Ana Sayfa Genel Bir Yarıyılın Hesabı

Bir Yarıyılın Hesabı

Yazar: Timuçin Demir
0 Yorum 107 Görüntülenme

Zaman, geriye dönmeyen bir ok gibi işler. Geçirdiğiniz zaman, bir sonraki zaman diliminin geçmişi olacaktır. Anları yaşar ve diğerine geçerken, arkamızda geçmişi bırakırız. Geçmiş zaman her zaman için tecrübedir. Çünkü geçmiş hiç bir zaman değişmez. Onu değerlendirmek ve yorumlamaktan başka bize bir fayda vermezler. Yapılan hatalar eğer düzeltilmek isteniyorsa, geçmişte nasıl yapıldığına bakılarak düzeltilir. En değerli hazinemiz, sahip olduğumuz zamanımızdır. Dünyadaki bütün değerlerden de kıymetlidir zaman. İsraf etmeye, kontrolsüz kullanmaya kalkmak, kendimize vereceğimiz en büyük zararlardan biridir. En verimli geçen zaman, planlanan ve bu plana uyularak geçen zamandır. Sadece planlamak yetmez, zaman içerisinde yaptığınız planı da başarıyla uygulamak gerekir. Düşünceyle, gerçeği birleştirmek gerekir. Üstünkörü ya da varsayım dolu düşüncelerle oluşan plan, gerçeğe uymaz. Öyle planlar gerçeğin akışında bozulur.

Bir yarıyıl daha bitti. Önümüzde kocaman bir yarıyıl daha var. O da bittiğinde bu sene de bitmiş olacak. Zaman her zamanki gibi geriye dönmemek üzere akmaya devam edecek.

Şimdi sizlere geçtiğimiz yarıyıl ne yaptıklarımız ve gelecek yarıyıl yapacaklarımız hakkında bilgi vereceğim. Bu yarıyıl bizim açımızdan çok hareketsiz geçti. Bu planlamadığımız, rastgele karşımıza çıkan bir sonuç değildi. Çünkü bireysel hayat akışımızda kritik dönemler geçiriyorduk. Haliyle tüm enerjimiz ve mesaimiz başka alanlara kaydı. Yine de burayı ihmal etmeden az da olsa yeni yazılar yayınlamaya devam ettik. Biz tabii ki bu sürece öyle hesapsız, rastgele girmedik. Çünkü gelecek, gelmeden önce nasıl geleceğini size bildirir. Biz de onun için hiç yazı yayınlamamak yerine, az da olsa öz bir şekilde yazı yayınlamayı uygun gördük. Bir okuyucu için belki bu azlık yadırganabilir ve eleştirilebilir. Netice itibari ile bu bir keyfiyet değil zorunluluktu. Aynı şekilde bu platform dışındaki projelerimizde aynı durgunluk içerisindeydi. Bu durgunluktan içten içe rahatsız olmuyor değildik. Çünkü aktif işler yapmayı seviyoruz.

Geçmiş geride kaldı. Bu süreç iyisiyle ve kötüsüyle geçti. Artık önemli olan gelecekte ne olacağıdır. Öncelikle bu durgunluğa sebep olan süreci bitirmiş ve sonrasını garanti etmiş değiliz.

Ancak net olarak söyleyebilirim ki, bu durgunluk bu ayın bitimiyle birlikte geride kalacak. İlk olarak çok uzun zamandır düşündüğümüz bir yeniliği gerçekleştireceğiz.

Bu yenilik sitemizin görüntüsünün ve düzeninin değişmesidir. Yeni bir tasarım, yeni bir görüntü ile sitemizi yenileyeceğiz. Yazı Dizini, çok kullanışlı bir şekilde düzenlenecek. Sık Sorulan Sorular içerik olarak düzenlenerek, çok daha etkin hale getirilecek. Kategoriler, yazıların çoğalmasıyla işlevsiz kalmaya başlamıştı. Daha detaylı ve kullanışlı bir kategorilendirme yapacağız.

İnsanların günlük hayatta karşılaştığı uydurma bilgiler, olmayan gerçekliklere dair daha çok araştırma yaptığını düşünüyoruz. Biz ona iftira veya uydurma diyoruz. Gerçeklikle bağı olmayanlar, gerçeklikle bağı olan şeyleri çarpıtarak uydurma şeylerle üretmek, bunlar büyük sorun. Etrafta tonla yanlış bilgi mevcut.

İnsanlar kaynaklara bakmaya tenezzül etmiyor. Bir bilgiyi duyarken veya öğrenirken gerçek mi değil mi diye ciddiyetle düşünmüyor. Bu yüzden yanlış bilgiler çığ gibi büyüyor. Bu yanlışları çürütmeye, putları yıkmaya devam edeceğiz. Gerçeğin gün ışığı gibi parıldaması için çabalamaya devam edeceğiz.  Bu zaten sitemizin kuruluş misyonlarından biri ve en önemlisidir.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemde de belgeler ve gerçekler eşliğinde yanlış olanı doğru olandan ayırmaya devam edeceğiz.

Sitede bulunan içerik olan yazı sayısını daha da arttıracak ve bunun yelpazesini geniş tutacağız. Örnek içerik yazısı için;

Mehmet Emin Yurdakul’un Sultanahmet Miting Konuşması

Günümüzde büyük tehlike arz eden cemaatlere karşı da uyanık olmak gerekiyor. Bir tane cemaatin paralel devlet kurmak ve devletin kurumlarını işlevsiz hale getirme teşebbüsünü yaşadık. Diğerleri de parti yakınlığından ihale kovalıyor. Bir takım vatandaş anlıyor ancak, bir takım kişiler de hala cambaza bakıyor. Yine de tarikat ve cemaatlerin zararını kavrayamamış kişi sayısı da epey bir fazla. Bundan yola çıkarak merakı sonucu araştırma yapan kişiler de az değil. Önümüzdeki dönem de tarikat ve cemaatlerin yaptıklarını, zararlarını anlatan yazılar sitemizde yer almaya devam edecek. Amacımız bu yazıları, araştıranların mantığına, aklına sunarak, doğru yönlendirmeye çalışmak olacak.

Düşündüğümüz daha başka şeyler de var. Ancak kesinleşmeden anlatılması olmaz. Zaten az ve öz olarak, yeni dönemde işleyişin nasıl devam edeceğini aktardım.

Kitap okuma alışkanlığı olan, araştırmayı severek yapan, araştırma sonucunu yazı olarak topluma aktarmak isteyen yazar/yazar adayı arkadaşları aramızda görmek istemeye devam edeceğiz. Bu kadar yanlış bilgi, karanlıktan başka bir şey getirmez. Türk gencinin bu karanlığa sıkılan kurşun olmasını ümit etmemiz de en doğal hakkımız.

Hayat, zamanı o kadar savruk kullanabileceğimiz kadar uzun bir süreç değil. Ülkemizin şu an içinde bulunduğu durumu ve seviyesi ortada. Hukuktan ekonomiye, bilime, oradan sanata, eğitime her alanda bir çöküş içerisindeyiz. Her alanda yanlış üstüne yanlış yapılıyor. Unutulmamalı ki bunu düzeltebilecek olan tek unsur Türk gençliğidir. Hal böyle olunca gençlikten daha ciddi olmasını beklemek gerekir. İşini daha ciddiyetle yapan,  araştırmayı kendine görev edinmiş, yanlışla mücadeleyi de kendine sorumluluk edinmiş gençlerin olması gerekir.

Yoksa yanlışlar yok olmadıkça, nasıl düzelebilir? Hatalar düzeltilmedikçe, nasıl iyi bir sonuç bekleyebiliriz? Bu hataları kim düzeltecek? Hataları yapanlar mı? Yoksa o hatanın farkında olan veya olması gereken kişiler mi? Cevabı kendiniz verin.

Ülkeler seçimle, siyasetle, politikayla yönetilmez. Ülkenin kaderi de durumu da seçimle değişmez. Ülkenin seviyesi, içerisinde yaşadığı kişiler tarafından değişebilir.

Elinde kitap, beyninde aydınlık ve medeni fikirler olmayan topluluklar hiç bir ilerleme gösteremezler. İlerleme olması için bilgi ve bilgiden üretim yapmak şart iken, bu kavramlara saygı duymayanlar nasıl bir gelişme gösterebilir?

Bilgiye, bilgi kaynağına saygı duymalısınız. Kendinizi her türlü bilgiye aç hissetmelisiniz. Entelektüel olarak gelişmeyi önemli görmeli ve buna çaba harcamalısınız. Zamanınızı boş şeylere harcamak, ülkeniz ve kendiniz uğruna yapacağınız şeylerden daha mı tercih edilesidir?

Son ama acı bir sözle bu yazıyı bitiriyorum.

Şu an için mücadele etmeyen içinde bulunduğumuz durumu ‘kabullenmiş’ ve ‘onaylamış’ kişi demektir. Bu kişilerin içinde bulunduğumuz durumun en büyük sorumluları arasında pek bir fark yoktur. Sessizlik, mücadele etmemek kabullenmektir. Bilgisizlik, cehaleti meşrulaştırmaktır. Önemsememek, ciddiyetsizliği hâkim kılacaktır.

Kamuoyuna saygı ile arz olunur.

 

 

0 Yorum

Yorum Yap