Mutasarrıf Hüsnü Bey

Mutasarrıf Hüsnü Bey

Mutasarrıf Hüsnü Bey, daha sonraları Hüsniyadis olarak bilinen zat Yunan işgali sırasında ülkesine ve Manisalılara ihanet etmiş bir şahsiyettir.

30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanmış, 17 Kasım 1918’de Hürriyet ve İtilaf Fırkası kurulmuştur.

Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Hanedanı’nın yenik düşmesiyle Talat Paşa hükümeti düştü.  4 Mart 1919’da sadrazam Tevfik Paşa görevinden ayrılınca yerine, Mondros Mütarekesinden sonra kurulan Hürriyet ve İtilaf Fırkası geldi. İş başına gelen hükümet savaşın kaybedilmesiyle, düşmanlarımıza ne kadar boyun eğer isek o kadar zarara uğramayacağımızı düşünüyordu. Böyle bir düşüncenin ve Türk kanını taşımamasıyla Rıza Tevfik Sevr Anlaşmasını imzaladı. Artık her şey İtilaf Devletlerinin istediğine göre olacaktı.

Mondros Mütarekesinin 7. Ve 24. Maddesi apaçık işgal için hazırlanmıştı.

Hürriyet Ve İtilaf fırkası da Milli Mücadele yancısı veyahut kendi emirini dinlemeyen tüm görevlileri görevinden uzaklaştırarak kademelere kendi adamlarını yerleştirdi. Düşmanlar, düşmanlığını yapmakla gecikmedi. 15 Mayıs 1919’da Yunanların İzmir’e girmesiyle işgal fiili olarak başladı.

Bu olay dâhilinde İzmir’e İzzet Bey, Manisa’ya da Giritli Hüsnü Bey tayin edildi. Hüsnü Bey 25 Mart 1919 günü Manisa’ya gelerek göreve başladı. İlk gün şehrin ileri gelenlerini ile buluşarak onla tanıştı. Herkese “efendimiz” diye hitap etmesi yadırganmış ve onu dinleyenlerde pek itimat edilir bir kişi olmadığı izlenimini uyandırmıştır.

Manisa da yerli Rum ve Ermenilerin işgalden sonraki hallerini gören Manisalılar bir şeyler yapmak istiyor ancak her türlü hareket ve girişimleri Mutasarrıf Hüsnü Bey tarafından engelleniyordu.

İzmir’de mücadele imkânı kalmadığını görenler Manisa ve çevresinde Yunan kuvvetlerine karşı koymak ve durdurmak için çabalamanın gerektiğini düşünüyorlardı. Milis bir teşkilat kurmaya çalışan Vasfi Bey ve arkadaşlarının yaptıklarını öğrenen Hüsnü Bey, Vasfi Bey’i Manisa’dan uzaklaşmasını aksi halde İngilizlerin tutuklayacağını Manisa’dan gitmez ise kendisinin tutuklayacağını söylemişti.

 

Manisa askeri depolarında çok sayıda cephane, tüfek ve çeşitli silahlar vardı. Bunları kullanacak milis bir teşkilatın kurulması ve bu teşkilatı idare edecek bir kumandan lazımdı. Halktan bulunan bazı yedek subaylar bu işe ön ayak olmaya çalışmışlardır. Ancak hala kendileri menfaatine çalıştıkları Mutasarrıf Hüsnü Bey’e danışmaktan da bir sakınca görmediler. Mutasarrıf Hüsnü Bey’e milis teşkilat ve silah konusunda danışan heyet, Mutasarrıf Hüsnü Bey’den Manisa işgal sahasına dâhil değildir, ortada fol yok yumurta yok cevabını aldı.

Bu kadar emin konuştuğunu gören heyet, bu teminatı nereden aldığını sordu. Bunun üzerine Mutasarrıf Hüsnü Bey Efesos Metropoliti Yuvakim efendiden öğrendiğini söyledi.

Orada bulunan heyetten sabrı taşmış biri ise de

-“Demek ki Hüsnü Bey siz emirleri ve bilgileri bağlı olduğunuz Hükümetten değil, Metropolit Yuvakim Efendi’den alıyorsunuz” dedi. [1]

Hüsnü Bey’in her fırsatta Yunan lehine çalışması, karar vermesi de Yunan hayranlığından başka bir şey değildir.

Teşkilatlanma çabalarının arttığı bir durumda endişelenen Mutasarrıf Hüsnü Bey, silah depolarının kontrolünü Rum ve Ermeni kuvvetleri oluşturarak onlara teslim etti.

Hüsnü Bey sık sık Hükümet Konağına şehrin ileri gelenlerini davet ederek onlarla istişarede bulunurdu. Kendi haberi olmadan bir hadise çıkmasını istemiyordu. Ancak bu istişare toplantılarında sürekli kendisi konuşur kimseye söz söyletmezdi.

İzmir’in işgalinden sonra tedirgin olan Manisa Halkı çareyi başka yerlere gitmekte buluyordu. Bunu kontrol altında tutmak isteyen Hüsnü Bey 20 Mayıs tarihinde bir bildiri yayınlayarak buna gerek olmadığını, memlekette bunu gerektirecek bir durum olmadığını ve sessizliğin devam etmesini söyledi.

İttihatçıların mevcut olaylardaki rolü kullanılarak Manisa da ve diğer milli direniş düşünen tüm şehirlerde bunun bir macera olduğunu, ittihatçıların ülkeyi mahvettiğini artık böyle şeyler yapmamak gerektiğini söyleyerek oradaki halkı uyuşturuyordu.

Manisa’nın da savunulmadan teslim edileceğini anlayan mücadele yanlısı kişiler ikişer üçer şehirden ayrıldılar.

Venizelos 20 Mayıs’ta İşgal Kuvvetlerine Aydın, Manisa ve Ayvalığın işgalinin gerekli olduğu emrini gönderdi. 26 Mayıs günü işgal kuvvetlerinin başında Albay Çakalos Manisa’ya sahte bir fatih edasıyla giriş yaptı. Yerli Rum ve Ermeniler, Yunan Birliklerini yunan bayrakları ve zito! (yaşa!)sloganlarıyla karşıladılar.

26 Mayıs 1919 günü ile 8 Eylül 1922 tarihleri arasında 3 yıl boyunca her türlü ihaneti gösteren Mutasarrıf Hüsnü Bey, daha sonraları Hüsniyadis lakabını alarak Yunanistan’a kaçmıştır.

 

Şehit Fehmi Kubilay’ın canice başını kesen Derviş Mehmet, Hüsnüyadis’in kuzenidir. Derviş Mehmet’in de öz be öz torunu da Bülent Arınç’tır.

 

İhanetin ve hainliğin kol gezdiği bu topraklarda soy şuurunun ve ırkın önemi her zaman öne çıkmıştır. Her zaman ihanet Türk kanlı olmayanlar tarafından gelmiş, Türkler için zararlı olan durumları onlar Türk olmadığı için zararlı kabul etmemiş ve elinden geldiğince bu zarar ve ihanete yardımda bulunmuşlardır.

 

Bu ihanet ve hainlikleri tek tek gün yüzüne çıkarmak, anlatmak ve yazmak gelecek nesillerin şuur meselesi açısından fevkalade önemlidir. İhanet ve hainlik kimler tarafından nasıl yapıldığı bilinirse ancak öyle önlem alınır. Bu soysuzların torunlarının hala bu ülkede olduklarını, birkaç yıl önce devletin en üst görevlerinde bulunduklarını Türk Milleti’ne arz ederim.

-Türkmen

[1] Nusret Köklü İşgalden Kurtuluşa Manisa

 

 

 

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

Latest posts by İbrahim ÇAPAR (see all)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.