türkçülük

Irkçılık-Turancılık Davası Gerçekleri

Irkçılık-Turancılık davası 1944 yılında görülmeye başlamış, aslında başlangıçta bir hakaret davasıdır. 3 Mayıs Nümayişi sonrası bu dava Irkçılık-Turancılık davasına genişletilerek yeni bir boyut kazandırılmıştır.

Bu dava ile ilgili önümüzdeki günlerde ya da geçmiş yazılarımızda birçok şey bulabilirsiniz. Ben bugün başka bir yönden davanın asıl gerçeğine değineceğim.

 

1-) Devrin Milli Eğitim Bakan’ı Hasan Ali Yücel, sonradan açılan Kenan Öner – Hasan Ali Yücel davasının ilk kısmını kaybetmiş, yaptığı komünist himayeciliği tescil edilmiştir. Sonradan eski bakan olduğu için yüce divanda yargılanması vs. gerektiğinden davalar bozulmuşsa da iş Kenan Öner’in vefatıyla kapanmıştır. Ancak tarih gerçeği yazmıştır. Mahkemeyi kaybedip salondan ancak yanındakilere tutunarak çıkabilen Hasan Ali Yücel komünist himayeciliği sonraki yıllarda da mecliste gündem olmuştur. Komünist Ajanlığı yapan Dr. Şefik Hüsnü’ye yönelik aramalarda Sabahattin Ali’nin de gizli komünist teşkilatıyla  bağlantısı ortaya çıkmış oldu! Ayrıca Hasan Ali’nin Köy Enstitüleri’nde ne haltlar karıştığı tek tek ortaya dökülmüştür.

Meclisteki tartışmalarda da Fevzi Çakmak komünizm üzerine şöyle diyordu:

“Ben daha işin başındayken eski bir Milli Eğitim Bakanı’nın bu faaliyeti destekleyen hareketinden dolayı hükümeti resmen ikaz ettim.”

O maarif vekil Hasan Ali Yücel’in bizzat kendisiydi!

 

2-) Milliyetçilere ‘şuursuz ve vicdansız fesatçılar’ tabirini kullanan İsmet İnönü 1946 yılında hileyle seçilebilmiş, 1950 yılında da tamamen partisi iktidardan silinmiştir. Sonra kendi eliyle yetiştirdiği biri tarafından partiden uzaklaştırılmış ve yenik bir vaziyette ölmüştür!

 

3-) 3 Mayıs Nümayişini Darbe-i Hükümet şekline sokan Nevzat Tandoğan intihar etmiştir. Sonradan çıkan gerçeklerle görülmüştür ki bir casusluk davası üzerinde öldürülmüştür!

4-) Türkçülere gardistler, troçkistler diyen her devrin adamı yalaka Falih Rıfkı, Ulus başyazarlığını ve vekilliğini kaybetmiş, geri kalan ömrü satılmayan ve okunmayan Dünya gazetesi sütunlarına kısılmıştır.

5-) Milliyetçilere işkence yapanların ekip başı olan Kazım Alöç, İstanbul’dan Erzurum’a tayin edilmiş ve görevine gitmeyip istifa etmiştir. Sonra hastalanıp böbreği alınmış ve böylece ölmüştür!

6-) Resmi Tebliğ yayınlayarak Milliyetçilere ‘Millete ve vatana karşı ihanet hareketine teşebbüs ettiklerini’ söyleyen Sıkı Yönetim Komutanı Sabit Noyan, korkunç bir felç geçirmiştir. Vücudu külçe halinde iken de dili tutulmuş öylece ölmüştür!

7-) Sıkı Yönetim Mahkemesi Duruşma hâkimi Albay Cevdet Erkut hayatının son yıllarında ma’kad kanseri olmuş ve hayatın garip cilvesi olarak derdine çareyi Irkçılık-Turancılıkta yargıladığı Dr. Hasan Ferit’ten ummuştur.

8 -)  İşkenceleri idare eden ve fiili olarak başında bulunan Ahmet Demir, 1950 af ile işkence yargılamasından kurtuldu. Sonra Demokrat Parti zamanında idare meclisi azalığı yaptı. Ancak adı çeşitli suiistimallere karışarak, günlük gazete sütunlarında rezaletleri ortaya dökülmüş ve böylece silinip gitmiştir.

Türkçüler belirli bir süre bu davayı unutmadıkları gerçek, ancak en büyük adalet sahibi olan Tarih, hükmünü vermiş ve gerçek böylece yazılmıştır.

Ayrıca tarih bir kere daha tekrar etti.

Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur!

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.