sehitlerimiz

Şehitlerimiz ve Gazilerimiz

Sorgucun Sorgulandı!

Ulu Tanrı, soyumdan yedi er daha gitti!
Denedin mi hepsini, gördün mü kim yiğitti?
Soysuzdan yana mısın? Yetti bu kadar yetti!

Kaldır Türk’ün üstünden, yeter bunca melanet!
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Senin adını yüce yapan benim soyumdu,
Senin için çapılan, çapan benim soyumdu,
O Mecusi’yken sana tapan benim soyumdu!

Haksın ama haksızsın, eğer kulunsam affet!
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Her şey senden ötürü; o yolu sen mi kestin?
Kancıkları acuna, kağan kılmak mı kastın?
Bunca soysuz dururken, yoksa Türk’e mi küstün?

‘Adil ol’ demek yetmez! Hani nerde adalet?
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Oluk oluk dökülen, saçılan kan benimdi,
Çöken ev, sönen ocak, yanan benim tenimdi,
Suyu damarımdandı, gübresi bedenimdi,

‘Benim’ değil, ‘ben’ toprak, neden kürde merhamet?
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Besbelli ki sen kürdü, pislikten yaratmışsın,
Hamuruna kahpelik, şerefsizlik katmışsın,
Necaseti dünyaya, insan diye atmışsın,

Senden uzak etmişsin, Türk’ün başından defet,
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Ey Tanrı, nasıl kıydın, yandı yedi fidanım,
Nasıl kıydın, ey Tanrı, yetmiş kez yandı canım,
O şehit, ölen benim, dökülen benim kanım,

Hepsini cennete koy, kahret vuranı kahret!
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Ağlasın balalarım, ninnileri kin olsun!
Her gidenin öcüne, yetişenim bin olsun!
Ve dişe-diş, kana-kan, intikam hak din olsun!

Ay üçüze bölünsün, doğsun eski felaket!
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Yok, olsun, yaratılmış olanın en yamuğu!
Yok, et onu Türkoğlu ve kaldır kutlu tuğu!
Yok, olsun köpek soyu, orrrospunun çocuğu!

Bir Türk’e hepsi birden ölse olur mu diyet?
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
Duymuyor Tanrı beni, çaresizim kardeşim,
Tutmuyor sıka sıka, kırılsın çenem dişim,
Sen artık bir şehitsin, bense yaşayan leşim!

Sustum sanmasın Tanrı, duamı ona ilet!
Lanet kürdün köküne, yedi ceddine lanet!
08-09-2009

Caner Kara

10 Ağustos öğlen saatini ele alarak söylüyorum;

Son 24 saat içinde,

Yüksekova’da yedi yaralı,

Lice’de iki şehit, iki yaralı,

Uludere’de sekiz şehit on sekiz yaralı,

Bunun üstüne 10 Ağustos akşam saatlerinde iki ayrı yerde de bombalı saldırı oldu.

15 Temmuzdan bu yana sözde demokrasi nöbetleri tutulurken hep şehitlerimizin haberini alıyorduk, ama gündem hep belliydi. Terörün biteceğini, artık kalmayacağını söyleyenler şehit haberlerini toplumun gündeminden uzaklaştırıyordu. Bir şehit gelince yerinde duramayan Türk milleti bu konuda hissizleşti. O yüzden dünkü patlamayla ilgili sayısal veri dedikleri şeylere bakmamak gerekir.  Öğrenmek bize bir şey katmayacağı gibi, sayı üzerinden şehitlik kavramı yozlaşmaktadır. Şehitlik hesabı matematiksel bir şey değildir. Milletimiz öyle bir durum almış ki şehit haberi alınca normal karşılıyor ve sonrasında sorduğu sorular bizim içimizi yakıyor. Bu sorduğu sorular, şehit haberini duyunca bu sefer kaç şehidimiz var, kaç kişi şehit olmuş gibi sorular oluyor. Her gün dünyadan yiğit Türk askeri kahpece şehit edilerek ayrılıyor. Bizi kahreden olay günden güne şehitlerimizin erimesine izin verilmesidir. Etnik terör örgütü çok kolay bitirilebilir olduğu halde nice canların yitip gitmesine izin verilmesidir. Her şehit haberi geldiğinde ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Nasıl tepki vereceğiz bilemiyoruz. Üzülüyoruz kahroluyoruz en çok da bir şey yapamadığımıza kahroluyoruz.

Sanmayın ki bu düzen böyle sürüp gidecek. Sanmayın ki her geçen gün böyle olacak. Bizim farkımız olan nokta şudur. Biz şehitlerimizin yasını tutuyoruz. İşte şu kadar şehit var diye gevşeklik, cıvıklık yapmıyoruz.

Bu konuda şehitlerimizi günden güne eritenleri bilerek; ne yapacağız ya gidip bizi de mi öldürsünler, boş yere bizde mi ölelim, kişisel işleri için niye can verelim diyenlere yoruma kapalı bir konudur.

Her şey geçici Türklük ebedidir. Ebedi olan Türklüğümüz aşkına bu vatanı kimsenin kişisel tekeline bırakmayız.

UNUTMAYINIZ!

Taş Kırılır, Tunç Erir, Ama Türklük Ebedidir

Mustafa Kemal ATATÜRK

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.