üniversite

‘Bilim’ Yuvası Değil ‘Rezalet’ Yuvası

Başlığın sizde ne çağrıştırdığını kestiremiyorum. Ama ben bu yazıyı bir yerde görmüş, yazanı değil okuyucusu olmuş olsaydım bu yazının Bilim Yuvası denilen Üniversiteler hakkında olduğunu tahmin ederdim.

Turan Otağı platformu yeni dönem ile birlikte hız kesmeden yayın hayatına devam ediyor. Kalemlerimizi kaldığımız yerden ayağa kaldırdık nerde kötülük, cehalet, seviyesizlik,Türk düşmanlığı varsa karşısına dikildik dikilmeye devam edeceğiz.

Yazımıza devam edelim…

Üniversiteler memleketin geleceği olan gençlere son ciddi eğitimini vererek onları hizmet etmeye hazırlayan son kuruluştur. Gel gelelim ciddi kelimesi bizim üniversitelerimiz ile uzaktan ya da yakından alakası yoktur.

Bu ciddiyet hem eğitim-öğretim, hem ikili diyaloglar, hem kültür seviyesi, hem de benzer açılardan da ele alınır. Bu bağlamda dediğim gibi ciddiyet ile uzaktan yakından alakamız yoktur. Eğitimin başarı sayıldığı fakülteler de kötü sayıldığı meslek yüksek okullarında da durum aynıdır. Bilim yuvası dediğimiz kuruluşlarda bilim namına hiç bir şey olmadığına göre ülke niye kötü halde sorusu direkt olarak cevap buluyor.

İnsanların hayatında çok zaman bir üniversite hayaliyle karşılaştım. Çok çalışanından hiç çalışmayanına. Neden hayal kurduklarını kendileri de bilmeseler de bu açıktır. Bu üniversite hayali sebebleri aile baba baskısından kurtulmak, yeni ortam, argo tabiriyle kullandıkları “karı-kız ortamı” ve farklı şehrin büyüsüdür.

Üniversite bilim yapmak ya da yararlı bir şey yapmak için hayal kuran insan sayısı %0.00122 civarı filandır. Bu durum bizim içinde bulunduğumuz seviyeyi tamamen açıklar.

Üniversite içinde ilişkiler

Bireyler üniversitede egemen gruplarla dolaşmak isterler.Nedir bu egemen grup? Sayı fazlalığı olan anlaştığı kişilerdir. Peki bu egemen grup bireye ne kazandırır ?

1-Yüksek sesle gülme ayrıcalığı: Sayıca fazla grup ile hatta öyle çok da değil 2-3 kişi ile muhabbet ediyorsan başkalarının kafasını tırmalayan şekilde hönkürerek kahkaha atma hakkı verir.

2-Bank-sandalye önceliği: Sayıca siz fazlaysanız karşınızdakinin bir önemi yoktur. Tek başında bankta ve sandalyede oturan kişilere onların hakkı yokmuş gibi gelip etrafında oturarak o kişiye büyük rahatsızlıklar verebilirler. Böylece kısa bir süre sonra o tek oturan o egemen grup sayesinde rahatsız olup başka yere gitmek zorunda kalacaktır.

3-Havalı Görünme: Kalabalık ve fazlaysanız ya da yukarıda tanımını yaptığım gibi egemen bir grubunuz var ise her şeye burnunuzu sokabilir,söylenilen her lafı ezebilir, karşınızdakine hep laf sokabilirsiniz.

4-Konuşma Kültürsüzlüğü:Bu etrafı pek rahatsız etmeyip, kendi içindeki grupta yapılan bir yanlışlık olup ara ara çevredekilere de zarar vermektedir. Nedir bu? Havadan sudan konuşarak birbirine argo kullanma ve hakaret etme. Hatta yapılanları tam anlamıyla söylemek adına belirtmeliyim ki, kişiye nasılsın der gibi anasına küfür etmek. Bu küfürler egemen grupların içinde de rahatsızlık uyandırıp, çevredekileri de sinirlendirir .Hatta grubun içerisinden birisi “Bu kadar ana-bacı küfür etmeseniz,yakışmıyo” diye bir cümle kullanınca gelen cevap şu şekildedir “bizde ortam bu şekilde kardeeeş”.

5-Tanışma Samimiyetsizliği: Üniversitenin sosyallik getirdiğini bilen bireyler yeni egemen grup oluştururken samimiyetsizliğin dibine vurmaktadır.Bunda çevrede duyan insan rahatsızlık olmasa da, insanlık onurunu bilen bir kişi insanlık onuru adına rahatsızlık duyabilir. Üniversitenin getirdiği ortaklıklardan yola çıkarak egemen grup kurmaya çalışan bireyler birbirlerinin adını sormadan muhabbeti çok ilerletmektedir. Sonra ortaya çıkan görüntü ise şu dur: “Kanka senin ismin neydi yaa”. Bu az önce okuduğunuz cümle bana göre dünyanın en samimiyetsiz cümlesidir.

Esenlikler.

 

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.