Atsız

Milli Mukaddesat ve Türkiye

Mukaddesat,kutsal sayılan inanç ve davranışlar bütününü temsil eden bir kelimedir.Milli Mukaddesat ise de başındaki Milli sözcüğü ile o millete ait kutsal inanç ve davranışları temsil eden bir kelime grubudur.

En eski topluluklardan biri olan Türk Milletinin de elbette ki Milli Değerleri yani Milli Mukaddesatı vardır.

Türk Milletine düşman olan kişiler Türk Milletini ortadan kaldırmak için Milli Mukaddesata dil uzatırlar.Kendilerini bunlara dil uzatırken el verirler.

Türk Milletini yok etmenin yolu, onun Milli Mukaddesatına yahut diline saldırmaktan geçer.

Türk Milletine karşı kuyruk acısı olan ve onu yok etmeye çalışan kişiler bazen bunu hiç çekinmeden yapar hatta kuduz köpekler gibi davrandıkları da olur.

Türklüğe düşmanlığı bilinen ve alenen mukaddesatımıza saldıran kişilere asla merhamet gösterilmemelidir.İyi sanatçı,iyi şiir,iyi yazar gibi ithamlarla onların hainliği yumuşak gösterilmemelidir.Bunun gibi gafletler milli varlığımıza dinamit döşeyip patlatmak gibidir.

Hayat elbetteki ciddi bir müessesedir. Bizim sert tutumlarımız garip gelse de bu gevşek çağda bir zarurettir.Türklük aleyhine söz söylemiş veya milli mukaddesatımıza saldırmış kişinin niyeti gizli veya açık bellidir.Onun içindir ki Türklük ve Milli mukaddesat aleyhindeki sözler dikkatle incelenmelidir.

Bunlar her zaman karşıt şekilde olmaz.O büyük gazinin heybetinin arkasına saklanan solaklar da Atatürk öyleymiş diye bu ahlaksızlıkları yayma ve meşru gösterme peşindedirler.

Milli mukaddesat düşmanlarının kum gibi kaynadığı çağda,Milli Mukaddesatı sahiplenmeyi görev edinmiş kişiler ciddi ve dikkatli davranmak zorundadır.

Bir diğer mesele;

Türkçülüğün de içinde çalışmış mukaddesatı sayılacak kişi veya kişiler elbette ki vardır.Milli Mukaddesata saldırmak Türklük düşmanlığından ileri geldiği gibi Türkçülüğün değerlerine saldırmakta Türkçülük düşmanlığından ileri gelmektedir.

Bu konularda değişmeyen taktiklerle hep saldırılar oluşmuştur.Türkçülük için çalışmış kişileri;Örneğin Ziya Gökalp’i soy, Nihal Atsız’ı din açısından çeşitli saldırlar meydana gelmiş ve gelmektedir.

Bunların cevabını Türkçüler usanmadan vermiş,Türkçülükten bir şey koparabileceğini sanan kuduz köpeklerin ise hevesleri kursaklarında kalmıştır.

Bu kuduz köpekler bir kısa cevap da benden alacaklar.

Mevlit, 1409 yılında Süleyman Çelebinin (Yavuz Sultan Selim’in Divan İmamı) tarafından yazılan menkıbedir. Peygamberin doğum tarihi ay ve gün olarak bilinmediğinden yılı da tartışmalı olduğundan Süleyman Çelebi kesin olarak bilinen ölüm tarihinden yararlanarak Mevlit menkıbesini onunla ilişkilendirmiştir.

Peygamberin vefatı 632 yılı rebiülevvel ayı 12. günüdür.Yani Miladi takvim ile 1 aralıktır.
Biz mevlit kandilini hangi gün kutladık ?
Cevap:30 Kasımı 1 Aralığa bağlayan gece.

Mevlit Menkıbesi tarihsel gerçeklik olarak Süleyman Çelebi tarafından yazıldığı hakikattir. Doğum tarihi bilinmediğinden Süleyman Çelebi bu menkıbeyi bilinen tarih ile yani ölüm tarihi ile ilişkilendirmesine de bizim kutladığımız gün cevap olacaktır.Yani peygamberin doğduğu günü öldüğü gün kutluyoruz.Kandil olayı da Kuran’da ve peygamber zamanında olmadığı için bid’attır. İyi veya kötü bid’at diye bir ayrım yoktur. Bid’at, bid’attır.

Sadece Türkiye de bulunan Müslümanların kutladığı bu gün elbetteki bid’atta olsa iyi bir şeydir ve saldırı kabul etmez bir kutsal değer olarak nitelendirilmiştir.

Atsız Milli Mukkaddesat Düşmanları adlı yazısında “Süleyman Çelebi’nin Türk gönüllerini asırlardan beri vecde getiren Mevlîd’i ve daha nice şeyler bizim milli mukaddesatımızdır” diyor.

Vecde gelmek : bir şey karşısında sonsuz bir coşku duyumsamak, kendinden geçecek denli coşmak, coşup kendini yitirmek, esrimek demektir.

İslam dininde olmadığı halde uzun yıllar bu alışkanlığı İslam diye benimsenen bu alışkanlığa görüldüğü üzere Atsız saldırmıyor,aksine mukeddasatımızdır diyor!

Atsız itham ettikleri gibi düşünceye sahip olsa (ben ağzıma o ithamları almıyorum) bunun yanlışlığından,din de de olmadığında ve saçmalık olduğundan bahseder buna pek tabii saldırabilirdi.Ancak o mukaddesatımız olduğunu söyleyip sahiplenmiştir.

Atsız’ın zihin ve düşünce yapısı böyle düşüncelerle aptalların dahi anlayacağı şekilde açık ve nettir.

Sözün kısası bir kişi hakkında yanlış itham, onu tanımayan ve okumayan beyinsiz takımlarından çıkar. Atsız’ı eleştirmeden önce okumak gerekir.Sadece Atsız da değil. Kim eleştirilecekse,eleştirilmeden önce okunur.Zira  eleştirilecek yönü nereden tespit olunacak ?

5 gün sonra özlemle anacağımız Yolbaşçının düşmanları,taraftarları arttıkça azalmaktadır, çünkü cevap verenler artmıştır.Bu sevindirici bir haberdir.

Biz ömrüne yeni başlamış sayılan Türkçüler olarak, bu saldırılara son nefese kadar cevap verecek, son nefese kadar milli mukaddesatı koruyacak, son nefese kadar Türklük için çalışmış herkesi anacağız.

Tanrı Türkü ve Türk Yurtlarını Korusun!

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.