bilimveturkculuk

Bilim ve Türkçülük

İnsanoğlunun, düşünce sürecinin ortaya koyduğu en yüksek değere sahip olan olgu, bilimdir. Türk Milleti’nin düşünce ve varoluş sürecinin ortaya koyduğu en yüksek değere sahip olgu da Türkçülük’dür.

Sadece bu yönlerle değil başka yönlerle de iki kavram, aslında ortak bir anlama gelmektedir.

Yöntem, izlenecek yol kavramını ifade eden bir kelimedir. Her dilde mutlaka izlenilecek yol kavramını ifade eden bir kelime bulursunuz. Türkçede de bir alanda izlenecek yol kavramını biz ‘yöntem’ kelimesiyle ifade ederiz.

Bilim ve Türkçülük olarak ifade ettiğimiz olgular, temelde nedir?

Bunun cevabı basit bir şekilde aynıdır: Yöntem! 

Bilim diye ifade ettiğimiz durum, insanın bilgi seviyesini arttırmak, doğayı anlamlandırmak veya bazı durumlardan bir sonuç çıkarılmasını sağlayan, bunun için kullanılan bir yöntemdir.

Bunu yapmak isteyen insan, ‘Bilim’ adı verdiğimiz kendine özgü kuralları ve sınırları olan yöntemi kullanır. Bilim çok geniş bir kavramdır ve altında çok fazlasıyla alt alan bulunmaktadır.

Her alan, kendi alanına özgü bazı durumlara sahiptir. Çok fazla ve birbirinden farklı alan olması, insanları ortak bir ‘Bilim Nedir?’ sorusuna götürmüştür. ‘Bilim Nedir?’ sorusu da gözlem ve yanlışlanabilirlik(falsification) kavramında birleşmiştir. Bu ortak sonuç, Bilim Felsefesi’nin geçmişten günümüze getirdiği sonuçtur. Bu sonuç neyin bilim olduğunu ve neyin olmadığını anlatmak isterken edinilmiştir.

Dolayısıyla bilim yöntemini izlerken, neyin bilim olduğunu ve nasıl uygulanacağını bilmek gerekliydi. Modern Bilim Felsefesi bunun cevabını vermiş durumdadır. Karl. R. Popper’in yanlışlanabilirlik (falsification) kavramı modern bilimlerde kabul görmüştür.

Geçmişte İyonya’da başlayıp günümüze kadar gelen Bilim Felsefesi dediğimiz olay neyi açıklamaya çalışmıştı?

Bilimin ne olduğunu ve neyin onun sınırları içerisine girdiğini. Çünkü ‘bilim’ adı verilen yöntemde izlenecek yolun ne olduğunun bilinmesi gerekliydi. Bu bilinmeden bu yöntem kullanılamazdı. Ayrıca bilim tanımına uymayan metafizik kavramlarda işin içine girerek bizi yanıltabilir ve konudan uzaklaştırabilirdi.

İnsan aklının en keskin ve harika ürünü olan bilim, dünyada gittikçe daha çok kabul görmekte ve bilim tabanında bir dünya yükselmektedir. Zaman geçtikçe hiçbir şey bilimden ayrı düşünülmemeye başlanmıştır.

Peki ya Türkçülük?

Türkçülük, kelimesi itibariyle Türk’ten taraf olmak demektir. Peki ya niye? Niye Türk’ten taraf olmak gereklidir? Sadece Türk olduğumuz için değil. Türk Milletine en fazla yararı sağlamak için de bu gereklidir.

Türkçülük: Türk Milletini refaha kavuşturmak, huzura erdirmek ve yükseltmek için başvurduğumuz bir yöntemdir. Türkçülük kavramını çok geç bir dönemde isimlendirmiş olsak da, bu isimlendirmeyi yapmadığımız dönemlerde de Türk Milleti’ne en fazla yararı sağlamak için Türkçülük yöntemi kullanılmıştır.

Türkçülük isminin olmadığı zaman dilimlerinde de bazı tarihi kişilerin Türkçülük yaptığını söyler ve bu yöntemi kullanmasından yola çıkarak onu Türkçü görürüz. Çünkü Türk Milletinin kendi yararını 19. yüzyıldan önce düşünmediğini düşünmek büyük bir saçmalık olacaktır. Bu yöntemin ismini çok sonraları koymuş olsak da tarih boyu Türk Milleti kendisi için bu yönteme başvurmuştur. Bugünkü Türkçülük anlayışıyla baktığımızda onlar çok berrak bir şekilde Türkçülük yöntemini kullanmış olarak gözükmektedir.

Türkçülüğün önemli isimleri tarafından Türkçülük, kurtuluş reçetesi ve ilaç olarak isimlendirilmiştir. Bu çok açık bir şekilde sorunları çözmek ve milleti kalkındırmak için kullanılan yöntem olduğunu göstermektedir.

Reçete, hastalıktan kurtulmanın yollarının yazılarak çözülmesini sağlayan bir yöntemdir.

İlaç, hastalıktan kurtulmak için kullandığımız kimyasallarla oluşturulan bir kurtulma yöntemidir.

Türkçülük, Türk Milletinin sorunlarını çözmek ve kalkındırmak için kullandığımız bir yöntemdir.

Bilim Felsefesinde olduğu gibi Türkçülükte de neyin Türkçülük olduğu veya neyin olmadığı düşünülen bir konudur. Türkçülük de Türk’ün var olduğu her alan da vardır. Bilimde olduğu gibi Türkçülüğün de nasıl yapılmasıyla ilgili bir tanımı olmalıdır.

Türkçülük de bu konuyu “Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından” cevabıyla çözümlemiştir.

 

O zaman Bilimde Türkçülük mü, Türkçülükte Bilim mi olmalıdır yoksa ikisi de ayrı yöntem olarak Bilim ve Türkçülük mü kalmalıdır?

İki kavram da farklı şeyleri ifade etmekle beraber, temelde benzerdir. Bilim kavramının içine Türkçülüğü sokamazsınız; çünkü Bilim, bilgi seviyemizi ve doğayı anlamlandırmak veya bazı durumlardan bir sonuç çıkarılmasını sağlayan bir yöntemdir.

Bilim bu sonuçlar içerisinde tanımlıdır. Bunun tersi olan Türkçülükte Bilim durumunu düşünelim. Türk Milleti’nin yararı ve onu kalkındırmak için kullandığımız yöntem olan Türkçülükte bilgi seviyemizi veya doğayı anlamlandırmak yararlı olur mu ?

Bilimde yeni teori geliştirmek veya yeni elde edilen bazı bilimsel sonuçlar Türklüğe hiçbir şekilde yararlı olmayabilir. Türklükle alakasız şeyler olabilir. Bunların aksine bulunan sonuç veya üretilen herhangi bir şey Türk Milleti’ne yararlı da olabilir. Ama onu üretmek veya bulmakla asla yararlı olmaz. Yani yararlı bir şey olsa da onun olması bir getiri sağlamaz,kullanılması gerekir.

Peki ne yapmak gerekir?

Türkçülük için bilim yapmak gerekir. Türkçülük, Türk Milleti’nin yararı için kullandığımız bir yöntem ise, bilimin ürettiği sonuçları Türkçülük yöntemiyle kullanmak gerekir. Yani elde edilen sonuçları Türk’ün yararına kullanmak.

Tabii ki de sadece elde edilen sonuçlara bakılmamalıdır. Türk Milleti’nin yararı için bilim yöntemiyle yeni bir şeyler elde edilmelidir, yani bilim yapılmalıdır!

Türkçülük ve Bilim, yapısı olarak benzer bir yapıya sahiptirler ama farklı şeyler yapmaktadırlar. Bu yüzden bu iki kavramın alanı başkadır.

Bilim yönteminin nasıl yapıldığı ve sınırları çizilmiştir. Yani neyin bilim olduğu bilinmektedir. Türkçülük için de aynısı geçerlidir.

Bilim, Türkçülük ile benzerdir. Çünkü ikisi de bir yöntemdir!

Bilim içinde Türkçülük, tanım ve kavramlar gereği olamayacaktır. Türkçülük içinde de bilim, tanım ve kavramlar gereği olamayacaktır.

Şu farkla ki;

Türkçülük, bilimin sınırları içine giremez. Ancak bilim, Türkçülük sınırları içerisine girebilir.

Türk Milleti’nin yararı için bilim yöntemine başvurmamız gerekebilir. Sadece elde edilen sonuçlarla değil, bilimde bir şeyleri üreterek de Türk Milleti’nin yararına iş yapmamız gerekebilir.

Bilim tabanında bir dünyanın  kaçınılmaz olduğu çok açık olduğu bu dönemde yukarıdaki cümleleri düzeltmek gerekir. Böyle bir dünyada bilim yöntemi gerekli değil zorunlu olacaktır.

O yüzden bu iki kavramın birbirine karışamayacağını bilerek, Türk Milleti’nin yararı için bilim yöntemi Türk Gençliğince, Türk Milleti’ne sağlanmalıdır.

Bilim nasıl dünyada gittikçe kabul görerek yaygınlaşıyorsa, Türkçülük de Türk Milleti tarafından gittikçe kabul görecek ve yaygınlaşacaktır.

Tanrı Türk’ü korusun.

 

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.