Atatürk

Savaşın Hırıltıları

Sene 2017.

21. yüz yılda yaşıyoruz.

Geniş bir alan üzerinde 80 milyondan çok daha fazla insan.Yarısından biraz fazlası sadece bu vatanın sahibi.

Her bir bireyin farklı farklı kültürü,her bir topluluğun ayrı bir zihniyeti var.

Her bireyin farklı hedefleri var.Şahsi menfaat,para,hırs,rütbe say say bitmez.

Her gün milyonlarca insan kendi döngüsünü yaşıyor.Kimileri bir şey yapmak için,kimileri bir hiç uğruna zamanı öldürmek için.

Her gün milyonlarca seviyesiz muhabbet dönüyor.Her gün çok nadir seviyeli muhabbetler kuruluyor.

Milyonlarca kez fikirsizlikten bahsediliyor yanı sıra üç-beş kez de fikirlerden.

Milyonlarca durağan hayat var bunun yanında da az bir şekilde bir şey yapmaya çalışıp da başaramayan.

Milyonlarca inançsız yaşıyor ama çok az insan her sabah aynı inançla inanıyor.

Şimdi vatansızları bir köşeye atıyoruz.

Türk Yurdunun sahibi Türkler gafletin başka bir çağda başka bir boyutunu yaşıyorlar.

Çağ çağ, zaman zaman olmuş.Biliyoruz işte,tarih ortada.

Bunlar bir savaşın hırıltıları…

Bugün Tarihten bahsetmek yok,geçmişin ışığında göreceksiniz sahneyi.

1923’den 1938’e kadar çok parlak bir dönem geçirdik.

O gün,o kara kasım günü,onunla beraber hayatımız söndü kardeşim! Yok oldu güneşimiz..

O bize veda ettikten sonra hiç bir işimiz düzgün gitmedi,belimizi doğrultamadık.

Bunun nedenini zaman zaman kendisine soranlara ufak bir aydınlatma.Atatürk Tanrının bize en büyük nimetlerinden biriydi.Saygısızlık ettik,değerini bilmedik. Atatürk’ün kurduğu mecliste bile Atatürk’ü vatandaşlıktan çıkarmak isteyenler vardı kardeşim!

Tanrı verdiği nimetin kıymetini bilmeyene hiddetlenir,öfkelenir.Ha işte onun bedeli olsa gerek bunlar…

81 ilin üstünde dumanlar tütüyor.Her yer yangın yeri.

Ekonomimiz çok kötü durumda.Ekonomi alanıyla ilgilenen bu sorunları çözecek vasıfta elemanlar çok nadir.Paramız oldukça değersizleşiyor,aşağı oluyor.

Eğitim  durumumuz artık tüm herkes tarafından malumdur.Eğitim sisteminden memnun olan bir Allah’ın kulu bulunmuyor neredeyse.

Dünyayı kasıp-kavuran 3 sanayi devrimi geçirdik. 4. sanayi devrimi bağıra bağıra geliyor. Bu sefer devlet özel işletmelerin sayesinde bu devrimi kaçırmayacak gibi ama millet uykuda,gaflet uykusunda..

Her gün binlerce ahlaksız haber…

Her gün binlerce adaletsiz olay…

Her gün kültürümüze ahlakımıza ters binlerce olay…

Her gün alev alev daha yanmakta bu yurt.

Düşmanın 5. kol faaliyetleri sayesinde şehit haberleri artık hiç tepki çekmez hale geldi.Toplum mühendisleri ilmek ilmek başardılar.Önce saldırı olduğunda sayı sormayı öğrettiler,sonra tepkisiz kalmayı..

Yetmedi!

Eğitim sistemi eleştirilir, komu oyu önünde tartışılırdı,sürekli yapay gündem ve gereksiz şeylerle bunların önlerine geçtiler.

Yetmedi!

Dünya da eşi benzeri olmayan yardımsever bir toplum kültürümüz vardı.Tanımadığımız insanlara yardım eder,tanrı misafirleri kabul ederdik.Bu kültürü bozdular.

Yetmedi!

Sabaha kadar sayarım,yine yetmez.Düşman yangının üstüne daha çok odun atıyor,bizler seyrediyoruz.Hepsini ilmek ilmek başardılar.

Ancak korka korka başardılar.Çünkü Türklerin bu Türlü direnişleri hala bilinç altlarının korku dolaplarında saklı…

Korka korka yaptılar köpekliklerini, hala öyleler..

Dünya, 2 dünya savaşıyla karşılaşınca soğuk savaş diye bir tabir çıktı ortaya.Artık müdahalelerin siperden sipere olduğu çağı geride bırakmak için.

Hem çünkü bu konuda Türkler şanslıydı ve hiç yenilmiyorlardı.Teknolojiyle yenmeye çalıştıklarında bile ise Çanakkale de cevaplarını çok ağır almışlardı.

Artık devir soğuk savaş dönemiydi.

Bilmem ne kol faaliyetleri,espiyonajlar filanlar falanlar bir sürü entellektüel terim.Kafa bulandırmadan anlatıyorum,geçelim.

Bunlar bir savaşın hırıltılarıdır.Karşı taraf son ve öldürücü hamlesini yapmak üzere ilmek ilmek dokuyor sessizce hazırlanıyor.

Bu savaşı görüp karşıda taraf alan 2005 yılında kara sancağı açarak cevap veren Türkçülerdir.

Türklerde savaş zamanı sancak,siyah renge boyanır kara sancak halini alırdı.

Teknoloijimiz,imkanlarımız onlardan kısıtlı olabilir.İnancı tam bir avuç kişiden köpek gibi korkuyorlar.

Onlar da biliyor,biz de biliyoruz.

İlla sizler seferberlik durumunda mı çalışacaksınız,her şey kapıya dayanınca mı varınızla yoğunuzla çalışacaksınız,ancak o zaman mı akıllanacaksınız ?

O gün geldiğinde yaptığınız her ihmalin bedeli kaybettiğimizin kişi vebali sizin boynunuzda olacak bunu aklınızdan çıkarmayın.

 

Hiç kimse merak etmesin.Bizler elleri boş duruyor değiliz,önceki dönemlere göre daha dinç,daha dinamik ve daha hırslıyız.Düşmanı dişlerimizle parçalamaya kararlıyız.

İçinizi müsterih tutun.Gecemizi,gündüzümüzü alacağımız dünyevi zevkleri daha bilmem neleri bir uğur için sildik,yok ettik.

Aşina’nın soylu kumandanının dediği gibi “Türk milleti için gündüz oturmadım,gece uyumadım..” sözlerini bengü taşlara kazınmış bu bengü sözleri düstur edindik,ant içtik.

Velhasılı savaş bizim için her geçen gün hızlanmakta,nefesimiz tükeninceye kadar sürecektir.

Bu bu kadar basit,açık ve net!

Sizler kanınızda kutsal Türk kanı taşımakla beraber sorumluluklarınız vardır.O şerefli kanı üzerinde bulundurmanın bedeli var.

Bu bedel uğruna çalışın.Kimse sizden Bilge Kağan olmanızı beklemiyor,gaflet uykusunda olmayın..

Bu gaflet uykusunun bedeli er yada geç hep beraber ödemeyelim.Yolun neresinden dönersen kardır.

 

Yılmadan savaşacağımız saflarda,yeni savaşçıları görmek üzere..

Esen kalın.

-Türkmen

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR Son Yazıları (Hepsi)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.