Atatürk

Ölümsüzlük İksiri

Her şeyin sonu olan ölüme bugün hakikat penceresinden bakalım.

Ebedi başbuğumuz Atatürk’ün Hakikat Nerede şiirinden yola çıkarak bugün de bu konuyu hakikat penceresinde arayalım.

Ölüm şuan bildiğimiz bilgi penceresinden bir sondur.Burada inanç konularını ele almayacağım.

Hangi inanca inanırsanız inanın ölüm dediğimiz olay bir sondur.

Peki ya hep aranan,merak edilen ölümsüzlük, gerçekten var mıdır ?

Ölümsüzlüğü bir iksir de ya da başka bir boyuta geçme ile alakası olmadan hakikatini inceleyelim.

Ölüm fiziksel olarak vücudun durmasıdır.Ancak vücut hayatını devam ettirmek için gereken bir sistemdir.Bu sistem hayatını devam ettirirken de onu önemli yapan “kişi” kavramıdır.Düşüncelerinle,fikirlerin ve görüşlerin ile o vücut dediğimiz et parçası anlam bulur.

O zaman ölüm için sadece et parçasının fonksiyonlarının durması yetmez,onu önemli kılan kavramların da ölmesi, unutulması gerektir.

Nerede gördüğümü hatırlamadığım ama aklımın bir köşesinde duran özel bir cümleyi sizlerle paylaşayım.

“Kişi isminin anıldığı en son gün ölürmüş…”

Hangimiz Alp Er Tunga öldü ben yaşıyorum diyebilir?.Türklüğün sözlü edebiyat kuvvetiyle asırlardır yaşayan o yiğit cengaveri hangi yasa,kanun,bilim öldü sayabilir ?.

Tomris hatunun çocuğuna yapılana karşı düşman kral olan Kiros’un kellesini şarap fıçısında daldırarak söylediği meşhur sözü hepimiz biliriz.Peki kim diyebilir ki Tomris Hatun ölmüştür ?

Asırlardır dilimizde söyleyene söylene bugüne gelen bu lider şahsiyetlere hiçbir bilim,kanun,yasa ölü diyemez.

Çünkü onlar kainatın sırrını görüp ölümsüz olmuş kişilerdir.Asırlardır yaşayan kimse ölmemiş demektir.Ölmemiş kimse de ölümsüzdür.Bunu iksirle,başka bir  boyuta geçmekle de başarmamışlardır.

İnandığı davanın ardından sert ve azimli şekilde canını hiçe sayarak başarmışlardır.

Karakoç üstadımızın da dediği gibi;

Mukaddes davalarda ölüm bile güzeldir.

Babasına silahlı eylem yaparak han olan Mete’yi hepimiz biliriz.Asırlardır da dilimizde gezmiştir.Kurduğu askeri sistemi tüm dünya kullanıyor.Hakkında çok az bilgi olmasına rağmen bugüne kadar yaşamıştır.

Bugüne kadar yaşamış,insanlar onu örnek almış,onun gibi düşünmeye çalışmış,onun ile gurur duymuştur.

Vücut dediğimiz et parçası toprağa karıştı diye bu insanı öldü mü gösterir ?

Cevabını veriyorum,asla!

Ölümsüzlük vardır.Bu ne bir iksir ile ne de bir boyut değiştirme ile gerçekleşmiştir.

Türk var oldukça Tanrının ölümsüzlüğünü bahşettiği kişiler ölümsüz kalacaktır.

Türk Tarihi,ölümsüzler tarihi olarak adlandırsanız yadırganmaz.Çünkü bu kahramanlık ve şeref destanı olan Türk Tarihi içinde asırlara hitap etmiş bugüne gelmiş çok  kişi vardır.

Bu kişiler öyle basit işlerle değil,adeta imkansızları başararak bunları yapmış ve Tanrıdan ölümsüzlüğü kazanmışlardır.

Bu kahramanlık ve şeref destanının son kısmına gelelim.Ebedi başbuğ Atatürk!

Atatürk 1938 yılının kasım ayında fiziki olarak sona ulaşmıştır.Ancak insanı insan yapan o vücut dediğimiz et parçasını değerli kılan tüm fikirleri yaşamaktadır.

Atatürk’ün ismini silmeye çalışıyorlar.Ancak onun ismi kalplere kazındığı için soykırıma tabi tutulsak belki anca unutulur.

Atatürk’ü hala silmeye çalışıyorlar,ısrarla saldırıyorlar.Bu saldırışları gülümseyerek izliyorum.Tanrının ölümsüzlük şarabından içmiş birisini tüm dünya birlik etse silemez!

Atatürk bizim gönlümüzdedir!.Soylarımız devam ettikçe o ölümsüz kalmaya devam edecektir.

Yine ona saldıranlar,silmek isteyenler olacaktır.Bazen çok kuvvetlendiklerine şahit olacağız belki ama asla istediklerini alamayacaklar.

Tarih bu yüzden hakikat bilimidir.Ölümsüz olması gerekenleri tarafsızlıkla inceler ve koynunda saklar.

Ama ne Tarihi çarpıtmak ya da yalan üretmek ile,ya da gönüllerdeki imajını değiştirmek ile onu değiştiremezsiniz.

Uyarıyorum,Atatürk asırlara hitap eden bir liderdir.Asırlar onun yaptıklarına şahit olacaktır.Siz silmeye çalıştıkça cevabını daha sert alacaksınız.Siz ise hiç olmamış gibi yok olup gidecek zavallılarsınız.

Türklük cephesinde en ateşli silinme çabası gösterilen şahsiyet Atatürk’tür.Ancak o abide bir şahsiyet olduğu için yıkılmayacaktır.Yıkılmayacağını bilen düşman belki umuduyla saldırmaktadır.

Ancak onların gücü günden güne zayıflamakta umutları tükenmektedir.Asırlardır yediği tokatlara bir yenisi daha eklenecek korkusuyla yaşamaya devam etmektedirler.

Bugün Mustafa Kemal’in askerleri daha çoktur.Ve saldırışlara güzel bir cevap vereceğinden de şüphe olunmasın!.

Bir ağabeyimden öğrendiğim cümle ile yazıyı sonlandırıyorum…

Unutmayın!
Savaşı Mustafa Kemal kazanacak…

 

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.