seçim-öncesi-toplum-mühendisliği

Seçim Öncesi Toplum Mühendisliği

Bir toplumda, toplum mühendisliği en yoğun olarak seçim dönemlerinde yaşanır. Türkiye Cumhuriyeti bir seçim dönemi aşamasında olduğu için, anlatılmak istenenler daha net görünecektir. Ne kadar yerel belediye seçimi olsa da yine de gündemimizi meşgul etmekte, belediye seçimleri parti tutma zihniyeti etrafında gerçekleşmektedir.

Günümüzde genç kesimi oluşturan bireyler de birçok seçim aşamasına tanıklık etmiş olduğundan, yazı geniş bir yelpazede yazılabilir.

Ülkemizde Toplum Mühendisliği kavramı pek yaygın değildir. Bazı internet sitelerinde Toplum Mühendisliği kavramı Sosyal Mühendislik kavramı ile karıştırılarak belirtilmiştir.

Genel olarak mühendislik felsefesi zaten pek bilinmemektedir. Tamamen bir kavram karmaşası mevcuttur. Önüne gelen kavrama mühendislik, bilim, sanat gibi ekler eklenebilmektedir. Böylece edebiyatın bilim olarak telaffuz edildiği, politikanın sanat olarak anlatıldığı, sosyal mühendislik gibi rezilce ifadeleri görmek mümkündür.

Bu yazı kavram karmaşasını çözmek için yazılmış değildir.

Biz burada Toplum Mühendisliği kavramını kullandığımız için kavram karmaşası yaratmadan, Toplum Mühendisliği’nin ne olduğunu açıklayalım.

“Kitleler üzerinde belirli amaçlar dâhilinde, bu amaçları uygulamak için kullanılan yöntemler sonucunda, istenilen sonucun oluşturulmaya çalışılmasıdır.”

Hedefte olan kaynak toplum olduğu için, devletin varlığında barınan mekanizmalar tanıma dâhil edilmemiştir. Ancak bu devlet mekanizmalarındaki değişiklik ve düzenlemeler de toplumun onayını ve desteğini almakla yapılabilmektedir. Bunun için de Toplum Mühendisliği, tanımda bahsettiğimiz gibi kitleleri bir amaç etrafında toplayarak istenilen sonucu elde etmeye çalışmaktır.

Yukarıda bahsettiğim “toplum mühendislikleri en yoğun olarak seçim dönemlerinde yaşanır” cümlesi kendiliğinden doğrulanmaktadır. Çünkü herhangi bir konuda seçim yapılacak olması demek, seçimin sonucu olan kişi veya kurumların kendilerinin seçilmesi için çalışması demektir.

Bu doğal olarak demokrasi denilen fikrin olduğu toplumlarda olmaktadır.

Demokrasi kişi ve hak hürriyetleri olarak tanımlamak yanlış olacaktır. Kişi hak ve hürriyetleri, insan hakları kavramına girmektedir. Demokrasi yapılacak olan bir seçime, verilecek olan herhangi bir karara, o toplumdaki herkesin katılmasıyla olur. Böylelikle Toplum Mühendislikleri, demokrasinin ayrılmaz parçasıdır.

Bu demek değildir ki bu tür yönlendirmeler sadece demokrasinin bulunduğun yerlerde olmaktadır. Dinin veya bir grubun iktidarı söz konusu olduğunda da yapılacak olan bir şeye halk ikna edilmelidir. Dolayısıyla Toplum Mühendisliği bu tarz rejimlerde de mevcuttur.

Toplum Mühendisliğinin olmayacağı bir yönetim şekli oluşturmak mümkün müdür?

Elbette mümkündür. Seçmenin ne demek olduğunu, ne anlama geldiğini idrak etmiş toplumlar için bu tarz yönlendirmeler kolayca engellenir.

Seçimle alınan milletin iradesi, milletin oluşturduğu devleti yönetmekte kullanılır. Meclis bunun için vardır. Fakat biz burada kişi veya parti seçiyoruz. Bu başvurduğumuz yöntem olan seçmenin mantığına uygun mudur?

Maalesef uygun değildir. Seçtiğimiz vekiller, partilerin başkanları tarafından atandıkları bakanlıkların uzmanı değildirler. O yüzden bu tarz parti, vekil seçilen ülkelerde eğitim, ekonomi, hukuk, bilim-teknik vs. gibi bütün konular sıkıntı içerisindedir. Bazı vakitler bu işlerin içindeki kişiler milletvekili olabilmektedir. Bu milletvekili seçilmeyi başarmış kişiler, parti başkanları tarafından uygun görülürse kendi işinin alanı olan bakanlığa atanabilmektedir. Bu kişilerin bakanlık yaptığı kurumdan tam verim alınması gerekirken, çeyrek verim dahi alınamaz. Çünkü burada esas olan işi gerektiği şartlarda yapmak değil, parti siyaset ve ideoloji çizgisine göre yapmaktır. Bu durumda da hiç bir başarıdan söz edilemez.

Seçim dönemlerinde uygulanan bu Toplum Mühendisliği uygulamaları kutuplaşmış, karşısındaki ile konuşmayı bilmeyen, eleştirel düşünceden uzak, kavgacı ve partizan bir toplum meydana getirir.

Medya araçlarının insan üzerindeki etkisi ile toplum istenilen şekilde düzenlenmektedir. Ancak meseleyi burada sığ tutmayacağım. Her görüşün kendine ait medya araçları olduğu gibi, genellikle medyanın çoğunluğu iktidarın etkisi üzerindedir.

Burada inceleyeceğim mesele toplumun geleceğinin tehlikeye atılmasını sağlayan noktadır. Bu nokta kişilerin umutlarının, ülkeye dair inancının yok edilmesidir.

Her seçimde muhalif görüşte olan kişilerin, bir şekilde umut beslemesi sağlanır. İktidar görüşünde olanlar ise, kitlelerine kendi düzenlerinin devam etmesiyle her şeyin daha da güzelleşeceği umudunu verir.

Yerel seçimler de dâhil bu böyledir. Her muhalif ortada olan sonucun değişmesi için, kendi adayına ümit bağlamaktadır. Ne yazık ki çoğunlukla bu ümitler suya düşmektedir. Çünkü seçimlerde, seçim fark etmeksizin bir şeyin değişeceğine inanılır.

Hatta bu inancın kırılması, oy atmaya gitmemeye karar veren kişilerin sayısıyla orantılıdır. Çünkü seçmek için gösterilen iradenin aslında bir işe yaramadığını, seçilenlerin seçenlerden bağımsız hareket ettiği tecrübe edilmektedir.

Bir toplumun fertlerinin topluma ve devlete dair ümitlerinin kaybetmesi demek, bir şeyin değişmeyeceği düşüncesi aklına yerleşmesi demek, o toplumum oluşturduğu devletin, gelişen dünya şartlarına uyum sağlayamayacağı demektir.

Böylece demokrasinin girdiği ortamda ilerleme ve yenilikler yavaşlar, bazı yerlerde durma noktasına gelir.

Yerel idarelerin bile adam akıllı yönetilmediği, trilyonlarca rantın döndüğü belediye başkanı değişiminde, seçimin bir şeyi değiştireceğini düşünmek hayalperest bir saflık olmaktadır.

Zaman zaman seçimlerde allanıp pullanıp öne çıkarılan adayların seçim zamanı ve sonrasında, ümitlerin nasıl kırıldığı acı bir şekilde tecrübe edilmiştir.

Her siyasetçi bir şekilde kendine olan güveni yıkmıştır. Çünkü onların düşündüğü ve kendine görev edindiği şey, oluşturulan düzenin devam ettirilmesini sağlamaktır. Çoğunlukla mevcut iktidarın her seçimde değişeceği düşünülür. Bu genelde yanlış çıkar ve toplum üzerinde ümitsizlik ve hareketsizlik meydana getirir. Ancak bazı nadir seçimlerde de iktidar bir diğerine devretme başarısını gösterir. Ancak şaşılacak bir noktadır ki, kendisinin iktidara gelmeden önce söylediği yanlışlara, kendisi de amansızca düşmeye başlamaktadır. Böylece nadir olarak da seçim aracılığı ile iktidar değişse de toplum değişmedikçe, zihniyet gelişmedikçe, hiç bir şekilde olması gereken bir değişim olmaz.

Burada toplumumuzu yok etmeye sürükleyen bir durum oluşmaktadır. Çünkü yöneticilerin, yönetenin, partinin değişmesiyle işlerin düzeleceği algısı oluşur. Acı tecrübelerle görülmüştür ki ne partilerin değişmesi ne yönetenlerin değişmesi, ortada olan sonucu etkilememektedir.

Mesela günümüz ülkesinde yüz yıl daha bu zihniyetle demokratik seçimler yapsak, başarısız olanları sürekli değiştirsek ortada yine bir sonuç olmayacaktır. Çünkü mesele zihniyet meselesidir. Önemli olan nokta toplumun eğitim seviyesidir. Kaliteli eğitim almış kişilerin çok olduğu bir toplulukta, yöneticiler kalitesiz olamaz. Toplum buna rıza göstermez. Mantıksızca ve toplumun yararıyla çelişen hamleler olamaz.

Bizim yaptığımız seçimler aracılığı ile yöneticileri ve partileri değiştirmektir. Zaten toplumu değiştirmek, geliştirmek oy ile olacak bir şey değildir.

Şu an ülkemiz için yapılabilecek en iyi şey, bireylerini kaliteli bir eğitim almasını sağlamak, akılcı düşünce yoluyla bilimin önemini kavratmaktır.

Toplumun her bireyi yapılması gerektiğini düşündüğü fikirlere sahiptir. Fakat bu kadar olumlu düşünce ve gelişmeye istek var iken, devlette bunları niye göremeyiz?

Bunun sonucu tam olarak bu yazının yazılma nedeni ve Toplum Mühendisliği’nin en kritik olan noktasıdır.

Devlette bir yenilik veya değişiklik olacaksa bunu yapacak o devleti oluşturan toplumun bireyleridir. Bu bireylerin devlete dair umutları, fikirleri ve düşünceleri bulunuyorken niye bunu yapmak için hareket eden kişiler göremiyoruz?

Ya da daha basit olarak niye insanlar bir sürü yanlışlardan şikâyet ederken, bulundukları yerlerde kurum veya kuruluşlarda, gördükleri yanlışları düzeltmezler?

Torpil konusu çok ağır olarak hep eleştirilirken, neden kendisine lazım olduğunda ilk fırsatta torpil aranmaktadır?

Çünkü toplumdaki bireylerin umutları sömürülür. Umutların yitirilmesi için medya hamleleri yapılır. Değiştireceğinize inandığınız yerlerde suikast haberleri görürsünüz. Bir şey yapmak için çalışmaya başladığınızda cezanın gecikmeyeceğini anlarsınız. Toplumun geri kalanını oluşturan bireylerle hiç bir şey olmayacağını anlatan yüzlerce örnek görürsünüz. Elinizde bir seçme hakkı kalır. Eğer yönetenleri düzgün kişilerden seçerseniz, yönetimin de düzgün olacağına inanırsınız. Seçimlerde görüş fark etmeksizin herkeste bir umut yeşerir. Bu umutlar seçimlerden sonra tek tek kırılır. Ancak bir daha ki seçim dönemi tekrar umutların oluşturulması başarılır. Bu kısır döngü içerisinde seçebileceğiniz kişilere yani parti veya kişilere mahkûm olduğunuzu fark edersiniz.

Böyle bir mahkûmiyetin hissedilmesi, gençleri siyasete yöneltip milletvekili olmayı düşündürebilir. Neticede onlar yanlış yapmıştır, partinin hamlelerindeki o yanlışları bu yeni siyasete atılan gençler yapmayacaktır. Memleketin bütün umudu bu düşünceye sahip olan kişilerde olabilir. O zaman yapılması gereken var gücüyle meclise girmeye çalışmaktır.

Gerçekten değişen bir şey olacak mıdır? Acı bir şekilde söylemeliyim ki değişen hiç bir şey olmayacaktır. Yeni parti de kurulsa, yeni milletvekilleri de bulunsa, sistem aynı kaldıkça sisteme girenlerin kim olduğu önemli değildir.

Seçim bir tercihtir. Tercih edilmesi gereken yöneticiler, partiler, fikirler değildir. Tercih edilmesi gereken bu vatanın menfaatinin istenip istenmemesidir. Bu vatanın menfaati istenenler arasında tek anlaşmazlık, bunun hangi yöntemle yapılacağıdır. Bu düşünce herkes tarafından samimiyetle karşılanırsa o zaman samimi bir şekilde adımlar atılmış olabilir.

Ancak ne olacaksa olsun, değişmeyecek olan nokta toplumun eğitilmesi, bilgi seviyesinin arttırılması, bilimin öneminin anlatılması olacaktır.

Umutlar sömürülürken, siyaset çıkmazında hiç bir değişiklik olmazken, toplum nasıl ilerleme gösterebilir? Bütün her şeyin seçimle çözülebileceğine inanmak demek, toplum bu şekilde uyutulurken geri kalmasını sağlamak demektir.

Toplumun ilerlemesi ne seçimle olur, ne belirli bir grubun iktidarı ile olur. Toplum, toplu olarak eğitilmeli bilime, sanata değer vermeli, kültürünü yaşatmayı tercih etmelidir.

Toplumda hiç bir değişiklik olmadan yapılan bütün hamleler geçersiz ve beyhudedir. İnsanlar çözüm yolu düşünürken, seçimler tek çare görülürken zaman geçer ve bir bakılır ki bu topluluk, dünyanın gerisinde kalmış durumdadır.

Bu düzen bir çark misali işlerken bozulmasını istemeyenlerde Toplum Mühendisliği aracılığı ile toplumu dönüştürür, umutlarını söndürür.

Toplum Mühendisliği ne gibi uygulamalara sahiptir?

Eğitimin kalitesiz duruma getirilip politikleştirilmesi, toplum istenilen düşünceye getirilmek için yapılan yoğun medya hamleleri, kara propagandalar, bir yalanı yalan olduğu bilinse de çok defa tekrar etme, ekonominin yapacağı olumlu gelişmenin önünde bir grup veya odakların olduğunu halka inandırma, her şeyin çok iyi olduğu ile ilgili toplumu ikna çabaları gibi durumlar Toplum Mühendisliği uygulamalarına örnek sayılabilir.

Toplum, kendi yararına olmayacak hale getirilmek isteniyorsa buna ancak o toplumun iradesi bütünleşip dur diyebilir.

Bütün umut siyaset ve seçimde değil, eğitim ve bilimde olmalıdır.

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.