ASELSAN Mühendisleri ve Çıkmazlar  

ASELSAN yani Askeri Elektronik Sanayi 1975 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı tarafından kurulmuş, günümüzde savunma sanayi konusunda umudumuzu taşıyan bir kuruluştur.ASELSAN kurulduğu günden bu yana birçok başarılı projeye imza atmış fakat başarılı projelerinden çok bünyesinde çalışan mühendislerin esrarengiz ölümleri ile gündeme gelmiş,millet ASELSAN’ı faili meçhul cinayetler ile tanımıştır.

ASELSAN bünyesindeki ilk faili meçhul, intihar görünümlü cinayetler 2006 senesine başlamıştır.

Hüseyin Başbilen 31 yaşında Kriptoloji uzmanıdır. Henüz daha 2 aylık evli iken Ankara Pursaklar civarında aracının içinde boğazı ve bileği kesilmiş şekilde bulunmuştur. İntihar etmek için bir sebebi bulunmayan, yeni evli Hüseyin Başbilenin ölümü raporlara intihar olarak geçmiştir.

ODTÜ’de makine mühendisliği okuyup, şeref listesinden mezun olan Hüseyin Başbilen ASELSAN’da mühendis olarak çalışmaya başlamıştır. Hüseyin Başbilen Aselsan’da suikast silahı olarak bilinen “KANAS’’ silahı üzerinde çalışmalarını sürdürmekteydi. 4 Ağustos 2006 tarihinde evden işe gidiyorum diye çıkmış kendisinden 3 gün boyunca haber alınamamıştır. 3 gün sonra Ankara/Pursaklar da vatandaşın ihbarı üzerine aracında ölü bulunmuştur.

Hüseyin Başbilen’in KANAS silahı için gece görüş dürbünüyle ilgili çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Bu çalışmalardan en çok bilineni gece atış yapılmasını sağlayan çelik nişan dürbünüdür.Kanasın yanı sıra, Milli Tank projeleri, gece görüş dürbünleri ve F-16 projelerinde de çalışmaları bulunmaktaydı. Aynı zamanda bir milli yazılım projesi üzerinde de çalışmalarını sürdürmekteydi. Türkiye’nin bir milli yazılım üretmesi ve aynı zamanda farklı bir tank üretmesi için birilerinin işine gelmeyecekti. Yazılım ve kriptoloji üzerindeki bu çalışmalarda birilerinin gözüne batmış olacak ki, bizim değerimiz olan bu mühendisi göz göre göre yitirdik.Devlet için kritik görevler icra eden mühendisimizin korunamaması ise acı ve düşündürücü bir olaydır. Mühendisimizin ölümü adli tıp raporunda intihar olarak geçmiş ve ölümünün araştırılmasına takipsizlik kararı çıkarılmıştır.

Olay yeri inceleme raporunda ise birçok çelişki bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi İntihar Mektubunun yazılmış olduğu Flash Diskin Hüseyin Başbilenin çalışma masasında bulunması sonrasında ise duruşma esnasında Jandarmalar tarafından kaybedilmesidir. Flash Diskin duruşmaya konu olmasının sebebi de intihar mektubunun hangi tarihte yazıldığının öğrenilmek istenilmesidir. Bu olay sonrasında Flash Diski kaybettiği öne sürülen 2 Jandarma adli görevi ihmal suçundan yargılanmış fakat Flash Disk bulunamamıştır.

Diğer bir çelişkide intiharın şeklidir. Olay yeri tespit raporuna göre, boğazı ve bileği kesilerek hayatını kaybeden Başbilen’in kanının aracın sağ ön konsolunun altına doğru 90 derecelik açıyla aktığı öğrenildi. Başbilen’e ait kan damlalarına aracın tavan, koltuk ve kapı yanlarında rastlanmazken, ‘boğazını keserek intihar eden bir kişiden çıkan kan damlaları nasıl olurda hiçbir tavan ve yan cisimlere sıçramaz?’ sorusunu akıllara getirdi. Bu da Başbilen’in boğazının aracın ön tarafına ikinci bir kişi tarafından tutularak kesildiği savını güçlendirmiştir.

Hüseyin Başbilen’in ölümü, Milli Tank projesi ile ilgili sunum yapacağı güne denk gelmiştir. Bu tesadüf de ölümü üzerindeki cinayet şüphesini kuvvetlendirmektedir. 15 Temmuz olayından sonra bazı haber site ve kanalları bu olayı FETÖ terör örgütünün gerçekleştirdiğini söylemiştir.Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Hüseyin Başbilenin ölümü ile ilgili “intihar” kararı vererek dosyayı kapatmıştır.

6 ay sonra 16 Ocak 2007 tarihinde,29 yaşındaki ODTÜ’den mezun olarak Elektrik Mühendisi olan Halim Ünsem Ünal,aracın içinde babasının tabancasıyla kafasından vurulmuş şekilde ölü olarak bulunmuştur. Ölümünün intihar mı yoksa cinayet mi olduğu soruları halen sorulmaktadır. Ünsem Ünalın ölümü ise adli kayıtlara intihar olarak geçmiştir. Ölümünden sonra diğer mühendislerin ölümünde söylenen gibi psikolojik rahatsızlığının olduğu ileri sürülmüştür.  Evliliğine birkaç gün kalan Halim Ünsem Ünal’ın durduk yere intihar etmesi akıllarda soru işareti barındırmaktadır.Halim Ünsem Ünal F-16 savaş uçaklarının modernizasyonu, komuta kontrol ve şifreleme sistemleri üzerinde çalışmalarını sürdürmekteydi.

Halil Ünsem Ünal’ın ölümünden 10 günsonra (26 Ocak 2007) Elektrik Mühendisi Evrim Yançeken 26 yaşında evinin balkonundan atlayarak intihar etti ya da öldürüldü.Ölümünden sonra Evrim Yançeken’in (26) annesi Melek Yançeken oğlunun bu kurumda çok mutlu olduğunu ve çalışmak istediği tek yerin Aselsan olduğunu söylemiş, ölümü ile ilgili gelen sorular üzerine, konuşmak istemediğini söyleyen anne Yançeken, “Acımız çok yeni. Ancak oğlumun hayali her zaman ASELSAN’da çalışmaktı” demiştir.

Evrim Yançeken de diğer Mühendisler gibi ODTÜ mezunuydu. Şifre çözme konusunda uzman bir mühendisti. O zamanki adıyla MST Grubu, yani Mikrodalga ve Sistem Teknolojileri departmanında çalıştığı bilinmektedir. Bu birimin yaptığı çalışmalar arasında da radar sistemleri ile füze rampalarının yazılım ve donanımına ilişkin önemli projeler olduğu söylenilmektedir.

Yüksek lisans yapan genç mühendisin, uzun süredir tez için çalıştığı ve bu nedenle ( diğer Mühendislerde olduğu gibi) psikolojisinin bozulduğu iddia edilmiştir. Bir de intihar notu bırakan Yançeken: ‘Artık dayanamıyorum. Psikolojim çok bozuldu. Yüksek lisans tezimle ilgili büyük sıkıntılar yaşıyorum. İntiharımdan kimse sorumlu değil. Ailemin üzülmesini istemiyorum.’’ demiştir. Ölümü kayıtlara intihar olarak geçmiş fakat şüpheler halen sürmektedir.

Bilgisayar Mühendisi olan Burhaneddin Volkan ise askeri görevde iken nöbetçi silahı ile intihar etmiştir. Daha doğrusu kayıtlara bu şekilde geçmiştir.

Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nde okuyan Burhaneddin Volkan 2005’te üniversiteyi bitirdiği yıl işe başladığı Aselsan’da iki yıl Komuta Kontrol ve Haberleşme Yazılım Mühendisliği’nin Uçak Komuta Kontrol Merkezi bölümünde çalışmıştır. Sekiz mühendis arasında en başarılı ikinci isimdir. Üç arkadaşının intihar ettiği dönemde hastalanan ve ağır psikolojik sorunlar yaşayarak ailesinin yanına dönen Volkan, yakınlarına sniperler tarafından öldürüleceğini anlatmaktaydı. Volkan görev yaptığı Bando Okullar Komutanlığı’nda 7 Ekim 2007’de nöbetçi subay odasında Vzör marka silahla intihar etti. Komutanlarının Volkan’a intihar ettiği gün izin vermediği belirtildi. Eşi ve ailesinin şikâyeti üzerine Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı soruşturma başlattı. Askeri Savcı Ömer Taha Özkan, Volkan’ın eşinin, babasının ve birlikte çalıştığı arkadaşlarının ifadelerine başvurdu.

Hasan Öksüz ise öldüğünde 45 yaşındaydı.  ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden dereceyle mezun olmuş ve yaklaşık 15 yıldan bu yana da ASELSAN’da önemli projelerde görev almıştı. Mikro elektronik güdüm ve elektro optik projeler üzerine çalışmalar yapmıştı. 25 Ocak 2013’te Ankara’da geçirdiği trafik kazası sonrası hayatını kaybetti.Uzun süredir ‘takip ediliyorum’ endişesi yaşadığı belirtilen Öksüz’ün eşi ve çocuğunu 1 yıl önce Kahramanmaraş’a göndermesi, kazanın suikast olabileceği yönünde kuşkulara yol açtı.  Kazanın ardından olay yerinde Hakan Öksüz’ün kimliğinin, cüzdanının, hatta cep telefonunun dahi bulunmaması da ayrıca düşünülmesi gereken bir konudur.

Yakınlarının anlattıklarına göre, ASELSAN mühendislerinin üst üste intihar ettiği 2006-2007 yıllarında Öksüz de ölümden döndü. Ankara Keçiören’de bir marketten alışveriş yaptıktan sonra önü, kimliği belirsiz kişiler tarafından kesilen Öksüz, zorla bir araca bindirildi. Banka kartları gasp edilerek zorla şifresi alındı. Kimliği belirsiz kişiler, aynı gün Öksüz’ün bütün hesabını kartından nakit para çekerek boşalttı. Boğazı kesilen Öksüz, bir köprü altına atıldı. Sabah saatlerinde temizlik görevlilerinin ölü bir ceset sandığı Öksüz, hastaneye kaldırıldı ve uzun süre tedavi gördü. O dönem olayın üzerinin kapatıldığını düşünen yakınları, polisin de gerekli hassasiyeti göstermediğini, hatta tutulan tutanağa Öksüz’ün ‘olayı hatırlamadığının’ yazıldığını belirtmektedirler. Bu olaydan sonra psikolojisi bozulan Öksüz’ün çalıştığı uluslararası güvenlik projelerinden alınarak daha alt birimlerde görevlendirildiği bilinmektedir.

28 yaşındaki Erdem Uğur ise Aselsan’da ölçüm ve kalibrasyon mühendisi olarak çalışmaktaydı. Aynı zamanda telefon dinlemelerini engellemek üzerine çalışmalar yaptığı da bilinmekteydi. Erdem Uğur bir gün rahatsız olduğu için izin aldığını ve işe gelemeyeceğini arkadaşlarına mesaj yolu ile söylemiş fakat bir süre sonra arkadaşları kendisinden haber alamayınca Çankaya’daki evine gelmişler fakat burada kapıyı açan olmamıştı. Bunun üzerine arkadaşları polise haber vermiş polis ekiplerinin yardımı ile girilen evde Erdem Uğur’un cesedi ile karşılaşmışlardır. İçeri girdiklerinde Erdem Uğur üzerinde battaniye ile birlikte yatağında ölü olarak yatmakta ve yatağının yanında mutfak tüpü ve hortum bulmuşlardır. İlk belirlemelere göre, Erdem Uğur’un gaz zehirlenmesi sonucu öldüğü ifade edilmiş olay ile ilgili soruşturma başlatılmıştır. Bu ölümde kayıtlara intihar olarak geçmiştir.

 

Aselsan cinayetleri ile ilgili kitap yazmış olan gazeteci Melih Duvaklı yazılım konusunun önemi hakkında şöyle diyor:

“Bir uçak aldığınızda, uçağın komuta merkez sistemi sizin elinde değilse yarın savaş çıktığında bunlar o silaha istedikleri şekilde müdahale edebilirler. En bariz örneğini Irak’ta gördük. Saddam Hüseyin, uçaklarını ABD’den aldığı için uçaklarını savaş esnasında kaldıramadı. Bizde kendi komuta sistemlerimizi ve yeni yazılımlarımızı geliştirme kararını hükümet 2004 yılında aldı. O dönemde kararlar verildi. Bu mühendislerde tam bu şifreleme sistemleri üzerinde çalışırlarken hayatlarını kaybetti.”

Günümüz dünyasında artık işgaller fiili şekilde gerçekleşmemektedir. Bir ülkenin saldırı ve savunma sistemlerini ele geçirdiğinizde o ülkeyi işgal etmişsiniz demektir. Ya da genelleyecek olursak bir ülkenin sistemlerinin kontrolü başka ülkenin güdümünde ise,işgal sadece topraklarına asker sokmak ile olmadığı anlaşılacaktır.

Görüldüğü üzere kritik alanlarda görev yapan mühendisler peş peşe ölmüş veya öldürülmüş, bu durum bir süre sonra intihar olarak kayıtlara geçilerek konu kapatılmaya çalışılmıştır. İnsanlar bazen bozuk bir ruh hali içerisine girebilirler. Bunun sonucunda intihar eden insanların sayısı hiç de az değildir fakat iyi eğitim almış, belirli bir hedefleri olan ve çok önemli bir alanda görev yapan bu mühendislerin intihar etmiş olması ne kadar gerçekçidir. Mühendislerin çalıştığı konulara bakıldığında ise bu projelerin gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin savunma ve silah sanayide ne kadar ileri gideceği ortadadır.  Türkiye’nin bu durumundan hangi ülkelerin rahatsız olacağı ve silah ticaretinin etkileneceği hepimizin malumudur. Sorulması gereken son bir soru ise ABD destekli FETÖ terör örgütünün bu cinayetlerle bir bağlantısı olup olmadığıdır.

Kerem PARILDAR 21/11/2017 tarihinde esrarengiz bir şekilde hayatını kaybetti. Uzun aradan sonra yine bir gizemli intihar vakası gerçekleşti. Uzun aradan sonra Aselsan firmasının en değerli şirket olmasının ardından bu yaşanan gelişme akıllarda soru işareti bırakmaktadır. Kerim PARILDAR ve diğer ASELSAN Mühendislerimizin ruhları şad olsun.

 

İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR

Türkçü-Turancı. Çeşitli mühendislik ve bilim alanlarında Türk uğruna savaşmayı hedeflemiş bir Genç Atsız.
İbrahim ÇAPAR

İbrahim ÇAPAR son yazıları (Hepsini Gör)

Yorum Yap

Yorum yapmak için lütfen Giriş yapın.