Ana Sayfa Sık Sorulan Sorular (S.S.S)

Sık Sorulan Sorular (S.S.S)

Yazar: Turan Otağı
Sık Sorulan Sorular (S.S.S)

BAŞLANGIÇ

İçindekiler

Ahmet Haldun Terzioğlu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eserlerini kalitesiz bulduğumuz bir isim. Kendisinin karakterinde de sorunlar görüyoruz. Türk Solu’nun çıkardığı dergide Atsız’ı överken Atsız Ata tabirini kullanıp, sonra Atsız kimin atasıymış diye konuşan bir kişi. Prim verilmemesini tavsiye ediyoruz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Kafatasçılık tabiri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kafatasçılık tabiri hayvanlara ve ölmüş kişilere yapılan bir bilimdir. Bu bilim vasıtasıyla bir takım çıkarımlar yapılması mümkün olabilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nde ise tek kafatası ölçümünü Atatürk yaptırmıştır. Atatürk bunu Türk Tarih Tezi ve çeşitli vesilelerin araştırılmasında kullanılması için yaptırmıştır. Gayesi bilimdir. Atatürk’ün vefatına kadar olan Antropoloji çalışmaları da aynı şekildedir. Ancak Atatürk’ün vefatından sonra tamamen etkisizleşti desek yanlış olmaz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Cemil Meriç hakkında ne düşünüyorsunuz? Cemil Meriç Atsız’dan önce okunur mu?

Cemil Meriç okuya okuya gözlerini kör etmiş bir isimdir. Kör olduğu vakit kendisine, eşi kitap okumuştur. Görüşlerini sıkıntılı buluyor ve tasvip etmiyoruz.Doğru yol birdir. Doğru yola gelelim. Bu ülkenin, bu milletin yararına hiçbir karşılık beklemeden ömrünü heba ederek bir sürü çile çekmiş Atsız’ı okuyun. Fikir ve karakter kalitesi fazla değerli olmayan kişilerle vakit kaybetmeyin.

En başa dönmek için tıklayınız.

Yavuz Sultan Selim’in Kürtlere bedduası olarak geçen olay doğru mudur?

Olay tamamen gerçek dışıdır. Söylenen durum uydurmadır. Hiçbir kaynak ve belgenin olmayışı, kanıt olarak ileri sürülen kişilerde böyle bir şey geçmemesi, uydurma olduğunu anlatmaktadır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Celal Şengör’ün Padişahlar ve Osmanlı konusunda ifade ettiği şeyler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Celal Şengör kendisinde hafif Asperger hastalığı olduğunu beyan etmişti. Konuşmasında düşüncelerini ifade ederken kullandığı hakaretvari cümleler bu rahatsızdan ileri geliyor. Ama buna rağmen haklı ve yerinde bir bakış açısıyla değerlendiriyor. Osmanlı bizim geçmişimizdir. Tarihi şahsiyetlere hakaret edilerek bir yere varılmaz. Zaten onların kusurları görülmelidir ki yenisi yapılmasın. Celal Şengör bu rahatsızlığından dolayı ifadesinin içerisinde hakaret kullanabiliyor. Bu onun için bir şey ifade etmiyor çünkü empati duygusu yok. Ancak bilim tarihini, coğrafi keşifleri, Rönesans’ı iyi bildiği için bu tarz eleştirileri normaldir. Çok büyük bir geri kalma meydana geldiği için bunu anlamlandıramıyor ve bunu o kullandığı kelimedeki türdeki insan yapar diyerek o ifade ile betimliyor.

En başa dönmek için tıklayınız.

Alaş amin’in Türkçesi midir?

Yani dil alanının köken, anlam vs. açısından aynı değil. Kullanan kişi anlama getirmeye çalışıyor. Bu durum Alaş Han destanı hariç hiçbir yerde geçmez. Alaş-amin kelimesi tartışılmaması gerekir. Duanın sonunda kabul olsun demek bile yeterli olabilir.

En başa dönmek için tıklayınız.

X inancına sahiptim, nasihat üzerine y inancını tercih ettim. Ne düşünüyorsunuz?

Sizin, bizim, onun, bunun, kısaca hepimizin yapması gereken inançlarımızı kişisel yaşamamız ve diğer konulara bulaştırmamaktır. İnancın kişisel vicdani bir mesele olduğunu kabul ederek, başkalarının dinini öğrenerek hareket etmemeye çalışmak gerekir. Medeni bir toplumun, medeni bir insanının yapmaması gereken bir davranıştır. İnanç kişisel yaşanır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Namık Kemal hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kendisi Vatan Şairimizdir. Şiirlerini ve eserlerini beğenerek okuduk. Türk gencinin bilinçlenmesi adına eserleri okunmalıdır. Ne Utanmaz Köpekleriz şiiri çarpıcı olmakla beraber, günümüze hitap eden kısımları da vardır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Başbuğ; ulusun mu yoksa ülkenin mi başbuğudur? Elçibey başbuğ mudur?

Başbuğ, başkomutan demektir. Atatürk sadece ordulara başkomutanlık etmesiyle değil, manevi olarak da Türk Dünyası’nın başkomutanıdır. Yol göstericisidir. Elçibey iyi işler yapmış ve mücadele etmiş, çile çekmekten de çekinmemişti. Mücadelesinde önder olmuştu. Lider bir kişiydi. Ancak başbuğ kavramı terim olarak askerlerin başkomutanına, manevi olarak da bir millete önderlik etmiş kişi olarak karşımıza çıkar. Her ülke kendi içerisinden lider çıkarmıştır, çıkaracaktır. Ancak Türklüğün son başbuğu Mustafa Kemal Atatürk’tür.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkler Hz. Nuh’un soyundan mı gelmiştir?

Hz. Nuh ifadesi bir efsane, hikâyeye dayanır. Hiçbir gerçekçi dayanağı olmadığı gibi, kanıtı da yoktur.

En başa dönmek için tıklayınız.

Mezar taşları Şamanizm’den İslam’a geçtiği söyleniyor doğru mu?

Atalarımızdan bize geçmiştir. Diğer İslâm toplumlarında hâlâ böyle bir şey yaygın değil. Sadece bu değil hatta yedisinin çıkması, kırkının çıkması, mevlit okunması bile bize özgü şeyler. Birçok şey bizde adet olmuş, bir yerde farkında olmasak da geleneklerimizi din gibi benimseyip kutsallarımıza dâhil ediyoruz. Mesela kefen konusu da Kuran’da geçmemektedir. Peygamber döneminde insanlar günlük kıyafetiyle gömülürmüş. Arap yarımadasında kefene benzeyen beyaz bir kıyafet giyildiği için o da öyle kalmış. Bir kutsaliyeti bulunmamaktadır.

En başa dönmek için tıklayınız.

İsmet Tümtürk hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kendisi Cenap Şahabettin’in oğludur. Türkçüler Derneği’nde başkanlık yapmış, onun başkanlığının katkısıyla Türk-İslâm fikri derneği tahrip etmiştir. Hukukçudur. Irkçılık-Turancılık davasında fahri avukatlık üstlenmiştir. Bozkurtların ölümü kitabını İngilizce’ye çevirmiştir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Orhan Pamuk hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tarih dâhil olmak üzere sanat ve edebi disiplinlerin topluma fayda getirmesi adına yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Kendisinin ‘bir milyon ermeni, otuz bin kürt’ öldürdüğümüz iddiası gülünçtür. Metin Akpınar’ın eserleri hakkındaki yorumlarına katılarak paylaşıyoruz. “Okuyamıyorum… Okunmuyor. Birkaç tane kitabını okumak için direndim. Ama olmuyor. Akmıyor. İstismar sezdim.”

En başa dönmek için tıklayınız.

X ve Y siyasetçisi hakkındaki düşünceleriniz neler? X siyasetçisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Konuşmaya değer değiller. Konuşanları esefle kınıyoruz. Sonra ülkemiz bu tarz kişi ve konuları konuşmaktan ekonomi, eğitim, teknoloji ve bilim konusunda geri kalıyor. Kendimizi ve ülkemizi geliştirecek şeyleri düşünürken didişmekten ve bizden yüklü miktar para almaktan başka bir işe yaramayan siyasiler hakkında düşünmek, vakit kaybıdır. Çok farklı gelişen bir dünya var. Teknoloji ile bilim ile ilgili düşünceleriniz olsun. Atatürk bu ülkeyi boşuna gençlere emanet etmedi.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçülük herhangi bir şey vaat ediyor mu?

Türkçülük hiçbir şey vaat etmiyor. Yalnızca istiyor, istiyor.

En başa dönmek için tıklayınız.

Mevlana ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebileceğim bir kaynak var mı?

Uzağa gitmeye gerek yok. Kendi yazmaya başlayıp, sonra yanındakiler aracılığı ile tamamladığı Mesnevi eserine bakabilirsiniz. Kitabın içinde sapkınca ifadeler bulunduğundan böyle bir kişiyi tasvip etmemiz mümkün değil. Üstelik Moğol ajanlığı yapıp Anadolu Türklüğü’nü zarara uğratmıştır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçülük ve İslam desem, Türkçülerin İslama bakış açısı nasıl ve hangi doğrultuda olmalıdır?

Türkçüler, herhangi bir Türk’ün sahip olduğu inanca saygı duyuyor. İnancı tartışma konusu yapmıyor. Millete dayalı bir dayanışma için çabalıyor. Durum bu kadar basittir. Bunun dışında hiçbir şey yok, emin olabilirsiniz. Karşılıklı olarak inançlara saygılı olmak gerekir. Farklı inançların bulunduğu yerde, bir inancı egemen kılmaya çalışmamak gerekir. Çünkü bu milletin içinde birden çok inanca sahip kişi var. Tek ortak noktamız Türk olmamız. Türklüğe, inancı karıştırmayalım. Karıştıran kişi veya grupları ciddiye almayalım.

En başa dönmek için tıklayınız.

Bizim ideolojimize uymayan yazarları/şairleri de okumalı mıyız?

Kesinlikle. Yoksa onların mantıksız ve haksız olduklarını nasıl anlayabiliriz? Okumadan konuşmak olmaz. Okuyup, inceleyip ondan sonra fikirlerimiz oluşmalıdır. Prim için bir şeyler yaptığını bildiğiniz kişiye de prim vermemek için okumamak gerekir tabii.

En başa dönmek için tıklayınız.

Sabiha Gökçen hakkında ne düşünüyorsunuz?

Tunceli’ye güzel bir imza atan Ata’ya layık bir evlat. Ruhu şad olsun. Ankara Karpiç restoranında Atatürk’e sadakatini bir kere daha ispatlayan birisi. Karpiç Restoranında havaya ateş etme olayını merak eden araştırabilir.

En başa dönmek için tıklayınız.

31 Mart Olayı nedir?

Yobazlığın isyana kalkmış hali. Tehlikeli bir harekettir. Bu tarz durumlarda hemen karşılık verilmelidir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Sabiha Gökçen’e Tunceli Harekâtı’nda emri İsmet İnönü mü vermiştir?

Hayır, İnönü vermemiştir. Sabiha Gökçen emri direkt olarak Atatürk’ten almıştır. Atatürk’ün İzinde Bir Ömür böyle geçti kitabında kendisi de olayı anlatmaktadır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türk olmayanların Turan istemesi durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu durum gülünç olduğu kadar da saçmadır. Ayrıca psikolojik tedavi gerektirdiğinin işaretidir. Turan, Türk birliğidir. Bu birlikte Türk olmayanlar tabii ki bulunamaz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Atatürkçü değiliz deyince Atatürk düşmanı olarak algılanıyoruz. Nasıl bir açıklama yapmamız gerekiyor?

“Mantıksızlık yapmayın. Bir kişinin fikrinin davasını gütmek ile bir milletin davasını gütmek arasında dağlar kadar fark vardır. Hele Atatürk gibi birisi ömrünü Türk milletine adamışsa, bizim de onun gibi yapmamız gerekir. Bir kişiye bağlı kalıp sığ kalmak en başta Atatürk’ün istemediği bir şey. Onu nasıl okuyup anladınız? Bilim rehberliğinde millete hizmet etmek gerektiğini o kadar açık anlatan birinin arkasından sahiden böyle mi davranıyorsunuz? Milleti düşünmek olgunluğunu, anlayışını ve gerekliliğini gösteremediğinizden put gibi ona sarılıyorsunuz. Biz de onun emriyle bu putları yıkıyoruz. Biz onun onun askerleriyiz, siz putlaştırıp dediklerini anlamayan, kulaktan dolma dinleyenlersiniz. Aşağıda yazanlar onun kendi sözleridir.  “Ben manevî miras olarak hiçbir nas-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevî mirasçılarım olurlar.” Atatürkçülük veya Kemalizm manevi miras olamaz. Olursa Atatürk’ü inkâr etmiş olurlar. Atatürk’ü dava haline getirmek yanlıştır. O kendine ait hiçbir şey bırakmamış, bunu da yukarıdaki sözüyle belirtmiştir. Ancak bize millet yolunda çalışma davası bırakmıştır. Onu da akıl ve bilim yoluyla Türklüğe yarar şeklinde yapın diye göstermiştir. Kendisine Türkçü diyen bizler, tam olarak Ata’nın bu dediğini yapmaktayız. O yüzden Atatürkçü değiliz”

Kısaca bu şekilde bir açıklama olabilir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçülere göre Türk kime denir?

Türk, Türk olana denir. Türk Kimdir? O soruyu da Atsız’dan cevaplayalım.“Türkler, Türk soyundan gelenlerle, Türk soyundan gelmişler kadar Türkleşip kendini o soya bağlayan ve beyninde hiçbir yabancı ırk düşüncesi bulunmayan fertlerin topluluğudur.”

En başa dönmek için tıklayınız.

Cüneyt Arkın hakkında ne düşünüyorsunuz?

Örnek bir sanatçı, kaliteli insan.

En başa dönmek için tıklayınız.

Said Nursi kimdir?

Cahillikte zirve yapmış, bilime ters şeyler söylemiş Nurcu oluşumunun kurulmasına vesile olmuş kişidir. Bunlara göre radyolar arasında sinyaller değil, melekler çalışmaktadır. Üstelik Sait Nursi’ye ateş edildiğinde, kurşun geçirmediğini iddia etmiştir. Birkaç satırdan da anlaşıldığı üzere kendisi meczuptur.

En başa dönmek için tıklayınız.

Atsız Beğ’in yalnızlık Türkçülerin ortak kaderi sözü doğru mudur?

Hayır değildir tabii ki. Atsız’ın bütün yazılarını, kitaplarını, mektuplarını tararsanız böyle bir sözün olmadığını görürsünüz. Çünkü ona ait olmayıp uydurulan sözlerden bir tanesidir.

Detaylı bilgi için; https://dogruluk.turanotagi.com/yalnizlik-turkculerin-ortak-kaderidir-sozu-atsiza-mi-ait/

En başa dönmek için tıklayınız.

Yılmaz Öztuna hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eserleri günümüz için yetersiz kalmaktadır. Zamanında popüler türde yazarak bilgileri halka indirmesi güzel bir davranış. Ciddi, akademik tarihçilik olarak elde tutabileceğimiz bir eseri yoktur. Atsız’ı da tanıdığını sanmaktadır. Ancak tanımadığı bellidir. Tanıyamadığını aşağıdaki yazımızda anlattık.

Öztuna’nın Tanıyamadığı Atsız

En başa dönmek için tıklayınız.

Ziya Gökalp’in milliyeti hakkında bilgi ve kaynak verebilir misiniz?

Kaynak olarak her zaman birinci dereceden kaynak tercih edilmelidir.Ziya Gökalp kendisini Türk olmamakla nitelendirenlere şiir ile cevap vermiş, şiirin sonunda;

“Türklük hadimine Türk değil diyen, Soyca Türk olsa da piçtir, Türk değil.” demiştir. Kızı Türkan Hanım, babasının kendi soyacağını çıkardığını ve Buhara Türklerinden olduğunu aktarmıştır. Türk olmadığı iddiası, Ziya Gökalp’i sevmeyen kişilerin Ziya Gökalp hayatta iken attığı iftiralardan bir tanesidir. Ziya Gökalp buna yazıyla da cevap vermiştir. Küçük Mecmua Dergisi’nin 23. Sayısında hem eski Türkçe hem yeni Türkçe olarak “Bana kürt diyorlar ama değilim” demiştir. Enver Behnan Şapolyo, Ziya Gökalp ve İttihat Terakki Cemiyeti eserinde bunu aynen nakletmiştir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Ziya Gökalp hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türklük için yaşamış ve çalışmış kişilere saygımız var. Sürgünde bile dil bilenlere kitap çevirtip bir şeyler yapmaya çalışmış birisi Ziya Gökalp. Kendi zamanında gördü, okudu, yazdı. Yeterli veya yetersiz. Görevini yapıp bayrağı ondan sonra gelenlere devir etti. Her kişi öldükten sonraki dönemlerde, yetersiz kalabilir. Çünkü geçen zaman ile birlikte birçok durum ve anlayış değişmektedir. Bu anormal bir durum değildir. 1900’lü yıllarda yazılan çoğu şey 2000’de geçerli olmaması yazarın bir ayıbı, kusuru değildir. Ziya Gökalp de bu çerçevede günümüzde yetersiz olup bazı görüşleriyle de yanlıştır. Bize düşen, görevimizi yapıp bayrağı ileri taşıyarak bir sonrakilere devir etmektir. Kendisini kürt olarak itham edip Türk milliyetçiliğini çürütebileceğini düşünenlerde ciddi zekâ ve algı sorunu var demektir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Atatürkçülüğü sadece lafla olanlar mı daha tehlikeli yoksa Atatürk’ü sevmeyenler mi?

Lafla olanlar daha tehlikelidir. Düşmana düşmanlık yaptığı için kızılmaz. O Atatürk’ü sevmiyordur, düşmandır. Düşmanlığın gereğini yapar. Ancak lafta Atatürkçü olan kişiler, sloganlarla, dövmelerle, şekilcilikle, sığ düşüncelerle daha çok zarar vermektedir. Atatürk, her türlü kıskançlık ve düşmanlığın deviremeyeceği Türk milletinin büyük dehasıdır. Atatürk’ün Türklük üzerinde yükselttiği sancak askerleri olarak bizim elimizdedir. Çalışarak, emirlerini gerçekleştireceğiz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçülüğün temel prensibi nedir?

Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından kalıbı, temel prensip olarak söylenebilir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Komünizme karşı kitap önerir misiniz?

Bu konuda Atsız ve Nejdet Sançar’ın yazılarından sonra İlhan Egemen Darendelioğlu ve Osman Turan kitaplarını önerebiliriz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Dalkavuklar Gecesi Atatürk aleyhine mi yazılmıştır?

Tabii ki de hayır. Adında da görüldüğü üzere Dalkavuklara hitaben yazılmıştır. Zaten Atatürk bir liderdir. Dalkavuk olmasının imkânı yoktur. Detaylı bilgiyi aşağıdaki yazıdan edinebilirsiniz.

Dalkavuklar Gecesi Üzerine Bir İnceleme

En başa dönmek için tıklayınız.

Enver Paşa, Alman hayranı mı?

İslamcı bir görüşte olan kişinin Alman hayranı olma ihtimalini konuşmak çok saçmadır. Almanların Enver Paşa’ya hayran olduklarına dair çeşitli belgeler bulunmaktadır. Savaş politikası gereği Almanlar ile yakın ilişkiler böyle yorumlanmıştır. Birinci dünya savaşında kimseye sormadan Almanya’nın yanında savaşa girme emrini vermişti. Ancak sevmediği İngiltere ile bile müttefik olma şansını denemişti. Savaşa ya tek girecektik ya birileriyle girecektik. Tek girmenin çok büyük kayıplar doğuracağını düşünerek birisinin yanında olmanın gerektiğini düşündü. Bizi yanında isteyen sadece Almanya vardı çünkü bir o kendi menfaatine uygun buluyordu. Tek seçenek vardı. Tek seçenek, seçenek değil zorunluluktur bir nevi. O yüzden Almanların yanında savaşa girdik. Bu iddia da bilgisi olmayan kişilerin olayı yorumlarken kullandığı gerçek dışı bir söylemdir. Detaylı bilgi almak için aşağıdaki yazıyı ziyaret edebilirsiniz.

İsmail Enver Paşa

En başa dönmek için tıklayınız.

Sosyal demokratlık nedir? Bu fikir akımına öncülük etmiş tanınmış kişiler kimlerdir?

Toplumu demokratikleştirmek, demokrasiyi toplumsallaştırmak isteği ile ortaya çıkmıştır. Lenin, Engels, Marx gibi isimlerden türeyen düşüncedir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Solidarizm ve Korporatizm aynı şey midir?

Solidarizm dayanışmacılık anlamı taşıyor. Korporatizm’in daha uzun bir tanımı var. Solidarizm tek başına kullanılır ancak, korporatizm literatürde solidarist korporatizm olarak anılır. Zira üreticilerin aynı zamanda tüketici, yine tüketicilerin de aynı zamanda üretici olduğu sisteme korporatizm denir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Ateizm Türkçülüğe engel midir?

Türkçülük kişilerin dini inancıyla ilgilenmezler. Ateist kelimesi felsefi bir kavramdır. Hiçbir şeye inanmayan, inanç kavramını yok eden tutum sergilerler.Türkçülük davaya inanç bekler. Zaten inanmadığınız davayı da güdemezsiniz. Ateizm’in Türkiye’de ki manasıyla tanrıtanımazlık Türkçülüğe engel değildir. Çünkü kişilerin neye inandığı önemsenmemektedir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Komünizm niçin zararlıdır?

Dini ve milliyeti yok saydığı için bu bir zarar yaratmaktadır. İnanca herhangi bir şekilde karışmanın mantığı yoktur. İsteyen istediğine inanmakta özgürdür. Medeni bir toplum ancak bu kuralı benimseyen bir toplumla olabilir. Üstelik milliyet kavramını yok saymak da doğanın gerçeğine aykırıdır. Doğayı değiştirme düşüncesine sahip oldukları için milliyeti rahatça yok sayabiliyorlar. Üstelik fikri önderlerinin Yahudi olması vatan kavramını da yok saymayı getiriyor. Bir Yahudi vatana sahip olmadığı için vatanın anlamını bilmeyebilir. Ancak asırlarca bir vatanda yaşayan, vatanı için canını veren bir millet için bunu anlamak güçtür. Bu tarz baskıcı müdahaleler ve mantıksız yaklaşımlar onu zararlı hale sokmaktadır. Bunlar zorla yönetime geldiği ülkede de ispatlanmıştır. Komünist Çin’de 40 milyon, Rusya’da ise 20 milyon civarı insan hayatını kaybetmiştir. Sırf bu fikrin mantıksız ve gerçeğe aykırı fikirleri yüzünden.

En başa dönmek için tıklayınız.

Kürtler Çanakkale’de savaşmış mıdır? Onların orada savaşması burayı onların vatanı yapar mı?

Öncelikle Kürtler Çanakkale’de savaşmadılar. Çanakkale de Kürtler ve Araplardan oluşan alay Atatürk’ün emine verilmişti. Bunlar 72. Ve 77. alaylardır. Bunlar ile ilgili Atatürk’ün tutumunu Fahrettin Altay anılarında bahsetmiştir.

“Mustafa Kemal Bey, Gelibolu’dan geçerken bize uğradı. Kendisini ilk defa görmüş bulunuyordum. Enerjik, muhatabına itimat telkin eden, tok sözlü, sarı saçlı, mavi gözlü, düzgün endamlı genç bir komutan. Görüştükten sonra kendisini uğurladık. Eceabat’a gider gitmez beni telefonla aradı. “Aman reis bey, bana verilen 72. ve 77. Alay askerleri Kürt ve Arap’tır. Bir kısmı Yezidi, Nusayri gibi savaşa karşı insanlardır. Bunları geri alsınlar. Halis Türk delikanlıları olan ve eğitimleri oldukça ilerlemiş bulunan benim eski iki depo alayımı geri göndersinler”. Tehlikeli bir bölgeye böyle kıymetsiz askerlerin gönderilmesine şaşmış ve Başkomutan’a yazmıştık. Aldığımız cevap: “Artık değiştirilemezler. Çalışıp eksikliklerini tamamlasınlar”

Bu alayların yaptığı hata sayesinde 57. Alay büyük kayıplar vermiştir. Dediğiniz etnik grubun yararı oldu var sayalım, ne tür bir yararları olmuştu, kaç kişilerdi? Bunlara dair bir detaylı açıklama var mı? Tabii ki de yok. Klasik olarak onlar da savaştı isimli bir masal var, gerçek olmayan bir masal. Kulaktan dolma ve belgeye dayanmayan gerçek dışı iddia bunlar. Varsalar isimleri nelerdi. Savaşa katılan askerlerin kaydı var. Zorlaya zorlaya bir araştırma yapsanız dediğiniz grubun kaybı 100’ü geçmez. Çanakkale’de Zenci Musa isimli bir asker vardı mesela. O bizle savaştı diye zencilere vatan mı armağan edeceğiz böyle düşünen var mı? Çanakkale tam bir Türk destanıdır. Bu vatan tam bir Türk vatanıdır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Tarihi gerçekten kimlerden öğrenebiliriz, önerdiğiniz tarihçileri söyler misiniz?

Balık vermek yerine, balık tutmayı öğretelim. Amacımız doğruyu öğrenmek olmalıdır. Peki, doğruyu nasıl öğrenebiliriz? Bir kanıtı olması lazım. O zaman kanıtı olmayan hiçbir iddia, söylem veya düşünceye inanmayacağız. Kitap ya da yazı okuyacağız. Bunlara bakacaksınız kim kaynak vererek anlatıyor kim kaynaksız anlatıyor. Kaynaksızları eleyeceksiniz hemen. Sadece kaynaklı olanları okuyacaksınız. Orada verilen kaynakları inceleyip, iddialara bakacaksınız. Çok uzman olmanıza gerek yok, kolaylıkla yapabilirsiniz. Bir de tarihte karşılaştırma önemlidir. Mesela Selçuklu dönemiyle ilgili eser okuyacaksın. Osman Turan çıkıyor karşına. Yetinmeyeceksin. Faruk Sümer’i de göreceksin. İkisini de okuyacaksın. Bu iki isim, birbirinin yanlışını düzeltmiş kişiler. Sadece birini okursan orada senin fark edemediğin yanlış bir şeyi öğrenirsin. Ama diğer uzman kişiye bakarsan o bu yanlışı düzeltmiştir kendi eserinde. Onunda farkına varmayıp düzeltmeme ihtimali de vardır tabii.

Anlatımın üstünde zihinde canlanması için birkaç isim önerelim. Osmanlı için Halil İnalcık, İsmail Hami Danişmend, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Hammer. Selçuklu için yukarıda saydığım isimlerin yanında Mehmet Altay Köymen var. İslamiyet öncesi ile ilgili konularda Bahaeddin Ögel, Abdulkadir İnan, Ahmet Taşağıl, Zeki Velidi Togan, İsenbike Togan. Araştırdığınız alanda bugün çalışma yapan kişileri takip etmeyi unutmayınız.

En başa dönmek için tıklayınız.

Ekonomi düzelecek mi?

Hayır. Hatalardan ders çıkarılmadığı, günü kurtarma politikalarından vazgeçilmediği ve liyakat esas alınmadığı sürece daha kötüye gideceğiz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türk ekonomisi nasıl düzelir?

1)Krizin varlığını kabul ederek. 2) Acilen yapısal reformlar (Eğitim, vergilendirme, sağlık sistemi, kurumların şeffaflığı, yerli üretim…)

En başa dönmek için tıklayınız.

Bedelli askerlik uygulamasının ekonomiye faydası oluyor mu?

16 yıllık iktidarın üçüncü bedelli uygulaması. Bu şekilde ekonomiye bir katkı söz konusu değildir. Ülke içinde ayrıştırmayı çoğaltmaktan başka bir işe yaramıyor.

En başa dönmek için tıklayınız.

Devlet nasıl bir ekonomi sistemi izlemelidir?

Özel sektöre gerekli desteğin verildiği, gereken durumlarda devlet müdahalesi olduğu, adaletli vergi dağılımının yapıldığı, kurumların şeffaflaştığı, üretime dayalı bir ekonomi sistemi olmalı.

En başa dönmek için tıklayınız.

Ekonomi alanında kitap önerisi verir misiniz?

Gülten Kazgan – Türkiye Ekonomisi Mahfi Eğilmez – Kolay Ekonomi, Değişim Sürecinde Türkiye,

Güngör Uras – N’oldu Bize

Dan Ariely – Akıldışı Ama Öngörülebilir

Tim Harford – Görünmeyen Ekonomist

Fernando Braudel – Kapitalizmin Kısa Tarihi

Friedman- Kapitalizm ve Özgürlük

En başa dönmek için tıklayınız.

Nihal Atsız ile Türkeş arasındaki durumu anlatan bir yazı var mı?

Aşağıdaki yazıyı okuyabilirsiniz.

Hüseyin Nihal Atsız ile Alparslan Türkeş Meselesi

En başa dönmek için tıklayınız.

Nejdet Sevinç hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sevdiğimiz birisi. Kitaplarını öneriyoruz.

En başa dönmek için tıklayınız.

12 Eylül darbesinin Türkiye’ye iyi ya da kötü sonuçları nelerdir?

Darbenin iyi sonuçları neler olabilir diye düşünmek lazım. Darbe günü milletin bayram ederek askerlere sarılması, bir ferahlık yaşanması gibi bir takım sosyal olaylar gerçekleşmiştir. Çünkü süreci 80 darbesine getiren dönem çok kanlı aynı zamanda büyük kargaşalarla geçmiştir. Her gün onlarca kişinin vurulması, kurumların çalışamaması, sokaklarda rahat dolaşamama gibi durumlar mevcuttu. Askerin yönetime el koymasıyla bunların olmaması pek doğaldır.Bu tür sıkıntı ve ölümler, askerin yönetime el koymasından başka çare bırakılmayasıya kadar devam etti.

Böyle bir karışıklık ortamında, her gün yüzlerce kan gibi bir vakayı silahlı kuvvetlerden başka çözecek kurum yoktu. Meclis ve siyasiler çoktan geçersizleşmişti.Ancak istenilen şey, durumu bu hale getirmektir. Askere başka seçenek bırakmayasıya kadar kan dökmek ve kargaşa çıkarmak. O yüzden iyi yönleri olarak neyi konuşabiliriz ki?

Biri sizin ayağınızı kırıp ameliyat etse, bu ameliyat iyi oldu diye mi düşünürsünüz?

Meseleye böyle yaklaşılmalıdır. Detaylı bilgi için aşağıdaki yazıyı okuyabilirsiniz.

12 Eylül 1980

En başa dönmek için tıklayınız.

Eğer biz birinci ve ikinci İnönü savaşlarını kazandıysak Yunanlılar, sonrasında nasıl Kütahya’ya kadar gelebildiler?

Kazandı kelimesi o savaşlarda, düşmanın istediği ilerleme göstermesini engellemek. Herhangi bir üstünlük içeren durum da yok. Karşı tarafı tamamen imha etmek çok sonrası olacak zaten. O savaşlar ilerlemeye geçen düşmanların durmasını sağlamıştır. Kayıp verdirilmiştir. O yüzden zafer kelimesiyle ifade edilir. Yoksa normal savaşlardaki gibi üstün gelmeden dolayı olan bir zafer söz konusu değildir. Atatürk eldeki gücü toparken bu sürede de düşmanın hamlelerini ve ilerlemelerini durdurmaya uğraşıyordu.

Bu savaşların İsmet İnönü komutanlığında olmasıyla düzensiz birlikler huzursuzluk gösterip itaat etmemiş ve karşı tarafa geçmiştir. O yüzden biz de dediğiniz şekilde Kütahya ve Eskişehir’i kaybettik. Bunun bir sebebi de Bursa’da bulunan ve o zamana kadar hareket etmeyen Yunan alayının harekete geçmesidir. Çünkü birinci ve ikinci İnönü de olduğu gibi durdurulabilirlerdi. Bir de düzensiz birliklerin karşıya geçme meselesi var ki, düşman bunlardan cesaret alarak karşı saldırıya geçiyor. Harekete geçince de Kütahya ve Eskişehir bırakılmak zorunda kalıyor. Çünkü savaşa girip büyük kayıplar vermek Türk milleti için bir imha demekti.  Atatürk bunun üzerine orduyu 100km geri hatta çekiyor. Sakarya Nehri’nin doğusuna. Çünkü istiyor ki düşman bilmediği topraklarda ilerleyerek ikmal hattından uzaklaşsın, iş onlar için zorlaşsın. 100km bir geri çekilişten sonra artık son hamle ile bizim saldırıya geçtiğimiz, düşmanı paramparça ettiğimiz dünya tarihinin gözü önünde olmuştur.

Detaylı bilgi için aşağıdaki yazıyı ziyaret edebilirsiniz.

Sakarya Meydan Savaşı

En başa dönmek için tıklayınız.

X rengi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeşil, mavi, kırmızı, turuncu vs. gibi kişiler hakkında ek bir düşünceye sahip değiliz. Uyuşturucu işine girmiş bir adam, şu kadar-bu kadar öldürdü söylemleriyle yapay kahraman olarak sunuluyor. Türk genci Atatürk gibi mert, asil kişileri kahraman tanıyıp örnek alacakken; kirli işlere bulaşmış, kabadayı ya da mafyatik saçma sapan insanları örnek alıp, onları yere göğe sığdıramıyor. Bunların hepsi boşa bir çabadır. Bu adamlar gereksiz, yararsız, şişirilmiş kişiler. Ne var geçmişteki bilim adamlarını örnek alsanız? Ya da mert ve ahlaklı olan bir kişiyi?

Bu tarz isimlere kanmayınız.

En başa dönmek için tıklayınız.

Abdullah Çatlıyı anlatır mısınız?

Hakkında öğrenebileceğiniz bütün bilgiler hiçbir işe yaramayacak bilgilerdir. Kaldı ki çok fazla söylenti olduğundan hangisi doğru hangisi yanlış, anlamakta zordur. Türk gençleri niçin buna kafa yorsun ve anlamaya uğraşsın? Ülke, Ata’nın Gençliğe Hitabesinde bahsettiği hale gelmemiş midir? O zaman Türk genci niye böyle şeylerle vakit kaybetmeyi tercih eder? İnsanların bu tarz gizemli, karanlık, efsanevi çeşnisi olan, çok büyük işler yapmış gibi gösterilen kişilere inanma isteği tamamen psikolojiktir. Düşünmeye ve ardından sorgulamaya başlayan birisi bunların, bu bilgilerin ne kadar anlamsız ve gerçek dışı olduğunu fark edecektir. Düşünmek çok basit bir eylemdir. Okuduğunuz ve duyduğunuz şeylerin hepsinin kaynağını merak edin. Anlatan veya söyleyen kişiyi seviyorsunuz veya güveniyorsunuz diye hemen inanmayın. Bir ifadeye kaynak gösterilmiyorsa asla inanmayın. O zaman bu yanlış düzelecektir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Arınmış Türkçecilik nedir?

Türkçe2nin yabancı sözcüklerden arındırılmasıdır. İfade edilecek kavramların, işlerin, olguların ya da her neyse Türkçe karşılığının olabileceğini, o yüzden onun kullanılması gerektiğini söyler. Türkçe kelimelerin yabancı kelimelere tercih edilmesi gerektiğini belirtir. Unutmayın sözcükler köken olarak şu Arapça bu bilmem neyce diye ayırt edilmez. Onun yapıldığı alan kökenbilimdir. Bir kelime bütün millet tarafından aynı manada anlaşılıyorsa o kelime Türkçeleşmiş demektir. Mesela saat kelimesi. Normalde Türkçe’de iki ünlü yan yana gelmez. Ancak dil canlı bir varlık olduğu için Türkçeleşmiş kelimeler, Türkçe sayılır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Atatürk ülkenin adını neden Türk Cumhuriyeti değil de Türkiye Cumhuriyeti yaptı?

Durum 11.yüzyıldan itibaren batılı toplumlar bizim bu topraklarda bulunuşumuzu Türkiye ismiyle ifade etmesinden gelmektedir. Kaynaklardan da görülebileceği üzere bu tabiri ilk İtalyan gezginler kullanmıştır. Selçuklu ve devamında Osmanlı yöneticileri başka şeyler söylese de, yabancılar burayı Türk toprağı, bizi de Türkiye olarak isimlendiriyor. Zaman içinde başta olan yöneticilerden de Türk Sultanı veya Türk imparatoru şeklinde bahsediyorlardı. Seyyahlarda bu toprakları ifade için Türkiye kelimesini kullanırlardı. Yani devletin ismi bu coğrafyada oluşmuş, asırlık anlamın pekiştirilmesidir. Türkiye, Türk yurdu ve devleti ifadesinden türemiş oluyor. Coğrafyayla bağlantılı bir isim. Fakat kurulan Cumhuriyet, Türk Cumhuriyeti’dir. Onu coğrafya değil, Türkler kurmuşlardır. Devletin isminin Türkiye olarak kalması siyasi açıdan yarar sağlayacağı şeklinde düşünülerek, 11.asırdan beri kullanılan isimlendirme resmiyet kazanmıştır.Bu Türkiye ismi de Rıza Nur’un teklifidir.

Türkiye devlet ismi olarak kaldığından isim, Türkiye Cumhuriyeti, anlam bakımından Türk Cumhuriyeti’dir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Farklı bölgelerdeki kavimlerin mitolojilerinde benzer varlıklara sahip olmasını nasıl açıklayabiliriz?

Basit bir şekilde açıklanabilir. Mitoloji görülen olayları hayal dünyasında yorum katılmasıyla oluşur. Farklı coğrafya, farklı kültürler ama benzer şeyler diyorsunuz. Niye? Aslında ortak olan bir nokta var. Bu nokta her insanda bulunan beynin aynı olması. Çünkü etrafta görülen durumları yorumlayan organ, beyindir. Kültürel yorumları çıkardığınızda tüm hepsinin aynı veya yakın olduğu düşünülebilir. Bunun sebebi, kaynağın herkes de ortak bir şekilde bulunan beyin olmasıdır. Bir coğrafyada yıldırım düşmesi, tanrının insanlara kızmış olması, diğer coğrafyada yıldırım tanrısının kızmış olması. Böyle çok örnek bulunmaktadır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçülük siyasete girmeli mi?

Türkçülük, siyaseti yapılacak bir konu değil. Bunu herkesin anlaması gerekmektedir. Türkçülük, Türk’ün yararı için yapılan iştir. Türklüğün refahı için izlenecek yoldur. Bilim, bilgi etmek için kullanılan, izlenmesi gereken yoldur.

Bilimin partisi olmadığı ve olamayacağı gibi Türkçülüğün de olmayacak. Türkçülük ve Bilim, Türk milleti için zorunlu ihtiyaçlardır. Türk’ün yararı için Türkçülük yolu izlenecek, bilgi seviyemizin artması için bilim yolu izlenecektir. O mecliste bulunacak vekiller Türkçülük yapmak zorunda olan kişiler olmalıdır. Türk’ün meclisinde Türk’e aykırı iş yapmak 1938’den itibaren sıradanlaşmıştır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçülük siyasete girmeyecekse Türkçüler nasıl bir yol izlemelidir, ne yapmalıdır?

Türkçüler mesleklerinin en iyisi olmak için ne gerekiyorsa onu yapacaklardır. Bu süre içerisinde etrafındaki kişilere Türklüğü sevdirmelidir. “Türkçülüğün en büyük görevi Türklüğe hizmettir. Bunun da baş şartlarından biri, çevresinde bulunanlara Türklük sevgisini aşılamaktır” Toplumumuzda Türklük hassas konu haline gelirse, toplum kendiliğinden bu hassasiyete göre hareket etmeye başlar devlet mekanizmaları da. Türkçü hareket eden devlet mekanizması için siyasete girmeye gerek var mıdır? Tabii sadece bu hassasiyetleri Türkçülük ile sınırlayamayız. Gelişmiş bir ülke olmamız için bilim ve teknoloji konusunda da bu tarz hassasiyetlerimiz olmalıdır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Kripto para olayı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kripto/sanal para gündemimize girdi. Belli zaman aralıklarında da gündeme girip çıkacaktır. Siberleşen dünyada her şey sanal hale gelmeye doğru adım atmaktadır. Geleceğin en büyük teknolojilerinden biri sanal ikiz denilen, sanal yansımadır. Block chain de önemli bir konudur. Bizim ülkemizdeki ilgili meslek erbabları, bu konuları pek duymadıkları için, gündemler sayesinde araştırma fırsatları oldu. Bu tarz şeylere gerçekleştirme açısından ilgi gösterilmelidir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Mülteciler ülkeye neden alınmamalıdır? Bugüne bakmadan cevaplar mısınız?

*Ek yük yaratır. Kendi milletini doyurabiliyor musun?

*Milletin kendi kültüründen olmayan mülteci, demografik yapıyı bozar. Kendi kültüründen olan mülteci değildir.

*Yüksek sayıda mülteci, kamplardan şehre geçince uyum sorunu yaşanmaktadır.

Kısacası neyin hatırına kendi milletini rahatsızlık ve zarara sokacaksın? Kendi milletini yok saymak uğruna yapılan bu davranışlar, bu sefer kendi milletinde tahribat yaratır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Atalarımız ırkçı mıydı?

Evet. Ancak ırkçılık yanlış anlaşılan manasıyla kendinden olmayanı katletmek değildir. Kendinden olanı sevmek ve düşünmektir. Tabii ki ırkçılardı. Çok katı bir şekilde Türk olanla, olmayanın ayrımını yaparlardı. Her canlıda olan bir şeydir aslında. Kendinden olan ile olmayanı ayırmak.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçüler feminizmi nasıl karşılamalı?

Bir şeyin sonu izm ile bitince Türkçüler onu karşılamak istemiyor. Yabancı kaynaklı düşünceler bize rahatsızlık veriyor. Feminizm gibi kavrama Türkçülük dâhilinde gerek yoktur. Sorunlarımızı cinsiyet gibi ayrıştırıcı şeylerle değil milliyet gibi birleştirici unsurlarla çözmek gerekir. Türkçülük ek olarak bir feminizm davası gütmeyi mantıklı görmüyor. Çünkü kadın, sahip olduğu değere ve yere aittir. Aksi bir durum düşünülemez. Kadın değersiz değildir ki değerli kılmaya çalışalım. Önemsiz değildir ki önemli kılmaya çalışalım. Türkler feminizm diye isim koyan topluluklar ortada yokken kadınını baş tacı ederdi. Hatunlar devlet yönetiminde bir kağan kadar söz sahibi olabiliyordu. İslamiyet’i kabul ederken İslam ile Arap kültürü karışınca kadınlarımız ikinci plana atılmıştır. Atatürk bu yanlışlığa son verdi. Feminizme gerek görenler, olayı Türklük hassasiyeti ile değerlendirirse böyle bir şeye gerek olmayacağını anlayabilirler.

En başa dönmek için tıklayınız.

İslamiyetsiz Türkçülük yapılmaz diyorlar. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bunun bir aptallık olduğunu, diyenin aptal olduğunu düşünüyoruz. Bu iddiada bulunan kişiler, sentezci grubu. Türk milliyetçiliğini eritmek, yok etmek, sindirmek için başlatılan Türk-İslam sentezini başı başına kasıtlı buluyorum. Yusuf Akçura’nın dediği gibi “Din temelli Turan olmaz” Türk milliyetçiliğini İslam hassaslığına bağlayarak yok etmek istediklerini de açıkça ve iğrenerek görüyoruz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Bir Türkçü, Türk olmayan kişilerle arkadaş olabilir mi?

Türkçülük, Türk ile yapılır. Bu sıfat altında iş yaparken sadece Türk ile çalışma zorunluluğu vardır. Ancak birisi girişimci, bilim adamı veya farklı bir meslek sahibi olabilir. İşinden dolayı yabancılarla arkadaşlık edebilir bu doğaldır. Türkçü, kendini dünyaya kapatmaz. Evrensel işler yapmak için, evrensel olmanın karşısında değildir. Yaptığı iş ve meslek gereği, kariyerine göre istediği kişi veya firmayla çalışabilir. Fakat Türkçülük, sadece Türkler ile yapılan bir olgudur.

En başa dönmek için tıklayınız.

Osmanlıcılık, Türkçülük ve İslamcılık hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Osmanlıcılık, Osmanlı diye bir bütünün olduğunu sananların hayallerinden doğmuş bir şey. Çok fazla yapay olunca tutmadı. Gerçek ve doğanın kendisinden gelen milliyetçilik, Osmanlı diye bir kavramın yaşamasına izin vermedi. Türkçülük, Türk denilen kişilerin taraftarı olunması gerektiğini, bu Türklüğün doğal olduğunu söyledi. Neticede yıkılan hanedan yönetimi yerine Türkçülük anlayışıyla yeni bir yönetim kuruldu. İslamcılık da İslam inancı etrafında toplanılması gerektiğini söylüyordu. Ancak atladığı bir nokta vardı ki, o bu durumun da gerçekleşmeyeceğini gösterdi. Dili, kültürü, anlayışları farklı olan topluluklar bir bütün halinde bulunamaz ve kaynaşamazdı. Neticede tarih Türkçülüğün haklı olduğunu gösterdi.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkçüler her zaman azınlık mı olacak?

Türkçülük, sayı değil nitelik işidir. Az ve öz olmak her zaman daha iyidir. Önemli olan nitelik. Az sayıdaki Türkçü, Türk milletini refaha ulaştırabiliyorsa bu güzel bir şeydir. Ancak herkesin de aslında bildiği bu davranışın farkına varması gerekmektedir. O davranış da kendinden olanı sevmektir. Doğal bir içgüdüdür. Bilinçli ve şuurlu bir şekilde bunu yaşatabilirsek, bu millete bir daha zarar gelmez.

En başa dönmek için tıklayınız.

Mahmut Esat’ın soyadı neden bozkurttur?

Mahmut Esat, Bozkurt Gemisi ile Lotus Gemisi’nin çarpışması sonucu, davayı lehimize çevirerek kazandırır. Atatürk de bu başarısından dolayı Bozkurt soy ismini ona verir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Vahdettin hain midir?

Vahdettin tahta geçtiğinde yetki alanı çok dar bir bölge ile sınırlıydı. Ancak aldığı tavır ve tutum dolayısı ile Nutuk haklı olarak eleştirmektedir. O dönemde halifenin bile sözü dinlenmiyor. Bu kurumların çökmüş olduğunu gösteriyor. Vahdettin zor ve tehditle iş yapmış olsa da kendisinden beklenilen bir tavır sergileyebilirdi. İyi ki sergilemedi denilebilir. Monarşinin bitmesi gayet hoş oldu.

En başa dönmek için tıklayınız.

Turan nasıl kurulacak? Türkçüler nasıl başa geçecek?

Turan, Türklerin birlik düşüncesini hissetmesinin artmasıyla gerçekleşecek. Türkçülük de nitelikli insanların elinde iş başına geldiği zaman, kararlar Türk’ün yararına alınmaya başlayacak. O zaman Türkçülük başa geçmiş sayılır. Türkçülüğün başa geçmesi demek, bütün kararların Türk’ün yararına göre almak demektir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Rıza Nur konusunda Türkçüler ne düşünüyor?

Rıza Nur, 1942 yılında vefat ediyor. Atatürk’ün kendisine 1937 yılında hastalığı dolayısıyla geçmiş olsun diye bir telgraf çekmiş. İsmet İnönü’de çekmiştir. Hastalık haliyle bir şeyler yazılmış olabilir. Ancak bu hastalığın etkisiyle, bilincinde olmadan yaptığı şeylerdir. Batılılar beyinde çıkan tümör yüzünden adam öldüren kişiyi bile hapishaneye atmadı. O tümör etki etti, bilinçli olmadı. Kişi kendisinde tümör çıkmasını istemedi diye. Hasta olan insanın davranışlarını, normal şekilde yaptı diye değerlendirmek ahlaksızlık olur. Ayrıca Rıza Nur’un hatıratlarını yayınlayan kişiler aşırı derecede güvensiz kişilerdir. Müzede olan esas ve orijinal el yazılı nüshalar incelenmelidir. İncelendiğinde çirkin şeyler söylemiş olduğunu varsayarsak, hastalıktan dolayı olduğunu, bunu kendisinin de ifade ettiğini görürüz. Ancak yine de biz Türkçüleri bağlayan bir durum olamaz. O iddiaları ne kabul eder ne tasvip ederiz. Bu davaya hizmet etmek isterken hata yapanlar varsa, hata kendilerine aittir davaya değil.

En başa dönmek için tıklayınız.

Atsız’ın monarşiyi savunma sebebi nedir?

Atsız’ın hangi yazısında ve fikir kitabında monarşiyi savunduğunu gördünüz de kesin olarak savunduğunu düşünüyorsunuz? Ruh adam kitabında kendisini de anlatmış, Cumhuriyet rejimini eleştirmiş ve monarşi ile ilgili sözler sarf etmiştir. Ancak hangi makalesinde bunu açıklamış, monarşiyi tavsiye etmiş ya da nerede monarşinin olması gerektiğini söylemiştir? Atsız’ın Cumhuriyet eleştirisi ciddi fikir yazılarında vardır. Monarşi ile ilgili tespitleri de vardır. Ancak monarşiyi savunduğu fikri sadece romanında geçmiştir? Ciddiye alınacak bir konu olsa romanda mı yazardı? Hangi fikir adamı ciddi fikirleri roman vasıtasıyla anlatmayı tercih eder? Roman türü gerçek dışı şeylerin yazıldığı bir öyküleme yöntemidir. Yazılanları çoğu şeyi gerçek sanmak, okuyan kişilerin hayale kapılmalarıdır.

1944 davasının maskaralıklarını, rejimde olan rezillikleri roman yoluyla anlatmıştır. Bu roman onun bu görüşü savunduğu anlamına gelmez. Üzerine bir tane yazı yazmamış, herhangi bir yerde monarşiyi savunduğuna değinmemişse, bu bilgi uydurmadır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Irkçılık hakkında ne düşünüyorsunuz? Irkçılık nedir?

Bizim ırkçılığımız bir takım şarlatanların ifade ettiği gibi kafatası ölçmek, dna sarmalına bakmak olmadığı, kendinden olmayanı katletmek gibi şeyler değildir. Bunlar bizi çürütmek için kullanılan gülünç iddialardır. Irkçılık, ırk kelimesine -çı eki gelmesinden dolayı oluşan mana, ırka taraftar olmak demektir. Irkçılık, mensubu bulunduğun ırka taraftar olma, onu sevme, koruma ve yükseltmek demektir. Irkçılık, taraftar olma manasına geliyorsa bir sevgi eylemidir, nefret değil. Soykırım ile ırkçılığı karıştıranlar bu farkı anlamıyor. Irkçılık, kendinden olmayana düşman olmak değil, kendinden olana sevgi beslemektir. İngilizce’ye çevirisi racizm. O manada katletme anlamı var. Ancak bizim dilimizdeki manasında öyle bir şey yok. Soykırımı son derece kötü buluyoruz ve karşısındayız.

En başa dönmek için tıklayınız.

Atatürk ırkçı değildi ama siz öylesiniz, hem onun yolundan gidip hem de niye ona ters şeyler yapıyorsunuz?

Siz ırkçılıktan ne alıyorsunuz? Kendi algı ve bilgileriniz ile gerçekleri değiştirmeye çalışmayın. Mesele adam öldürmekse, Atatürk bizden baha büyük kitleleri imha etmiştir. Mesele Türk’ü düşünmekse, o bizden daha çok mesai yapmıştır.  Mesele Türk’ün hakkını savunmak veya almaksa, onun bizden daha fazla icraatı vardır. Mesele Türk’ü üstün tutmaksa, bu konuda birçok sözü vardır. Mesele olayı kan açısından değerlendirmekse, bizden çok değerlendirip nasihat ve söz bırakmışlığı var. Irkçılığımızda kafatası ölçmek yoktur ama mesele kafatası ölçmekse bu ülkede tek kafatası ölçtüren kişi Atatürk’tür. Antropolojiye önem vermiştir.

Demek ki siz ikisinden birisini karıştırıyorsunuz. Gerçek gün gibi açıktır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Ziya Gökalp zamanı Türkçülük ile Atsız zamanı Türkçülüğün farkı var mıdır?

Atsız’ın Türkçülüğe başlayıp, sonraki yaşlarında yaptığı arasında bile fark var. Dünya çok hızlı değişiyor. Beş yıl önce yapılanla şimdi olanın bile farkı var. Beş yıl sonra da bugünlerden farklı bir durum olma ihtimali yüksektir. Önemli olan zaman fark etmeksizin Türkçülüğü açıklayabilmektir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Enver Paşa’nın İslamcı olduğunun kanıtları nelerdir?

Bir kişinin ne olduğunu ancak kendisi belirleyebilir. Bunu yazılarında belirtebilir, konuşmalarında belirtebilir, mektuplarında belirtebilir. Enver Paşa genellikle emir yazısı yazmak dışında yazı yazan biri olmadığı düşünülür ve bu yanlıştır. Çıkardığı mecmualar vardır. Yazdığı mecmualar vardır. Bunlardaki yazıları, kendisinin çıkardığı mecmuaların içeriği tamamen İslamcı içeriktedir. Onun dışında konuşmaları, sözlü kaynak olduğu için çok az bir şekilde yakınındakilerin aktardığı şekilde biliniyor. Bu konuşmaların içeriği de İslamcı. Geriye bir tek mektuplar kalıyor. Onları da torunları yayına açtılar. Onların içeriğinin hepsi de İslamcı. Uydurmalar ne söyler bilemeyiz ancak gerçek bu şekildedir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Türkiye emperyalistlerin oyunu ile bölünebilecek bir ülke midir?

Güçleri buna uzun zamandır yetiyor. Ama durum tabii ki kolay değil. İstediği gibi davranacakları bir ortam oluşturmak istiyorlar. Geçmişte deneyip başarısız oldukları şeylerden vazgeçmiş değiller. Biz de onlara diyoruz ki “Korkuyorsan yapma. Yapıyorsan, korkma.”

En başa dönmek için tıklayınız.

Teknolojik olarak hangi alanlarda Ar-Ge çalışması yapılmalıdır?

Ekonomik sıkıntılardan kurtulmak istiyorsak, önce yazılım. Ülkede sıcak para dönsün istiyorsak, elektronik. Gelişmiş ülke seviyesinde olmak istiyorsak uzay ve doğa araştırmaları.

En başa dönmek için tıklayınız.

Bilimde ilerlemek için ne gibi adımlar atılmalıdır?

Kişisel olarak, ülkenin geleceği olan gençler boş konu ve özenti şeylerden uzak durarak doğayı, evreni merak etmeli. Merak güdüsünü çalıştırmalı. Yat-kalk döngüsüne hayatını sıkıştırmamalıdır. Ortaya bir şey koymaktan çekinmemeli. Herkes tutku duyduğu şeylerle uğraşmalı. Bu kadar basit. Devlet olarak da uzun vadeli politika oluşturarak teknolojilere yatırım yapmalıdır. Eğitim sisteminde köklü ve kaliteli bir reform yapmalı. Üniversiteler araştırma ve üretme odaklı olmalıdır. Girişimcilere sıkıcı, engelleyici bürokrasi uygulanmamalı.

En başa dönmek için tıklayınız.

Aziz Sancar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir Turancı olarak Nobel alması bizi memnun etti. Çalışmaları da alanında gayet önemli işler. Aziz Sancar hala çalışmaya devam ediyor. Umarız ki daha büyük başarılara imza atar. Türk gençliğine örnek olmalıdır. Nobel ödülünü Ata’ya armağan etti. Türk Dünyası’nı gezdi, Türk Birliğine inanıyorum dedi.

Sağ olsun, var olsun.

En başa dönmek için tıklayınız.

Meslek liseleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Geleceğin dünyasına uygun şekilde modernize edilmeli. Fizik, kimya, biyoloji, heykelcilik vs. gibi alanlarda mesleki eğitim olmalı. Bilimde ve sanatta gelişebilmemiz için bu bir gerek. Bu kurumlarda eğitim verecek öğretmenler yetiştirilmelidir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Sosyoloji okuyarak milletimize ne şekilde hizmet edebiliriz?

Yazılı eser üretmek bir hizmettir. O alanda bir düşünce üretmek, hizmettir. Ortaya bir bakış açısı koymak, hizmettir. Başkalarını bilinçlendirmek, hizmettir. Kitap yazarak sonraki nesilleri aydınlatmak, hizmettir. Analizi en doğru yaparak, doğru sonuçlara ulaşmak ve bunu aktarmak, hizmettir. Sosyolojiden edindiğiniz verileri başka alanlarda kullanılmasını sağlamak, hizmettir. Bu alanda insan yetiştirmek, hizmettir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Ar-Ge çalışmaları hükümete mi bağlıdır?

Yarı yarıya bağlı diyebiliriz. Çünkü araştırma ve geliştirme bazen maliyetsiz yapılabilse de, çoğu zaman maliyet gerektiren işlerdir. Herhangi bir fikri olan kişi zengin değilse, bunu uygulayamaz. Onun için buna devlet destek vermelidir. Okullardaki imkân zenginleştirilmeli, TUBİTAK yatırımları akılcı ve bize fayda sağlayacak projelere verilmelidir. Hükümete bu yüzden bağlı. Çünkü her hükümet ile politika ve yapılması planlanan şeyler değişiyor. Oysaki bu çok büyük hata. Yapılması gereken şey, yarar sağlayan şey, hükümetler değişse de değişmeyecek şeylerdir. Girişimciye destek verirken kendi görüşünde olup olmamasına bakmak, o ülkede girişimleri köreltir. Bu teknoloji gelişim fikirleri için de böyledir. Bu durum hükümet kontrolünden çıkarılarak bir devlet mekanizması haline gelmesi, o mekanizmanın hep millete ve devlete yararlı şeyleri gerçekleştirmeye çalışması gerekmektedir.

En başa dönmek için tıklayınız.

Hukuk bölümü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Günümüzde bu bölüm içerisinde kontenjan çok fazla şişmiş durumdadır. Yapılan bir araştırma hukuk fakültesi öğrencilerinin yarısından çoğu soru sormadan, kütüphaneye gitmeden mezun oluyormuş. Nitelikli eleman sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor. Bu durum hukuk sistemimizi de özetlemektedir. Nitelikli bireyler yetiştirmeliyiz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Kalemimizi güçlendirmek için ne tavsiye edersiniz?

Herhangi bir konu hakkında görüşlerinizi kâğıda yazın. Sonra başka bir konu seçin. Onun hakkında da görüşlerinizi yazın. Sonra bir başka konu daha seçin. Onun hakkında da görüşünüz yazın. Kendi görüşlerinizi ama. Sonra dönün birinci yazıya, okuyun. Okuduktan sonra o yazıyı yazan kişiye tam zıtmış, tam tersmiş gibi bir eleştiri yazın. Sonra ikinci yazıya eleştiri yazın. Sonra da üçüncü yazı. Bu şekilde boş zamanınızda kendinizi geliştirebilirsiniz. Eleştirisiz ilerlerseniz, kaleminiz dalkavukça olur. Bu alıştırmalara devam ederken hep düşüncelerinizi yazmakla kalmayın. Bir sonraki aşamaya geçebileceğini düşünüyorsanız artık yazılarınızda bilgileri, kaynakları kullanın. O bilgileri yorumlayın, yazılarınıza aktarın. Bunu da pekiştirdikten sonra tekrar olgunluğa eriştiğinizi düşündüğünüzde, artık kendi bilginizi kendiniz üretip onu yazılarınızda kullanın. Bilgi üretmek, bir araştırma sonucunda ortaya bir şey koymak demektir. Deneyin, işe yarayacaktır.

En başa dönmek için tıklayınız.

Hitabetimizi nasıl geliştirebiliriz?

Hayal ederek. Kendinizi bir topluluğun önünde konuşuyormuş gibi hayal edin. Herhangi bir konuda konuşuyormuş gibi, konu fark etmez. O konu hakkında konuşurken, gelebilecek soruları tespit edin. Bu sorulara cevap üretin. Sık sık bu şekilde aklınızda canlandırma ile hitabetiniz gelişir. Buna zihin egzersizi denir. Başka yöntemler de var kurslar, kitaplar, videolar. Onlara da bakabilirsiniz.

En başa dönmek için tıklayınız.

Köy enstitülerinin kapanması doğru mudur?

Komünizm ve ahlaksızlık bulaşmasaydı, gayet işe yarar şeyler yapılıyordu. Bir de eğitim kurumu siyasete alet edildi. Eğitim gibi bir konu siyasete alet edilirse, rezilce sonuçlar alınması olağandır. Toplumun yararına önemli işler yapabilecek bir kuruma Komünist Tonguç getirilmesi de niyetin ne olduğunu sorgulatmaktadır. Eğitim kurumlarının açılmasına kim itiraz edebilir ki? Kaliteli yapılan işe kim karşı çıkabilir ki? Köylüleri eğitmenin ne gibi sakıncası olabilir?Ancak milli varlığa düşman komünist düşüncede insanlar yetiştirmeye kalkarsanız, orada amaç eğitim değildir. Bunun da karşısında olmak doğaldır.

En başa dönmek için tıklayınız.