Cumhuriyet ve Demokrasi Rejimlerinin İstismarı

Cumhuriyet: Ulusun egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığı ile kullandığı devlet şeklidir. Halkın hâkimiyeti doğduran doğruya veya seçtiği temsilciler aracılığıyla kullandığı devlet şeklidir. Kamunun ortak yararı ve yönetimi anlamına gelen, seçimli ve lâik bir yönetim biçimidir.

Demokrasi: Halk iktidarına dayanan hükümet şekli. Devlet iktidarını elinde bulunduranların, halkın çoğunluğunun iradesiyle seçildiği hükümet şeklidir.

Teoride ne kadar hoş ve nazik görünüyorlar değil mi?

Cumhuriyette egemenlik, millet ve halk olarak toplumun içinden çıkar. Bu durumda, Cumhuriyete geçiş; egemenliğin kullanım biçiminin el değiştirmesi anlamına geliyor. Cumhuriyette egemenliğin kullanımı halka, yani millete ait olduğu için, seçim ve temsil sistemi gündeme gelir. Bu durum, Cumhuriyetin zorunlu olarak demokrasiye yönelmesini getirir.

Cumhuriyet ve demokrasi birbirlerini önemli ölçüde tamamlayan unsurlardır. Bu yönetim şekli çoğunlukta olan vatandaş kesiminin ortak kararına dayanır. Ve bu hususta çok önemli bir etmen ortaya çıkar; Vatandaşın eğitim, kültür ve entellik seviyesi.

Vatandaş, daha doğrusu seçmen kitle iyi bir eğitime sahip olmadıkça, kendini kültürel ve entel alanda geliştirmedikçe vereceği kararların kolayca yönlendirilebileceği, manipüle edilebileceği açıktır.
Bu hususlar sağlanamadığı sürece bu sistem, uğruna şehitler verdiğimiz, gaziler verdiğimiz bu sistem bir siyasi istismar çöplüğünden daha anlamlı bir şey olamaz.

Eğitimsiz insanın, cahil insanın, bilgisi olmayan insanın fikri yoktur. Fikir üretemeyen, düşünme yetisinden mahrum kalan şahıslar kendilerini bir başkasının sözlerine, fikirlerine, vaatlerine, yalanlarına bağlamaktan geri duramaz.

Gün geçmiyor ki ülkemizde eğitim hakkında kötü haberler duymayalım…

Gün olur “Atatürk İlke ve İnkılapları” kalkar, gün olur dini kitaplarda Atatürk ismi geçmez, gün olur andımız kaldırılır, gün olur MEB bütçesinden para kesilir Diyanet’e verilir…

Halkın kutsallarına, isteklerine, korkularına dayalı olarak, çoğunluğun istismarını hedefleyen Demagoloji Politikası bu sisteme karşı kullanılacak en sivri hançerdir.

Bu irtica mahlukları keyiflerinden mi eğitim sektörüne dadanmaktadırlar? Tabii ki bundan keyif aldıklarından şüphe yok, fakat asıl amaç; onlarda bu sistemin halk, seçmen çoğunluğuna dayandığını biliyorlar. Ee iktidar mücadelesinde yalanlarının ve oyunlarının karşısında ki en büyük engelin bilinçli seçmen olduğunu da, bu seçmenin en temel direğinin eğitim oluğunu da biliyorlar. Eğitimin kontrolü sağlanıp, seçmen kitle elde tutulduğu, kendi istedikleri gibi vatandaş ürettikleri taktirde sinsi iktidarları meşrulaşıyor, daim oluyor. Cumhuriyet&Demokrasi üzerinden kirli oyunlarıyla kürsülerden hitap ediyorlar, verilen emekleri, canları hiçe sayarcasına…

Rejimin şuan ki durumunda saltanat rejiminden daha verimli olduğunu dahi zor iddia ederiz. Bu tehlikeli rejim güçler ayrılığının da çiğnenmesi ile iyice belirsiz, riskli bir hale geldi.

Siyasette muhabbet… Hepsi yalan, palavra…
Doğru sözü Kül Tegin kitabesinde ara.

Tanrı yardımcımız olsun…

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.