylüyorum. Evlilik öyle ortak bağlar ile inşa edilmezdi. Evlilik teklif ederdiniz kız bunu ister ya da istemezdi. Türk Milleti’nde bu durum böyleydi.

Aynı anda bir kıza birden çok kişi talip olabiliyordu. Kız  gönlü hangisini isterse onunla birlikte ev kurardı ya da o adaylardan hepsini reddedebilirdi. Türk yaşantısında böyle olmuştur.

Yeni bir medeniyet dairesine girdiğimizde, yani İslam dini ile tanıştığımızda bu durum büyük bir anlam kaymasına uğradı. Bu medeniyet dairesine girmeden önce kız istedikten sonra ailesinin fikri önemsenmezdi.

Ancak yeni medeniyet dairesinde ana/baba hakkı durumundan dolayı evlilikte kız evlatlarının ailelerinin rızası olması gibi durum oluşturdu.

Bu medeniyet dairesi çerçevesinde de bugünkü adıyla kız isteme adlı merasimler türedi. Aslında burada maksat kızı mal,eşya,nesne cisim gibi alıp vermek değil, ailesinin iznini almaktır.

Ancak bu izin alma meselesi zamanla değişime uğrayarak artık kızı almaya döndü. Bu yanlış bir durumdur. Alınıp verilme gibi cansız nesneler üzerinde kullandığımız olguları canlı varlıklar üzerinde kullanamayız.

Durum kadın ve erkeğin olması gerektiği gibi hiçbir fark olmaksızın yaşanan Türk çağlarından, günümüze kadar gelmiştir. Elbetteki yaşadığımız bir buhran sonucu bu durum bu şekilde evrilmiştir.

Tekrardan akla ve milli bilince ulaşıldığı dönemde bu türlü seviyesizlikler kendiliğinden temizlenecektir.

Türk’ün bünyesi güçlü ve kuvvetlidir. Sosyal hayatı da toplum düzeni de olması gerektiği gibi olacaktır.

Bu çürümüşlükler geçicidir.

Tanrı Türk’ü korusun!

-Türkmen

 

 

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR Son Yazıları (Hepsi)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.