Şehirler Üzerinden Şehit Hesabı

Asırlık Türk Irkı’nın, koskoca çınarın gövdesini kemiren, çürüten yıkmaya çalışan bir diğer bela da bu.

Damarlarımızda taşıdığımız asil kanın yansıması olan Türklük, dünyada ki en kuvvetli şeylerden olduğu için 3-5 tane bela ile sonunun gelmeyeceğini biliyorlar.

Denediler, gördüler, öğrendiler. Ama tekrar başka yollara başvurmaktan geri durmuyorlar, durmayacaklar.

 

Biz Türkçüler Milli Vicdanın yansıması olarak bu bütün belalar ile tek tek savaşacağız ve hepsini bekledikleri son yani yenilgi ile kavuşturacağız.

M.Ö 209’dan beri Türk Irkının koruyucusu, kollayıcısı, kurduğu devletin garantisi her zaman Türk Askeri olmuştur.

Türklerin hanedanlarından sonra 1923’te yeni getirdiği rejim biçimi Cumhuriyette de devletin garantisi Türk Askeri’dir.

Bahsettiğimiz Türk Askeri sınırda, illerde, ilçelerde yani çeşitli noktalarda vatan görevini yapıyor ve bulunduğu noktayı koruyor. Bazen bir harekât, operasyon sonucu belli bir noktaya gitmesi gerekiyor. Emri baş üstüne edip hemen denileni yapıyor. Bazen geri dönmemek üzere, bazen eksik olarak yani uzuvlarını (organlarını) kaybederek, bazen de vücudunda hain mermisi taşıyarak.

Ülkemizde Malul Sayılmayan Gaziler Derneği altında mücadele eden gazilik onurunu almaya çalışan 19 bin şerefli Türk Askeri olduğunu da hatırlatalım…

Tabi geri dönmemek üzere giden askerlerimiz maalesef ki hain kurşunlarıyla şehit oluyorlar, şehadete kavuşuyorlar… Şehadet kutlu bir mertebe. Bildiğimiz ilk devletlerimizden itibaren Türkler çadırda, yani evinde ölmeyi büyük utanç saymışlardır.

Ancak göz göre göre Türk Milletinin değerleri olan evlatlarını şehit vermek çok acı, ondan daha acısı da intikamını alamamak.

Ondan daha acı bir nokta daha var ki o da şehitleri önce sayı sonra şehir üzerinden değerlendirmektir…

Şehitlerimizin sayı üzerinden değerlendirmesine sert tepkimizi Kaç Şehit Var? adlı yazımızda ortaya koymuştuk. Şimdi sırada diğer bela olan şehirler üzerinden yapılan şehit hesabı var.

Bizim elimiz kalem tuttukça açıkça söyleyeceğiz ve korkmadan haykıracağız. Gerçekler ortaya çıkacak, doğrular gün ışığına kavuşacaktır…

 

Sayı meselesi sert tepkiyle sineceğini belirtmiştik. Şimdi bu belanın açıklamasını yapalım.

 

Çoğu yerel haber siteleri, yerel dernekler yani yerel organizasyonlar sırf haber yapmak için ya da sosyal medyada paylaşım yapabilmek için şehitlerimizi yerelleştiriyorlar.

Bu yerel olarak genellediğimiz kitle ancak şunu yaparsa doğru olabilir. Şehidin cenazesi o şehirden kalkacağı için yerel unsurların bunu duyurması ve cenazeye katılım olması, şehide vefa gösterilmesi son derece normaldir.

Ama!

Bu yerel unsurlar işi iyice abartarak, Manisa şehidin var, Eskişehir şehidin var, Konya şehidin var şekline sokarak işi yerelleştiriyorlar. Şehit tüm ülkenindir. Ona sahip çıkması gereken tüm ülkedir. Böyle zihniyetin yol açtığı facia şudur.

İnsanlar sadece kendi şehrine mensup şehide daha fazla üzülmekte bazan diğerlerine üzülmemekte bazan da kendi şehrindeki şehide oranla daha az üzülmektedir.

Kendi şehrinde olmayan şehide üzülmemek ne ile açıklanabilir?

Hiçbir akıl ve mantık yoluyla açıklanamaz. Tamamen milli bir faciadır.

Milletimizi korumak için şehit düşen herkese o milletten herkesin kesinlikle sahip çıkması gerekir. Olaya yerel boyut bir şey kazandırmaz, kaybettirir. Onun içindir ki şu iki beladan kurtulmamız lazımdır.

Şehit üzerinden sayı hesabı yapmayın!

Şehit üzerinden şehir meselesini kullanmayın!

 

Şehitlik kutsal bir makamdır. Dil uzatırken, cümle içinde kullanırken, başkalarına haber aktarırken dikkatli olmak zorundayız!

Bu öyle hafife alınacak, basite indirgenecek bir mesele değildir.

Bu ve bunun gibi meselelerin karşısında Türk’ün çelik iradesiyle, tüm sertliğimizde karşısında olmalıyız.

Elbette ki birileri savaşacak, birileri izleyecektir. Millet tehlikedeyken izlemenin alçakça bir şey olduğunu bilin, ondan sonra kararınızı verin. Bu konuları hiçbir şekilde kimse hafife alamaz. Herkes aklını başına toplamalı!

Bizler yaşayan leş olursak, şehitlerimiz bizim gibi leşler için boşuna canını veriyor demek olur. Ey Türk;

Kendine gel!

Savaş sadece silahlarla cepheler aracılığı ile yapılmaz. O şekilde yapıldığında seni yenemediklerinden, başka yöntemlere başvuruyorlar. Bu savaşın da üstesinden geleceksin, eminiz!

“Zevk ve safa içinde yaşamak, içkiyle dünyayı hoş görerek zevk kadınları ile mest olmak, şehvet içinde kendinden geçmek de vardır. Turan’ı kurtarmak için yapılacak kutlu savaşta yığın yığın topraklara serilmek de vardır. İsteyen onu, isteyen berikini seçer.”

Atsız

Siz de seçiminizi yaparak, bulunduğunuz cepheye göre davranınız. Bütün bela ve uğursuzluklara karşı tüm sertliğinizi ve hırçınlığınızı esirgemeyiniz.

Öldüğünüz vakit, Tanrının esirgenliğine, toprağın rahmetine karıştığınızda keşke demeyin.

-Türkmen

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR Son Yazıları (Hepsi)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.