Dizi Zihniyeti

Dizi Zihniyeti ve İzleyici Kitlesi

Bugün nadir olarak kısa vadede dizi izlemem üzerine birkaç çıkarım yapma fırsatı elde ettim. Televizyon kanallarında oynayan diziler önemli bir yer teşkil ediyor. Çünkü televizyon yavaş yavaş popülerliğini kaybetmeye başlasa da karşısında upuzun vakitler harcanıyor. Burada izlenenler, verilen mesajlar halkın zihninde etkiye sebep oluyor. Diziler, haberler toplumun büyük bir çoğunluğunun direkt olarak etkileşimde olduğu şeyler. Haberler kısmını bir kenara bırakarak diziler üzerinden devam edelim.

Televizyonu ne zaman açarsanız açın mutlaka herhangi bir kanalda herhangi bir dizi görürsünüz. Dizilerin sürekli tekrar edilmesi, birçok dizinin olması gibi etkenler televizyonda sürekli dizilerle karşılaşmanın nedenidir.

Bir diziyi izlememizde ki ilk neden merak güdüsüdür. Bir dizinin tanıtım izletisini görürsünüz ve filmde neler olacağını merak eder diziyi izlemek için sabırsızlanırsınız. Ya da kanalları dolaşırken bir diziyi ortasında görürsünüz o an ilginizi çeken bir sahne gelir dizide neler olup bittiğini öğrenmek için merak eder izlersiniz. Merak duygusu saf ve herkes de olan bir güdüdür.

İkinci neden zaman geçirecek aktivite arayışıdır. Bir insan yorulduğunda dinlenmek ister. Dinlenirken de bir şeyler izlemek gerçekten de güzel bir aktivitedir. Yorgun olan bir kişi için koltukta yatıp dizi izlemek vazgeçilmez ve lüks bir aktivitedir. Aslında burada iş yorgunluk filan değildir. Burada iş zaman geçirecek aktivitedir. Yararlı bir şey yapmak için bir şeyler aramak içgüdüsel olarak zor gelir. Sizde zamanınızı sizi yormadan dinlendirebilen eh az da ilginizi çeken görselleri izleyerek geçiriyorsunuz. Yorgunluğunuza yenilmeyin! Şuan ülkede düzeltilmesi gereken birçok şey varken yorulmak, mücadele etmemek sorunun uzamasına neden olacaktır.

Yüreğinizi, karakterinizi boş vakit geçirmekten eğlenir hale getirmeyiniz! Bilinçli Türk gençliği bu denli büyük bir hataya düşmemelidir. Çeşitli nedenler ile düştü ise de hızla bu hatadan kurtulması şarttır. Bilinçli Türk gençleri itfaiye eri gibi memleketin yanan yerlerine su taşımalıdır.

Bu iki etkeni yeterince açıkladığımı düşünüyorum. Dizilere bağımlılık ya da dizi izleme gereksinimi başka etkenlere de bağlanabilir. Bunlardan hatırı sayılır bir etken de çevrenin o diziyi izlemesi ve senin o dizi hakkında bilgin olmamasıdır. Bu sebep ile birçok kişi sıfırdan başlayıp dizi serisi bitirmişti. Hatta sadece dizi ile de bağdaştırmak doğru olmaz film için de aynı şey söz konusudur. İki kişi bir dizi ya da film hakkında konuşur eğer senin haberin yoksa muhakkak o dizi serisini izler o filmi ezberlersin.

İyice incelendiğinde daha küçük ya da büyük etkenler saptayabiliriz. Ama bu konuda öneme sahip etkenleri ele aldık.

Şimdi birde başka konuya değinelim.

Bu konu dizilerde oynatılanlar ve anlatılanlardır.

Bir Türk genci umutsuzsa umut dolu bir diziyi nefessiz ve aralıksız izler.

Bir Türk genci aşk konusunda şansı yaver gitmediyse aşk dolu bir diziyi nefessiz ve aralıksız izler.

Bir Türk genci kavga dövüşten çok hoşlanıyorsa kavga dolu bir diziyi nefessiz ve aralıksız izler.

Bir Türk genci sözünün geçmesini isteyen hayaller kuruyorsa mafya dolu bir diziyi nefessiz ve aralıksız izler.

Bir Türk genci iyi bir eğitimle ilgili hayaller kuruyorsa zenginlerin parayla aldıkları eğitim dolu diziyi nefessiz ve aralıksız izler.

Bir Türk genci bilinçaltına yerleştiren şiddet olayları yüzünden ölüm dolu diziyi nefessiz ve aralıksız izler.

Bu örnekler çoğaltılabilir. Bir Türk genci ne yönden eksikse, dizilerde bunun uç noktaları verilir ve böylece Türk genci o diziyi görürse ya da haberi olursa bitesiye kadar izler.

Mesela cinselliğin her yerde dolup taştığı bir toplumda bu durum giysilere davranışlara ve ahlaka yansır. Bu toplumda yaşayan Türk genci hayatı cinsel hazdan ibaret sanabilir.

Yukarıda Türk genci kendinde ne eksik var ise ya da hayalinde ne var ise dizide onu görürse kesintisiz izler diye bir anlatım yaptık. Şimdi bunu azıcık açalım.

Kavgayı iyi bir şey sanan genç mafya olmak için hayaller kurar ağır abi şeklinde takılmak hoşuna gider. Tabi bunun aklına sokan diziyi nefessiz izler. Ama izlediği dizide tek bu yoktur. Yalancılık, dolandırıcılık, ahlaksızlık, öldürme derecesine varan şiddetli davranışlar vardır. Kişi bir konun eksikliğinden ya da hayalinden bir diziyi izlerken birçok soysuzluk ya da yanlış davranış kazanabilir.

Dizi ve film sektörünün olması gerektiği kısmı tarif etmeden konuyu şöyle bir özetleyelim ki sadece burayı okuyan kişi bile sorgular ve doğruyu görür hale gelsin.

Dizi ve filmler, şiddetli olayları(adam yaralama, adam bıçaklama), dolandırıcılığı, yalancılığı vesaire gibi karakter ve ahlak açısından davranışları normal gibi göstermeye çalışır. Siz de kendinizi etkilenmekten alamazsınız.

Zararınız hem yararlı işler yapabileceğiniz zaman çöpe gider ve bununla birlikte yanlış davranışlara özenirsiniz…

Bu işe kopma konusunda yardımcı olacak iki, üç söz de yazalım.

Kişi kendi hayalini, ya da eksik olduğu yönü bilirse bu eksikliği ve hayali gerçekleştirmeye yönelik çalışsın, dizi izleyerek tatmin olmaya değil. Ahlaksızlığın özenilecek bir yanı yoktur.

Çok eşlilik soy kavramını ortadan kaldıran şuan batıda yaygın olan rezalet bir şeydir. Soy bilinci yaşayan gençler dikkat edin!

Mafya olmak iyi bir şey değildir. Unutmayın mafyalar büyük işler döndüren kişilerin piyonudur. Mafyaya uyuşturucu dağıttırırlar, haraç kestirirler, adam öldürür ve yaralatırlar. Bu işten menfaat sağlayan kişi piyonlarına teşekkür olarak para verirler. Birisi bu işi yaparken ölse menfaat sağlayan adamın umurunda olmaz. İşe yaramayan birçok kişi var ki parasıyla yenisi bulur. El ayak öpersiniz birilerinin köpeği olursunuz. Şerefli adam bu davranışlara katlanamaz zaten.

Bir Türkün görevi bu tür yanlış davranışları içeren tüm dizileri ve filmleri kesinlikle izlememesidir. Hatta çevrenizdekileri sorgulayın neden izliyorsun diye. Mutlaka aşkı güzel anlatıyor ya da işte mafyalar böyle hoşuma gidiyor ya da cinselliği hoş gösteriyor gibi cevaplar verir. Bu cevabın içindeki yanlışları onlara açıkça gösterin.

 

Sorunları nedenleri nasıl olduğunu dilimiz döndüğünce açıkladık. Şimdi kısaca bu sektörün nasıl olması gerektiğini değerlendirip yazımızı bitirelim.

Dizi ve film sektörü ahlaksızlığı ve yanlış davranışları allayarak boyayarak bize satıyorsa aynı şekilde tarih bilincini de aynı şekilde yapmalıdır. Yalnız şu farkla ki bizim tarih bilincimizde yanlış bilgiye ihtiyaç yoktur. Tarihi olayların kurgu ile birleştiği nokta da dizi ve filmler çekilmeye başlanırsa millet o konudan da kalkınır. Tarih bilinci çok önemlidir. Hiç bir şey bilmeyen bir kişi sadece televizyon izlese bile bazı şeyleri merak ederek araştırabilir hatta kitap bile okuyabilir. Niye zararlı şeyler içeren sektör olsun ki adam olsun böyle yararlı işler yapsın yeter.

Kürşad’ın ihtilalini, Timur-Bayezid anlaşmazlıklarını, Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim arasında geçen olayları insanlara Şah da bizim Yavuz Sultan’da, Timur’da bizim Yıldırım Bayezid’de dedirterek sevdirecek şekilde olmalıdır.

İnsanlara bunların bilincini aşılamak varken niye yanlış davranış ve soysuzluklar aşılanır?

Yazımızı bitirirken yukarıda ki sorunun cevabını verip bitirelim. Yabancı devletler Türk’ün kalkınması istemez de o yüzden. Boş işlerle uğraşsın, yararı olmayan şeyleri takip etsin, zamanını çöp etsin yeni şeyler bulamasın, hatta mafyacılığa özendirerek mafyada kişinin ölmesi bizim iyiliğimizi istemeyenler için(ki isteyen Türk harici ırk yoktur) velinimettir.

O yüzden boş işlerle eksilmeyelim!

Boş şeylere vakit kaybetmeyelim!

Beynimizi ve bilincimizi sağlam, sağlıklı ve ahlaklı tutalım!

Yeni şeyler araştırarak ırkımıza katkıda bulunalım!

Benim amacım okuyacak kişileri yazımda bilinçlendirmek ve çevremdekileri uyarmak. Okuyucunun da görevi doğru bilinci kazanarak çevresindekileri bunun ışığında uyarmak!

  1. Karakeçili

    Varol Kanım. Bu arada değinmek isterim ki , bu diziler dinimize olduğu kadar , örf ,adet ve töremize de uygun değildir.
    “Kaçamak masum aşk(!)” adı altında bizi milli geleneklerimizden uzaklaştırmanın mantıklı bir açıklaması olamaz. Aklı başında biri zaten bunu onaylamaz.
    Bizler Türk halkı olarak batı özentisi değil batının iyi yönlerini bünyemizde barındıran bir ırk olmalıyız. Medeni(!) olmak için gavatlığa özenmek ile Müslüman olmak için araplığa özenmek arasında bir fark yoktur.
    Sözlerimi bitirirken son Başbuğ Mustafa Kemal’den bir alıntı paylaşmak istiyorum.

    “”Biz Batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz.”

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.