Atatürk Komünizmi Sınıfta Bıraktı | Hikmet Kıvılcımlı

Hikmet Kıvılcımlı, 1902 yılında Kosova’nın Priştine kentinde doğmuş komünist bir yazardır. 17 yaşında, Balkan Savaşı ve 1. Dünya Savaşı sıralarında iki defa el değiştirmiş olan Kosova’nın disipsizliğinden şikayette bulunarak Yörük Ali Efe’nin örgütünde Kurtuluş Savaşı’mıza katılmıştır. Buradan hareketle bugünkü Misak-ı Milli sınırlarımız içerisinde barınmaya başlamıştır.

Çeşitli politik yayınların da etkisiyle Komünist fikirlere yönelmiş, 1921 yılında TKP üyesi olmuştur. Böylelikle daha önce fikirlerinin şekillenmesine de sebep olan Aydınlık Gazetesi’nde yazarlığa başlamıştır.

1925 yılında Kürt Ayaklanmaları’nın baş göstermesi sonucu çıkarılan “Takrir-i Sükun” kanununda, Başbuğ Atatürk’ün -yaramaz- Türklük düşmanları için uygun gördüğü “Kürek Cezası”na tabii tutulmuştur. Kürek Cezası, Osmanlı’dan kalma, işe yaramaz kimseden faydalanma ve hapis cezasından daha verimli olan bir us teşkil biçimidir. On yıllık kürek cezasından birinci yılı infaz edildikten sonra çıkarılan af serbest kalmasına neden olmuştur.

1927 yılında Vedat Nedim Tör ve Şevket Süreyya Aydemir partiden ayrılmış, ayrılırken de komünistlerin kirli çarşafları olarak nitelendirebileceğimiz TKP arşivini polise ihbar etmiştir. Bunun sonucunda Kıvılcımlı ve tüm parti üyeleri tutuklanmış, bir süre tutuklu kalmışlardır.

1929 yılında birtakım komünist kimselerin sokaklara komünist propaganda afişleri yapıştırılacağı öğrenilir, bunun sonucunda Kıvılcımlı ile beraber beş komünist göz altına alınır. Burada dört buçuk yıl tutuklu kalmıştır.

1937 yılında “Demokrasi Türkiye Ekonomi ve Politikası” isimli broşürü, Atatürk’ün kararı ile “zararlı” bulunmuş ve “yasak” edilmiştir.

1938 yılında, Paşa vefat etmeden önce Nazım Hikmet’in donanma fiyaskosu sonucu 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.

Konunun dışında olarak, sosyalist komünist falan olduğunu tescillemek adına çok sonraları Brezhnev’e yolladığı mektuptan bahis açmalıyım:

“Savunma hakkımın gerçekleştirilmesini sizden bekliyorum.Çünkü beni suçlayanlar,zuumlarınca sistemli olarak ve sinsi bir yomsuzlukla proletarya kalesinin heybetli gölgesi ardına,SSCB’nin büyük otoritesi ardına gizleniyorlar:Yoldaş Kosigin kimilerini “Türk Komünist Partisi” mümessili diye piyasaya sürüyor. SSCB’nden en çok esinlenen Sosyalist devletler,beni suçlayanların koordinatörleri imişler gibi,beni,-söz yerinde ise- idam ediyorlar.İstenen şey samedani bir şefaat ve merhamet değildir.Zaman zaman “yanardağ bacasından patlayan”,ama en küçük burjuvaca parçalanışlar yüzünden başarı kazanamayan bir ülkedeki dramatik durumun anlaşılışı isteniyor. Ölüm döşeğinde olsam bile,her türlü davalaşma ve karşılaşma için hazırım. Sizin Sosyalist adaletinizi umabilir miyim.

Selamlar,Yoldaş.

 30 Eylül 1971”

Görüldüğü üzere, kendisi Sovyetlerle de mektuplaşmış, tescillenmiş samimi bir solcudur. Başbuğ Atatürk iktidarı, kendisini pestile çevirmiş, onun devlet şuuru bu komünisti hayatından bezdirmiştir.

Bugünkü komünistlerin dikkatine!

Atatürk, görüldüğü üzere döneminde yaşayan komünistlere hayatı zindan etmiş kahraman bir Türk kumandanıdır. Atatürk şuuru bugün -Atatürkçü- ya da -Kemalist- sıfatıyla kendini nitelendiren birtakım güruhlarla tamamen alakasızdır.

Atatürk iktidarı demir gibi serttir, Türkçü ve merttir!

“Fakat ihtimal; bazı kafalar kesilecektir!”

Atatürk’ün komünizme ve komünistlere bakışını anlatacağım yazı dizim devam edecek. Esenlikle, takipte kalın!

Nurettin Demiral

Nurettin Demiral

Bir adım daha ilerisi için, hayal kurmayıp hedef seçen Türkçü - Turancı genç.
Nurettin Demiral

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.