Kentler-Ve-Dokular

KENTLER VE DOKULAR

Biz Türkçüler yazılarımızda genelde tarihimizin şanlı sayfalarından bahseder kıvanç duyarız.Bu durum son derece doğal,şaşılmayacak bir hakkımızdır.Hatırlarsanız geçen hafta Plevne hakkında yazmış olduğum bir yazıyla sizlere merhaba demiştim.Bu sefer tarih üzerine değil daha başka bir konu üzerine yazayım dedim.Bu demek olmuyor ki tarih hakkında yazılar gelmeyecek! Aksine haftaya paylaşacağım yazı yeni bir yazı dizisinin ilk adımı olacak,bu durum benim için de çok heyecan verici.

Sevgili okurlarım,keyifli okumalar diliyorum…

********************************************************************

Şehirlerin gelişmesi,yeşil alanın fazla olması,altyapının sağlam olması yani yağmur yağdığında
taşmaların yaşanmaması,sosyal donatıların kenti çevrelemesi,nefes alacak alanların olması,otopark
sıkıntısı yaşanmaması…
Bunlar hep yaşadığımız kentte olmasını istediğimiz şeyler,ve bunun için 4 senede bir mahalli idareler
seçimine gidiyoruz.
Türkiye de belediyelerde tıpkı genel seçimlerde olduğu gibi iktidar partisinin ciddi bir hakimiyeti söz konusu.
Dünyanın başkenti diyebileceğimiz,gezegenimizin en kalabalık nüfusa sahip kentlerinden olan İstanbul ,cumhuriyetimizin
temellerini attığımız ve biricik başkentimiz olan Ankara dahil birçok büyük şehir(Bursa,Kayseri,Antalya) AK Parti
belediyeciliğini görüyor.

***
Türkiye’de belediyecilik denildiğinde akla gelen kaldırım parkelerini değiştirmek,reklam panolarını etrafa donatmaktır.
Parti farketmeksizin çoğu belediyelerde bu anlayış söz konusudur.
”Kentler,belediyelerin vitrinidir.”
Şayet bir belediye kendi için değil,kenti için çalışırsa gerçek anlamda bir belediyecilik örneği gösterebilir.
20.yüzyılla birlikte başlayan dev şehirleşme dalgaları,bitmek bilmeyen göçler,dev sanayi bacalarının etrafı
kuşatması artık alışageldiğimiz hadiseler arasında.Bunlar çağın gerektirdiği diyebiliriz,ki öyledir de.
21. yüz yıl bize kentleş,sanayi kur,tüket diyor,kısacası sistem bunu emrediyor.Bu bir döngü,ardı arkası kesilmeyen bir
döngü.
Peki ya bunlar olurken tarihi eserlerimiz ?

İşte yazının başlığı olan ”dokular” burada gerçek manada önem taşıyor.
Bir kentin kültürel dokusu,tarihi yapıları korunmaya muhtaç durumda kaldıysa vay bizim halimize.
Ama durum tahmin edilende vahimdir,ne yazık ki.
Tarihi eserlerin arkasından yükselen beton yığınları,tüm estetik zevkimizi yerle yeksan ediyor.
Mimar Sinan’ın Atik Valide Külliyesinin başına gelenler malum…
Büyük kentlerde felaket daha da artıyor,sevilen tarihçimiz İlber Ortaylı bu durumu her defasında gerek konuşmalarında,
gerek eserlerinde bu durumdan şikayet edip,yetkili makamların derhal el atmasını söylüyor,ama dinleyen kim ?

Yaşadığımız kentte çöp ve lağım kokması nasıl kentte yaşayan herkesi rahatsız ederse,araç sürücüleri için
otopark sıkıntısı yaşandığında tüm sürücüler durumdan şikayetçi olursa,gençler sosyal alanların yetersizliğinden
veryansın ediyorsa bu bir kent için sorun oluyor da ”tarihi eserlerin bakımsızlıktan ölmesi” sorun olmuyor mu ?

Onun için kentlerimizi sahip çıkıp kollamayalız,bizde memleket sevici çok ciddi bir kitle vardır.
İnsanların vatanlarını doğal olarak çok severler,bunu eleştirmemiz doğru olmaz.
Bu kitle benim kentim şöyle güzel,şurası şurdan daha iyi der her fırsatta fakat bunu diyenlerin içlerinde
ciddi manada o dedikleri yerleri gezmeyen insanlarda vardır.
İşte bu kültürel bir kayıptır.
Bir turist geldiğinde (turist denildiğini de aklınız hemen yabancılara gitmesin,yerli turistte olabilir)
kentini tanıtmayan,şehrinin dokusundan uzakta kalan insanlar bizim için çok ciddi birer utançtır.
Hepimiz yedisinden yetmişine birer kültür elçisi olmalıyız.
Zaten birer kültür elçisi,modern seyyah olduğumuz takdirde hem kentimizin sorunlarını daha iyi gözlemleyeceğiz,ve
yaşadığımız kenti daha da sevip içselleştireceğizdir.

İşte o zaman Türk Milli Kültürü gün yüzüne çıkıp,bir sonraki kuşağa aktarabilip,modern seyyah olabiliriz.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle hoşça kalın…
18.06.2016

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.